• $7,3768
  • €8,9347
  • 435.268
  • 1459.77
15 Nisan 2012 Pazar

Savaşla savaşan sevginin bilgisi

Yine kültürel ve siyasal depremler bölgesi olan Ortadoğu bir savaşın eşiğine gelmiş durumda. Kapı komşumuz  Suriye ile aramızda zaman zaman savaş rüzgarları esiyor. Bu savaş İran ve İsrail'in de işin içine girmesi ile çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Ülkemiz Suriye'de akan kanı başarılı bir dış politikayla durdurabilir. Durdurmaya çalışmalıdır. Bu gezegende binlerce yıllık geçmişi içinde insan savaşın uzağında duramadı. Bundan sonra da savaştan uzak kalabilir mi? İnsan, bana öyle geliyor ki kolay kolay savaşın dışında kalamayacaktır. Savaş üzerine düşünemezsek, bu dünyada barışı oluşturmak olanaklı görünmüyor. Deneyelim öyleyse.
***
Savaşan varlık insan. Hep savaşmış. Bundan sonra da savaşacak. Savaş dünyadan eksik olmayacak. Yazık ki öyle görünüyor.
Savaşa karşı olmaya saygı duyuyorum. Ama savaşın insan yaşamındaki yerini anlayamazsak, savaşsız bir dünya özlemimiz gerçekçi temellerini yitirir. Neden savaşır insan? Savaşla zoru nedir?
İnsan, kendisiyle, çevresiyle, gerçeklerle çatışan bir varlık. Çatışma onun varlık yapısından geliyor. Bu savım doğruysa, hep çatışmış, bundan sonra da çatışacak. Sorun, çatışmaları, öldürücü savaşlara dönüştürmemek. Çatışma önlenemez ama, belki savaş önlenebilir. Bu insan için büyük bir umut.
Ne demek çatışma? Zıtlaşma, karşı çıkma, direnme, baş kaldırma, çelişme, tutarsızlığa düşme, mücadele etme... demek, itiraz etmek, muhalefet etmek, memnun olmamak, özür bulmak, eleştirmek... Bütün bunlar çatışan insanın, felsefi antropolojinin deyimiyle, disharmonik özellikler taşıyan insanın özellikleri. Uyumsuz, geçimsiz, sık sık değişebilen, söz veren ama sözünde durmayan bir varlık insan. Elbette bu özellikleri bir arada yaşamayı zorlaştırdığı için ahlak ve hukuk kuralları ile bu olumsuz özelliklerinin yaratabileceği sıkıntılardan kurtulmayı denemiş.
Bu gezegendeki tarihinde insan, çatışmalarını ölümcül felaketlere dönüştürmüş. Üstelik bu cinayetlerini haklı kılacak birçok sebepler bulup, vicdanını rahatlatmış. Savaşlarının ardına inançlarını, dünya görüşünü, ideolojisini, dinini koymuş. Çatışan yanına insanın, bir de güç isteyen, iktidar tutkunu özelliği destek verince, yeryüzünün tarihinde savaş eksik olmamış. Çatışan ve güç isteyen özellikleri onu terk etmeyecekse, insan nasıl olacak da savaşsız bir dünyayı kuracak? Dünya nükleer bir savaş sonunda yok olma noktasına gelecek, taş devrine geri dönen insan, tövbe edip 'bir daha savaşmayacağım'' diye yemin edip, savaştan elini ayağını çekecek mi? Sanmıyorum. Kim bilir kaç kez pişman olup tövbe etti insan, şimdiye dek. Savaşlar bitmedi.
Ne yapmalı? İnsanın kafasında iken, niyetlerinde yaşıyorken, henüz harekete geçmeden savaşı önlemeli. Kafalarımızdaki 'savaş'' kavramını dönüştürmeye çalışmalı.
Kolay mı? Tarihten gelen bir yığın kapanmamış hesaplaşmalar var. Bunların bir kısmı görünüşte savaşsız çözülemez cinsten. Yüzlerce yıl insanların bir bölümü sömürmüş, zulmetmiş, diğer bir bölümü sömürülmüş, zulmedilmiş. Geçmişi unutmak olanaklı mıdır? ''Bu benim hakkımdı, bana vermediler'' diyen bir hak sahibi topluluk ya da toplum nasıl ikna edilecek de savaştan vazgeçmesi sağlanacaktır? Ya kökü tarihe dayanmayan (belki bir açıdan dayanan!) geleceğin dünyasını paylaşma savaşları? Enerji kaynaklarının, madenlerin, beslenme kaynaklarının (su gibi!) paylaşma sorunlarından çıkabilecek savaşlar? Bütün bunların çözümü, savaş bilincini geliştirmekten geçiyor.
***
Savaşla nasıl savaşılır? Bir umut bilgide. Kullanmayı, uygulamayı başarabilirsek. İnsan, çatışan, güç isteyen yanı hakkında bilgilenmeli. Bu konularda, biyolojik, nörolojik, fizyolojik, psikolojik, sosyo-psikolojik, antropolojik, felsefi, araştırmaları derinleştirmeli. Peki kim destek verecektir, savaşla savaşa? Bilimsel araştırma sonuçlarını eğitime, yaşama kim, nasıl uygulayacaktır? Savaşla savaştan kimin çıkarı olacaktır? Elbette tüm dünyanın. Ezilenlerin. Hakkı yenenlerin. Ülke menfaatlerini insanlığın menfaatleri olarak göstermeye çalışanların, demokrasi, özgürlük, adalet sloganları ardına saklananların ipliğini pazara çıkarmak savaşla savaşın önemli adımlarından biri olmalı. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde ve bazı Avrupa ülkelerinde sürekli savaş senaryoları üreten kuruluşlar var. Sürekli bir düşman tehdidi altında olduklarını düşünen bu ülkeler 'düşmanlarını'' tüm yönleriyle tanımak için uğraş veriyorlar. Zayıf taraflarını öğrenmek için onlar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyorlar. Bilgi artık savaş için kullanılıyor. (Geçmiş yüzyıllarda da böyle olmadı mı?) İnsanlar öğrenme aşkıyla, birbirini tanıma sevinci, coşkusu için değil de, birbirlerini tehdit olarak algıladıkları için bilgileniyorlar! Bu gerçek ama çok acı. Bilgi bir gül, bir sevinç bir anlama, hoşgörme çabası olacak yerde, anlamaya, sevgiye kapalı bir silah oldu iyice çağımızda.
Bilgi çağındaymışız! Silahını bilgi örtüsü altında gizlemeye çalışanlar çağındayız. Ama savaşla savaşan sevginin bilgisi, bu silahı da, savaş budalası insanların elinden almayı bilecektir.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Tırnağınıza diş macunu sürüp bekleyin! Faydalarını öğrenince şaşıracaksınız

vahşi hayvanların komik halleri