• $7,3933
  • €9,0065
  • 440.608
  • 1542.45
08 Ekim 2012 Pazartesi

Bankacılıkta reform geliyor!

Türkiye'de 1994 kriz yılında 3 ve  2001 kriz yılında 30 kadar banka batmıştı. Tabii bankalar mı krizi çıkardı, yoksa kriz mi bankaları batırdı bu ayrı soru. Son 2001 krizimiz çıktığında dünyada kriz yoktu ve biz önemli ve sert bir reaksiyon kanunu yapısı getirerek, yeni bir kanuni çerçeve çıkartarak bankaların bir daha krize girmesini engelledik. Tabii IMF'den gelen 40 milyar dolarlık kredi desteği de önemli katkı yaptı.
Yani 2008-2009'da bizde bankacılık sorunu yoktu. Kamu maliyesini de toparlamıştık.
2001 sonrasında biz ekonomik yapıyı sağlamlaştırmış olmakla beraber, gene de 2009 yılında dünyadan etkilendik ve yüzde 4.7 daraldık, çünkü ihracatımızın yüzde 60 kadarını yaptığımız Avrupa batıyordu. İhracat yapamayınca sanayi sektörü durdu.
2010 yılında ise iç taleple tüketim ve yatırımı artırarak yüzde 10 civarında bir büyüme sağladık. 2011 yılında da yüzde 8.5 civarında bir büyümeye ulaştık. Böylece büyümede  Avrupa şampiyonluğunu elde ettik.
Bu aşırı büyümenin faturası dış denge açığında GSYİH oranı olarak yüzde 10 gibi çok yüksek bir düzeye çıkma oldu. Büyümenin motoru da iç talebi artıran, dış finansman, yani sıcak para kökenli kredi artışı oldu. Yani kredi balonu!
Bunun üzerine Merkez Bankası'nda Başkan Durmuş Yılmaz ve ondan sonraki MB yönetimi,  BDDK, TMSF  ve Maliye Bakanlığı, kredi balonunu frenleme önlemleri aldılar ve bu arada da pek alışılmamış ve ülkemizde pek bilinmeyen 'makro ve mikro ihtiyati önlemler' sepeti de gündeme geldi. Uzun zamandır uyguladığımız enflasyon hedeflemesi ve kısa vadeli faiz aracı gereken stabilizasyonu sağlayamamıştı. Eklektik bir güncel politika ile 2011 yılının ikinci yarısından itibaren bankalardaki kredi balonunu kontrola alabildik ve sonunda 2012 yılında yüzde 4 düzeyine düşürmeyi hedeflediğimiz  büyüme yüzde 3 civarında gerçekleşecek.
TÜRKİYE DÜNYADAN AYRIŞTI
Ancak ABD bankacılık konusunda baştan kararlı davranmış olsa da, Avrupa bankacılık reformunu bir türlü yapamadı ve Avrupa tüm dünyayı tehdit edecek şekilde hem bankacılıkta hem de kamu maliyesinde büyük sorunlar yaşamaya başladı. Bu ortamda Türkiye dünya genelinden de ayrışmıştı. Biz parasal genişleme ve krediyi kısıp, büyümeyi yavaşlatmaya çalışlıyorduk. ABD ve Avrupa ise tersine para politikasını gevşetip büyümeyi yeniden sağlamak, işsizliği düşürmek peşinde idi. Ama ABD ve Avrupa'da  bankacılık sisteminde yeni regülasyon, denetim, gözetim ve yapı değişikliği reform önlemleri  yaklaşımı getirilmek zorunda da idi. 
2010 yılında ABD bankacılık sistemi varlıkları 8.6 trilyon euro idi (karşılaştırma için euro alınıyor). Bu da kabaca ABD GSYİH sayısının yüzde 80 kadarı idi. ABD 2008 ve 2009 yıllarında bankacılık sektöründe ciddi boyutta yeniden yapılanma adımları attı ve daha da çöküşü önemli ölçüde frenledi. Bankalar yeniden kar etmeye başladılar ama risk algılaması nedeniyle pek  kredi vermek niyetinde değildiler.
KORKU, ÖNLEM ALDIRMIYOR
Bu arada belirtelim Türkiye'de de bankacılık varlıkları GSYİH oranı olarak yüzde 94 değerini aşmıştı (Mart 2012 verisi  yaklaşık  500 milyar euro kadar). Halbuki Avrupa Birliği'nde bankacılık varlıkları çok çok daha yüksekti. 42.9 trilyon euro kadar hesaplanıyordu ve bu da GSYİH oranı olarak yüzde 350 civarında idi. Avrupa da ABD de gerekli bankacılık önlemlerini alamıyordu. Bir tarafta Basel 3 pişmekte idi, diğer taraftan ABD'de Volcker Kuralı, İngiltere'de Vickers Kuralı ve Avrupa'da da şimdi son gündeme gelen Liikanen Kuralı gibi farklı risk kavramlarına dayalı bankacılık reformları gündemdeydi. Bu kurallar büyük çapta ABD'de geçmişte uygulanan (kabulü 1933) ve sonra da önemli dört maddesi kaldırılmış olan (kaldırma 1999) Glass-Steagall lakaplı bankacılık kanunu benzeri sınırlamalar getiriyor (bankacılık ile sermaye piyasası hisse senedi işlemlerinin ayrılması mesela) ve bankaları küçültmeye, riskli faaliyetlerini sınırlamaya ve yapıları bölmeye çalışıyordu.  Diğer taraftan da yeni regülasyonlar geniş ve detaylı mı olmalı, yoksa birkaç temel ilkeye dayanıp bankaları da boğmayan uygulanabilir kurallar mı olmalı tartışması gündeme geliyordu. Yarın  global bankacılıkta son reform yaklaşımı gündemi  önerilerini sütuna alacağız.

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu