• $7,4116
  • €9,0165
  • 443.381
  • 1535.07
05 Nisan 2012 Perşembe

İktidarın din vurgusu

'Dindar gençlik' yetiştirmenin yolları açılıyor. Nasıl bir dindar gençlik? Bu sorunun yanıtını sanırım iktidar çok iyi biliyor. İpuçlarını başbakanımız Necip Fazıl'dan okuduğu şiirle vermişti.
Din bu topraklarda çok önemli bir yer tutuyor. Dini bir hayat yaşayan da yaşamayan da ona saygı duyuyor ya da öyle görünüyor.
Din, belli bir açıdan bakınca, iki uç noktada yaşanıyor, yaşanmak isteniyor:
a) Dinin  toplumdaki tüm değerleri belirlediği teokratik bir yönetimle yönetilen nispeten 'homojen' bir toplumda
b) Dinin farklı dinlere, din dışı görüşlere izin verdiği toplumlarda.
Elbette demokratik bir toplumda ikinci şık gerçekleşmeli.
***
Birey laik olur. Laik birey başkasının inançlarına saygılı bireydir. Kendi inancını diğer inançlardan üstün görmeyen bireydir. Demokrasi ile dindarlık, dindar olanların farklı dindarlara, dindarların dindar olmayanlara saygısıyla bir arada bulunabilir.
Dinini yaşayan dindarların farklı dünya görüşlerini ele geçirme tehlikesi hep vardır. (Çoğu kardeşlikten, adaletten, sevgiden dem vurmasına karşın!) Bunu her zaman kendinden olmayanı düşman gördükleri için yapmazlar. Onlara yardım etmek, onları gafletten kurtarmak, onlara cennetin yolunu göstermek için de yaparlar. Tarih boyunca din ve mezhep savaşlarında çok kan dökülmüştür.
***
Din insanı güzelleştirmek içindir. Bana göre içimizde derinleştirilerek yaşanabilir. Onu benliğimizin derinliklerinde, can evimizde, bu kainatta bir varlık olmanın, insan olmanın sorumluluğuyla duyarız. Bunu gerçekleştirmeyip de, biçimde kalarak, inancımızı bir dünyayı ele geçirme aracı olarak gördüğümüzde, siyasal amaçlarımıza ulaşmada onu bir vasıta olarak kullandığımızda, din anlamını, varlık sebebini yitirir.
Bir dindarın öncelikle öğrenmesi gereken kendisi gibi olmayana saygıdır. Oysa diğer ideolojilerde de çoğunlukla olduğu gibi, dinsel inanç taşıyanlarda kendilerini dünyanın merkezine koyma, hakikate sahip olduğunu iddia etme eğilimi güçlüdür. Onlara göre bu dünya doğru yoldan çıkmıştır; kurtuluş onların inancına sahip olup, onlar gibi yaşamakla gerçekleşir. Onlar, yaşadıkları inançlarıyla, bu dünyada bir ayrıcalığa, bir üstünlüğe sahiptirler. Hakikat onlara verilmiş doğru yol onlara gösterilmiştir.
Öte yandan, dinli ya da dinsiz, insan inanmadan yaşayamaz. Sorun, neye inanıyorsak, o inandığımızı, başkalarına, kendimize zarar vermeden yaşamaktır. Sorun, bir inanç sağlığı sorunudur. Bu gezegendeki canlılığı, canı zenginleştirecek, güçlendirecek, güzelleştirecek bir inanç hayatıdır.
***
İnsan birçok şeyi biliyor elbet. Bilemedikleri de o denli çok. İnanma, hem bilgiyle bütünleşen hem de farklı anlamlarıyla bilginin ulaşamadığı yerleri kapsayan bir yaşantı. Dinle ortaya çıkmıyor. İnsan, nasıl bir düşünen varlıksa, inanan bir varlık (homo fidens) da. Güven ihtiyacıyla büyüyen, yaşayan bir varlık.
***
Dini, demokratik olduğunu söylediğimiz bir ülkenin, temel, zorunlu bir yaşam biçimi haline getirerek, dünyadaki kötülüklerden kurtulmaya çalışma, birey olarak insanın kendi inanma iradesini ortadan kaldırır. İktidarın yakındığı '1940'ların' dayatmacı zihniyetinden ne farkı kalır, bu yapılması istenenin? 'Halk özgürleşmiş', 'herkes hür iradesiyle istediği eğitimi alacakmış'. Özgürleşen, iktidarın zihniyetlerini yaşayan bir kısım insandır. Yıllarca baskı altında kaldılar, doğru. Neredeyse camiye giden her insana 'mürteci' gözüyle bakıldığı oldu. Başörtüsü konusunda kız öğrenciler üzerine gereksiz baskı uygulandı. 'İrtica'nın ne olduğu konusunda o dönemin egemen güçleri net değildi. Şimdiki iktidar da 'dindar gençlik' konusunda yeterince düşünmüş müdür? Bilmiyorum. 2023 gençliği 1920'lerin Mehmet Akif'i, 1960'ların Necip Fazıl'ıyla mı belirlenecek?
***
Dindar olamayan gençlik için tavrın nedir, iktidar? Onları da dindar kılarak, hakikat yolunu mu göstereceksin? Yoksa onların özgür seçimlerine izin verip, onları dindarlar kadar saygın bir yolda olabileceğini kabul edecek misin?
Dünya değişecek de iktidarın dindar gençliğe bakışı değişmeyecek mi? 2023'ün dindar Türkleri nasıl insanlar olacaklardır?
***
İktidarın bu biçimde din vurgusu acaba dine zarar vermeyecek midir? Din bir dayatma, bir baskı haline getirildiğinde, bu durum, dinin özgür, güzel bir yaşam yaratma amacına ters düşmeyecek midir?
İktidar bu atılımında da iletişime, tartışmaya girme yollarını kapamış, hedefine varmak için bir savaş stratejisini uygun görmüştür. Ülkeyi yine germiştir. Gerilen bir ülke ile gerilmeye uygun bir tel arasında bir benzerlik bulunabilir mi? Tel belli bir gerginlikten sonra kopabilir. Ülke? Onu göreceğiz.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü