• $7,426
  • €9,0108
  • 442.726
  • 1535.82
19 Ocak 2011 Çarşamba

Bütçe performansı başarılı!

Bu hafta başında Maliye Bakanlığı aralık ayı ve 2010 toplamına ilişkin bütçe gerçekleşme rakamlarını açıkladı. Buna göre 2009'un Aralık ayında 4.8 milyar TL olan aylık açık, geçen yılın aynı ayında 14.3 milyar TL'ye zıplamış. Böylece yıllık Merkez Yönetim bütçe açığı toplamda 39.6 milyar TL olarak gerçekleşmiş. 2009 yılında bu toplam 52.2 milyar TL idi. Yani aralık ayındaki 10 milyar TL'lik zıplamaya rağmen bütçe açığı nominal olarak azalmış.

Bütçe açığında aralık ayında görülen yüksek artış, ötelenen harcama kalemlerinin muhasebeleştirilmesinden kaynaklanıyor. Yoksa aralık ayında bir anda kamunun muslukları açılıp seçim harcamalarına başlanmış değil.

Geçen yıl bütçe açığı hedefi 50.2 milyar TL olarak belirlenmişti. Ancak bütçedeki iyi performans bu hedefi aşağıya çekmiş ve  44.2 milyar TL olarak revize edilmişti. Bugün bütçe açığının hedefin yüzde 78'inde kaldığını görüyoruz.

Benzer şekilde, faiz dışı fazla kaleminde de 5.3 milyar TL olarak güncellenen hedef aşılarak toplam 8.7 milyar TL'lik fazla verilmiş. Geçen yılın toplamında sadece 1 milyar TL'lik faiz dışı fazla gerçekleşmiş. Ancak, daha önceleri de sık sık vurguladığımız gibi, faiz dışı fazla kaleminin kamu borç oranındaki düzelmelerin ve faiz oranlarının tek basamaklı seviyelere düşmesinin ardından eski önemini kaybetti. Artık toplam bütçe açığı daha önemli.

Aşağıdaki grafikte 2004'ten bu yana Merkezi Yönetim bütçe açığının GSYH oranı olarak izlediği seyir yer alıyor. GSYH oranı olarak bütçe açığına baktığımızda 2010 yılındaki yüzde 3.6 seviyesindeki açık, 2005-2008 dönemine göre daha kötü. Ancak 2009 yılında yüzde 5.5'e yükselen açığın, 2010 yılında yüzde 3.6'ya düştüğünü görüyoruz. Tabii 2010 yılına ilişkin oranı tahmini verilere göre hesapladık.

AB kriterlerinde baz alınan yüzde 3 seviyesine de oldukça yakınlaşmış durumdayız. Bu oranı birçok AB üyesi tutturamıyor. Bu şartlar altında 2010 yılını kamu maliyesi açısından başarılı bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebiliriz. Zaten bu durum uluslararası kurumların ve kredi derece kuruluşlarının da raporlarına girmiş durumda. Bu açıdan yaklaşan seçimlerin bütçe tablosunu nasıl etkileyeceği merakla ve dikkatle izleniyor.

Diğer yandan, grafiğe eklediğimiz iki ana gider kalemindeki gelişmelere dikkatle bakmakta fayda var. 2001 krizinin ardından GSYH'nın yüzde 17'sini aşan faiz ödemeleri hızlı bir düşüşle 2005'te yüzde 7 seviyesine gerilemiş. Son dönemde düşüş trendi hızını kaybetse de, faiz ödemelerinin GSYH'ya oranı 2010 yılında ilk defa yüzde 5'in altına inmiş. Bu son derece olumlu bir gelişme. 1990'lardaki savruk bütçe politikalarının sonucu olarak ödenen aşırı faiz yükü hem yatırımları, hem ekonominin genelini olumsuz etkiliyordu. Son on senede gerçekleşen 12 puanlık toparlanmanın bütçe disiplininin bir sonucu olduğunu unutmamamız gerek.

Grafikte de görüldüğü üzere, bütçedeki en büyük gider kalemi artık faiz ödemeleri değil, sosyal güvenlik açığı finansmanı. 2010 yılında kısmi bir düzelme söz konusu var ancak bu durum GSYH'da görülen büyümenin bir sonucu.

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı