• $7,3856
  • €8,9733
  • 442.685
  • 1546.7
09 Ekim 2012 Salı

Banka belası için çeşitli reçeteler yazılıyor

Dün Avrupa'da bankacılık sektöründe reform konusuna girizgah yaptık. Bilindiği gibi tüm gelişmiş ülkeler bankacılık sektörü kökenli finansal sorunlar yaşamakta ve global ortamda, hemen her ülkede bankacılık sektöründe yeni reform girişimleri bekleniyor. 
Bankacılık reformu denince ilk akla gelen geniş kapsamlı düzenleme 1933 yılında çıkartılan ve FDIC denen ABD Mevduat Sigortası otoritesini de kuran bankacılık kanunudur. Bu kanunun en önemli hükümleri ticari bankalar ile menkul kıymet şirketleri arasındaki ilişkileri düzenleyen 4 ayrı ve önemli maddesidir. Teknik bir tabirle bu kanun ticari bankacılık ile yatırım bankacılığını birbirinden ayırmış ve aralarına bir duvar çekmiştir. Ancak 1999  yılında Gramm-Leach-Bliley tarafından çıkartılan yeni kanunlarla Glass Steagall Act'in en önemli maddeleri yumuşatıldı ve birçok kimse bunun ABD'de 2008 krizinin çıkmasına önemli ölçüde yol açtığını gündeme getirdiler.
2008 finansal krizinden sonra ABD'de bankacılık konusunda en önemli reform girişimi 2010 tarihli Dodd-Frank önerisi 'Wall Street Reform and Consumer Protection Act' olmuş ve Glass Steagal kanununi düzenlemelerinin ruhu bu düzenlemelerle yeniden gündeme gelmiştir.

İLK ÖNERİ VOLCKER RULE
Bugün bankacılık sistemi reformu denildiği anda dünyada Glass-Steagall düzenlemelerinden önemli ölçüde etkilenen üç ayrı güncel rapor ve  tavsiye ön plana çıkmaktadır.  
Eski Merkez Bankası Başkanı'nın adını taşıyan  'P. Volcker Rule' adlı öneri genel olarak konut ipoteği, seküritizasyon ve trading faaliyetlerini bankadan ayrı bir kurum şeklindeki finansal şirketlere aktarmak ve sadece dar kapsamlı banka  şeklinde kurumlara mevduat sigortası sağlamak, böylece ticari bankacılık  ile yatırım bankacılığı hizmetlerini birbirinden ayırmak olarak görülebilir. Tabii ki bu tür bir yaklaşımın bir maliyeti de vardır: Mesela mevduata daha az getiri sağlanması, ortalama kredi maliyetlerinin artması ve kredi arzının daralması gibi sorunlar ve sistemik riskin katı regülasyona tabi bankacılık kesiminden dışarıya itilmesi gibi. Volcker Rule bankaların kendilerine kar sağlamak için yaptıkları 'proprietary trading' faaliyetlerini de korunan  bankalara yasaklanmış olmaktadır. Böylece bankalarda riskli olanla, riskli olmayan  bir koruyucu duvar ile ayrılmış  olmaktadır.

TABİİ BİR DE BASEL III VAR
İngiltere'de 2011 yılı eylül ayında açıklanan ve Sir John Vickers tarafından yönetilen Independent Comission on Banking tarafından Cabinet Committee on Banking reformun çerçevesinde yönetilen raporda tavsiye edilen ilkelere de Vickers Rule denmektedir. Buna göre perakende mevduatlar ve küçük ve orta çaplı şirketlerin mevduatları korunmaya alınacak ve bir bahçe duvarı yani 'Ringfence' ile tüm riskli faaliyetlerden korunacaktır. Yatırım bankacılığı aktiviteleri, türev ürün işlemleri, borç ve hisse senedi underwriting faaliyetleri ve hisse senedi ticareti türü işlemler duvarın öbür tarfında ayrı tutulacaktır. Bankalar riskli varlıklarının yüzde 10 kadarına eşdeğer en üst kalitede sermaye bulunduracaklardır. 
Son kural ise 2 Ekim 2012'de açıklanan ve E.Liikanen adlı Finlandiya Merkez Bankası Başkanı tarafından yönetilen geniş bir komitenin hazırladığı ve Liikanen Rule adı konan tavsiyeler olmuştur. BLiikanen Grubu da bankaların riskli işleri için ayrı ve yeterli büyüklükte sermaye tutmaları gerektiğini vurgulamış ve perakende bankacılık ile yatırım bankacılığını ayırmayı tavsiye etmiş bulunuyor. Liikanen tavsiyelerine göre riskli işlerin karşılığı olmak üzere yüksek sermaye bulundurulmalıdır. Bu sermaye gerektiren riskli işler arasında Volcker Rule tarafından önem verilen bankaların kendi hesaplarına yaptıkları trading faaliyetleri ile Vickers Rule tarafından riskli bulunan belli boyuttaki türev ürün aktiviteleri de bulunmaktadır.
Liikanen önerileri Avrupa Komisyonu tarafından incelenmeye başlandı ve tabii bir de İsviçre'den fışkıran Basel 3 yaklaşımı gündemde. Avrupa Komisyonu, diğer tarftan da, Avrupa için bir Bankalar Birliği ve yeni sermaye yeterliliği standartları konusunu incelemekte!
Yarın Basel 3 ve diğer yaklaşım önerilerini regülasyon ne boyutta olmalı, kompleks ve geniş kapsamlı mı, yoksa  pragmatik  ve sınırlı sayıda mı kriteri açısından  inceleyeceğiz. Bu yazı dizisinde tartışılan konuların ülkemizi de etkileyeceğini de düşünmek zorundayız!

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kırıkkale'de polis merkezi önünde silahlı kavga: 1 yaralı

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı