• $7,4201
  • €9,0002
  • 442.388
  • 1540.21
30 Kasım 2011 Çarşamba

Baroları bekleyen öteki tehlike

Avukatlık mesleği üzerinde başlayan can alıcı tartışma, 'ithal avukat' konusuyla sınırlı değil.
Hemen hatırlatalım ki, henüz ortada bir 'taslak' bile yok... Ama Türkiye Barolar Birliği'nin 'bir çalışmanın konu başlıkları' olarak tartışmaya açtığı metin; hukuk sistemimizde öyle yapısal değişikliklere işaret ediyor ki, arka planda bugünden açıkça görünmeyen bir iradenin durduğu kanısını uyandırıyor.
Böyle bir irade var mı, varsa neyi temsil ediyor bekleyip göreceğiz. 
Beklerken de baroların yönetim yapısında köklü değişiklik öneren bir maddeyi paylaşalım:
'Baro organlarının seçiminde nispi temsil sistemi.'
Bugünkü Avukatlık Kanunu'na göre, bir baro seçimi yapıldığında en fazla oyu alan, baro yönetiminde söz sahibi oluyor.
'Baro yönetimi nispi temsille oluşsun' diyenler, mevcut sistemi antidemokratik buluyor.
Nispi temsil savunucuları, 'İkinci sırada gelen grup kaç oy alırsa alsın, baro yönetiminde temsil edilemiyor' diyerek, baro seçimlerine katılan her grubun, yönetimde temsil edilmesini istiyor.
Buraya kadar makul gibi görünüyor, değil mi?
Ama 'ithal avukat' tartışması nedeniyle TBB Başkanı Ahsen Coşar'ın 'vehim içinde' diye nitelediği Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu çok net bir şey söylüyor:
'Yönetim kurulları icra organıdır. İcra organları nispi temsille oluşmaz' diyor. Ayrıntıları şöyle veriyor:

İCRADA NİSPİ TEMSİL OLMAZ

'Nasıl, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde veya dünyadaki herhangi bir hükümet, bakan dağıtımını, siyasi partilerin aldığı oy oranına göre yapmıyorsa, barolar da seçime giren grupların oylarına göre yönetim kurulu dağıtamaz. Çünkü icra organıdırlar. Nispi temsil, temsilci seçtiğiniz yerlerde olur.'
Nispi temsili savunanlar, tezlerini baro seçimlerine 'grup'ların katılmasına dayandırıyor. 'Her grup yönetimde neden temsil edilmesin ki?' diyor.  Bunu hatırlattığımda Feyzioğlu'nun yanıtı:
'Barolarda temsil yoktur. Her avukat gelir, kürsüye çıkıp konuşma yapabilir. Doğrudan oy verir. Bahsedilen o gruplar gayri resmidir. Kütükte tescili olmaz. Bizi meslek sorunları bir araya getirir. O gruplar da bu sorunları algılayış biçimlerine dair, fiili, gönüllü gruplaşmalardır.'

BARONUN İHTİYACI GÜNLÜK SİYASET Mİ?
Feyzioğlu'nun dediği gibi icra organları, doğası gereği nispi temsille oluşamıyorsa, buna bir zemin yoksa böyle bir talebi gündeme taşımanın mantığı ne olabilir?
Tablo açık. Nispi temsilin hayata geçmesi, baroları kaçınılmaz biçimde günlük siyasete açacaktır.
Ve böyle bir sistem, siyasi partilere yakınlık, uzaklık gibi avukatlığın temel sorunlarıyla doğrudan ilgisi olmayan tartışmaları başlatacak.
Oysa barolar niye var? Baroların, avukatlık mesleğinin yakıcı sorunlarını çözmek gibi temel bir derdi ortada dururken, acil ihtiyaç, siyasi partilere yakınlığa göre şekillenecek bir yönetim biçimi midir?
'Baroya nispi temsil' talebi; tıpkı 'ithal avukat', 'işçileşecek avukat', tıpkı bir savcı-yargıç eğitim alanı olan Adalet Akademileri'nde avukatların da eğitim görmesini istemek gibi; birbiriyle entegre yeni politikalar demetinin unsuru olarak görünüyor...
Feyzioğlu'nun 'Bütün baroların temsilcilerinden oluşan bir komisyon kuralım. Mesleğimizi ilgilendiren yeni yasa taslağı çalışmasını birlikte oluşturalım' önerisinin, TBB toplantısında oylamaya bile sunulmamasına bu gözle bakılabilir... 
Hukukçu bilir: Dünyadaki her hukuk sistemi, iktidarın siyaset anlayışını, o anlayışın tercihlerini yansıtır.

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti