• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
19 Kasım 2011 Cumartesi

Bir konteyner öyküsü: Korktuğu için can alan bürokrasi

Günlerdir Van'daki 'aciz devlet' görüntüsünü anlamaya çabalıyorum.
Eksi on beş derecedeki çadır manzaralarını, çamurda bata çıka yaşam mücadelelerini,  çadırda soba kurma ilkelliğini.
Dünyanın 16. büyük ekonomisinin, bu eziyeti vatandaşına reva görmesini.
Ve şu cevapsız soru:  İlk günden sözü verilen 'konteynerler' ne oldu da bu kadar gecikti?
Bu soruya cevap alabilmek için kamu görevlileri ve siyasilerle görüştüm. İsimlerini vermemem kaydıyla sohbetler ettik. Tam yazıyorken, Bahar ile İsmail kardeşlerin haberi geldi.
5 yaşındaki İsmail ile 9 yaşındaki Bahar dün ölümlerden ölüm seçti.
Depremden kurtulmuşlardı. Kış bastırdı. Donarak ölme ihtimalleri belirdi.  
Donmadılar. Ama donmaktan kurtulmak için çadırda kurulan soba yüzünden yanarak öldüler.
'Konteyner'ler zamanında ulaşsa ölmeyeceklerdi...
Şimdi neye nasıl derman olacak bilmiyorum.
Notlarıma göre 'konteyner' ihmalinin seyri, madde madde şudur:

'KONTEYNERİ NASIL ALALIM?' TARTIŞMASI 
- Sorun, bu işi çözmekle yetkili ve sorumlu iki temel kurumun farklı yerlere bağlı olmasıyla başlıyor. Kısa adı AFAD olan Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a, TOKİ ise Başbakanlık'a bağlı. 
-  İki kurum, böyle bir felaketin gerektirdiği duyarlılıkta, cevval, esnek ve yeterince 'yakın mesafeden' bir ilişki kuramamış. 
-  Bu arada iki kurum başkanının da hala vekil olduğunu belirtelim. Neden?
- Konteyner alım yetkisi aslen TOKİ'de.  Bu ihtiyaç gündeme gelince, AFAD ile TOKİ,  toplu konteyner tedariki için yazışmaya başlıyor.
Felaketten henüz çıkmış insanlar soğukta donarken, bu alımların olabildiğince seri yapılması beklenir değil mi? Öyle olmuyor.
- Konteyner alım yöntemleri konusunda yetki ve sorumluluk tartışması yaşanıyor. 'Alım doğrudan mı olsun, aracı, müteahhit firmalar üzerinden mi?', sorusuna cevap aranıyor. İhale prosedürü ile doğrudan alım yolları konusunda tartışma çıkıyor. 
- Müteahhit firmalar üzerinden yapılırsa zaman kaybedileceği, doğrudan alım yapılırsa, Sayıştay denetiminde problem yaşanabileceği, zimmet çıkabileceği korkusu dile getiriliyor.
- Tartışma uzuyor. Çok değerli zamanlar geçiyor. Sonunda -bu alımda yetkisi olmayan bir bakan- iki kurum için de devreye giriyor. 'Kardeşim' diyor, 'Deprem acil bir durumdur. Nereden bulsan oradan hemen alacaksın. Acil durumda senin yetkin var. Aracılı alım zaman kaybettirir. En iyi üreticilerle görüşüp doğrudan alım yapmak' diyor. 
- Sorun günler sonra çözülebiliyor. İki yöntem de uygulanıyor. 10 bini AFAD, 5 bini TOKİ, 2 bini Kızılay, bini de bağışlardan olmak üzere 18 binin üzerinde konteynerin bağlantısı yapılıyor. 
Yapılıyor ama İsmail ile Bahar ölüyor... Yetki tartışması, yöntem tereddüdü, yazışmalar, topu birbirine atmalar, soruşturma geçiririm kaygılarıyla kaybedilen o çok kıymetli iki hafta, iki çocuğu öldürdü.
Çünkü bürokrasi tam da bu. 
Korkuyor, kızıyor, kibirleniyor, böbürleniyor. Fakat mahcup olmayı bilmiyor.
Dünyanın en büyük 16. ekonomisi olmanız ise İsmail ile Bahar'ın ölüm biçimi karşısında hiçbir şey ifade etmiyor. Hiç.

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar

Kilo vermek için iştah kapatan besinler