• $9,4848
  • €11,0494
  • 542.696
  • 1455.42
22 Mayıs 2015 Cuma

'Rasyonel-reel' değil, insani yeni bir siyaset

Türkiye’de ve bölgemizde seçim sonrasının dinamikleri belli olmaya başladı.

Öncelikle ekonomide nasıl bir yol izleyeceğimiz, hangi adımları atacağımız, ekonomi yönetiminde kim olursa olsun, genel hatlarıyla belli bizce…
AB ve ABD tarafından gelen veri ve haberler, bizim daha önce vurguladığımız gibi, Türkiye’nin tarihi şansını öne çıkartıyor. Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) kolay kolay faiz artıramıyacağı artık ortaya çıktı. Çünkü Yellen ve ekibi (tabii Obama) 1995’te Clinton ve Greenspan’ın yaptığı hatayı yapmak istemiyorlar. 1995’te Fed’in doların değerini yükselterek (faizleri de tabii) girdiği yol, Bush iktidarını getirmiş ve dünya adeta cehenneme dönmüştü. Ama 1995’ten önce, Avrupa’da-Balkanlar'da- soykırıma varan katliamların olduğu iç savaşlar yaşandı.

90’lar ve Balkanlaştırma…

Yugoslavya’nın parçalanması ve Balkanlaştırma süreci, buradaki Almanya’nın yeni bir Post-Reich stratejisi, ABD’de Bush’la ortaya çıkan neocon saldırganlıktan ayrı değildi. Bütün bu süreçte, yani doksanlı yıllarda, Türkiye’deki cehennemi de hatırlayın. Koalisyon hükümetleri, krizler ve 28 Şubat gibi post-modern darbelerle Türkiye, dünyadaki bu cehennemden payını aldı. Bugün Bosna-Hersek’ten, Arnavutluk’a kadar bütün Balkan coğrafyası hala doksanlı yılların sancısını çekiyor. Türkiye bu kabustan, 2008’den sonra, Erdoğan’ın siyasi inisiyatifi ile çıkmayı başardı. Ve çıktığı ölçüde, kendi bölgesine de öncülük yapmaya başladı. Bunun için Erdoğan’ın dış gezilerini izlemenizi öneririm. Balkanlar'da, Ortadoğu’da, Arap coğrafyasında, Kafkasya’da, Afrika hatta Latin Amerika’da, yeni bir ekonominin ve siyasetin çıkışını bu dış gezilerde görebilirsiniz. Türkiye’nin bugün G-20’deki gücü ve önderliği, Balkan coğrafyasında ve Asya’da takip edilen ve eksen olarak görülen ülke olması tamamen buna bağlıdır. Şimdi bütün bu “gelişmekte olan ülkeler” coğrafyasında, Türkiye ve Erdoğan faktörünü hesap etmeden hiç kimse adım atamaz.

Mısır örneği

Bakın Mısır örneği çok çarpıcıdır. Sisi darbesi ve Mursi’ye verilen idam cezası, yalnız Ortadoğu’yu değil, dünyayı yeniden doksanlı yılların kabusuna döndürmek isteyen güçlerin en stratejik hamlelerinden birisidir. Mursi’ye verilen idam cezasının infaz edilmesi, yalnız insanlık için vicdani ve tamir edilemez bir yara olarak tarihe geçmeyecektir. Bu karanlık adım, Ortadoğu’dan başlayarak, Balkanlar'a kadar uzunan bütün bu büyük coğrafyada yeni iç savaşların da kapısını açacaktır. Bunun için, Türkiye’de Gezi ve 17 Aralık dahil, bütün bu süreçte olan bitenlerle Mısır darbesi ve Mursi’ye verilen idam cezası, aynı “üst aklın” ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Şunu da çok açık söyleyelim; “ekonominin rasyonalitesi diyerek, Fed dahil olmak üzere, merkez bankalarının yüksek faiz aracını kullanarak ranta dayalı eski ekonomik paradigmayı sürdürmeye çalışması ve hükümetlerin de buna destek vermesi meselesi öyle teknik, salt ekonomik bir yaklaşım değildir. Bu yaklaşım öncelikle “rasyonel” falan değildir, sonra da oldukça politik bir stratejinin iktisadi ayağıdır. Bu yaklaşım-strateji- Mursi’ye verilen idam cezasını da içine alan bir yeni dünya savaşının ön adımıdır. İşte bundan dolayıdır ki, Türkiye’nin seçim sonrasında takip edeceği yeni ekonomi yolu çok açık olarak ortadadır.
Türkiye, bilgi toplumuna geçişin bütün gereklerini yerine getirme doğrultusunda bir strateji izleyecektir. Mesela, bütün dayatmalara rağmen, Cumhurbaşkanı’nın başlattığı 5G tartışması bunun sembolik ama önemli adımlarından birisidir. Önümüzdeki günlerde, bu gibi açılım ve tartışmaları ekonominin diğer yerleşik-geleneksel- alanlarında da yapacağız. Başkanlık Sistemi, yeni Anayasa ve bu siyasi, hukuki adımların alt yapısı olacak yeni-özgün- bir büyüme modeli ve bu çerçevede ekonomi kurumlarımızın yenilenmesi, yeni ekonomi kurumlarının ortaya çıkması, özel sektörün, yine bu çerçevede teşviki ve yönledirilmesi önümüzdeki günlerin ilk adımları olacaktır.

Bosna-Hersek ve Ziraat Bankası

Bugün kamu bankalarınızın katılım bankacılığına adım atması ve yalnız ulasal bir güç olarak değil, bölgesel güç olarak da donanması ve Türkiye’nin bu bankalar aracılığıyla sermaye ihraç etmeye başlaması yalnız ekonomik değil, siyasi sonuçları da olacak stratejik adımlardır. Örneğin Ziraat Bankası, şu an Bosna-Hersek ekonomisinin umudu olmuş durumda. Ziraat Bankası’nın Bosna’da yaptığı operasyonlardan yalnız Boşnaklar değil, Sırplar ve Hırvatlar da yararlanıyor ve bu da burada yeni birleşik bir kalkınma yolunun önünü açıyor. Halbuki, başta Almanya olmak üzere, Batı, bütün bu coğrafyada şimdi Türkiye’nin yaptığının tam tersini yaptı. Yalnız siyasi değil, ekonomik operasyonlarla da, bölge halklarını ayrıştırdı ve sermayeyi, kendisinin daha rahat kullanıp, yönlendireceği etnik yapılara kanalize etti. Böylece bir kesimi zenginleştirip silahlandırak diğerleri üzerinde baskı ve tehdit aracı olarak kullandı. Aslında bu yöntem, Batı’nın çok bildik, tarihe geçmiş, ele geçirme ve yönetme stratejisidir. Şimdi Türkiye, tam aksini yapıyor, yani ayrıştırarak değil, birleştirerek topyekün yeni bir kalkınma anlayışının önünü açıyor. Bu, hiç şüphesiz, yeni bir dönemi anlatan ve yeni bir politik duruştur. Bu politik duruş, aynı zamanda, Batı’nın çifte standarda dayanan politik çizgisini deşifre ediyor ve deşifre ettiği oranda da geçersizleştiriyor.

Mursi-Erdoğan ve neoliberalizm

İşte Mısır’daki Sisi darbesi ve Mursi’nin idamı konusu tam da buna örnektir. Türkiye’nin-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın- buradaki duruşu, artık dünyayı da yanlış olandan döndürmeye başladı. Avrupa ülkeleri ne yaptıklarının-aslında ne olduklarının- farkına vardılar. Ve Türkiye’nin duruşuna yaklaşmaya, hak vermeye başladılar. Ancak Türkiye, bu tavrı ve politik direnişi göstermeseydi, dünya eskisi gibi devam edecekti.
Demokrasi, yalnız gelişmiş ülkeler için, onların hak ettiği bir “şey” olmaya devam edecek, Mısır’dan Şili’ye kadar olan olan bütün gelişmekte olan ülkeler için ise, ancak gelişmiş dünya lütfederse kullanabileceği bir “şey” olacaktı. Aynı durumu ekonomi için de söyleyebiliriz; biz, gelişmiş ülkeler denen Batı isterse, sanayi toplumu geçişinde olduğu gibi, bilgi toplumu ile tanışacağız, onlar istemezse onların eskittiklerinin ucuz pazarı olacağız. Bunun için de, Türkiye’ye zamanı geçmiş sömürgeci para ve maliye politikalarını dayatacaklar; biz, “hayır bunlar işimize gelmiyor artık” dediğimizde de, bizi batarsınız diye tehdit edecekler; bu dönem kapandı.
Bunun için mesela CHP, Asya ülkelerinden kopya çekerek Ecevit’in köy-kent projesinin “modern” versiyonu olarak ortaya attığı uydurma projeleri bıraksın da, nasıl bütünlüklü ve Dervişgillerden ayrı, neoliberalizme alternatif olacak ekonomi tasarlıyor bunu anlatsın, tabii bunu yalnız CHP için de söylemiyorum.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu