• $7,5399
  • €8,9781
  • 413.268
  • 1541.98
22 Mart 2012 Perşembe

Hastalığının öğrencisi olmak

Altmış beş yaşıma dek çocukluğumda geçirdiğim, benim kuşağımın birçok çocuğunun da geçirdiği hastalıklarının dışında bir hastalığım olmadı. Hastalık üstüne çok konuştum, yazdım. Sağlık kavramını epey zorladım. Ama 'nasıl yaşanır hastalıkla?' sorusu pek aklıma gelmedi. Hastalığı düşünmekle hastalığı yaşamak arasındaki uçurumu seziyordum. Son aylarda yaşadım.
Bir halsizlik duydum kendimde. 'Soğuk algınlığıdır geçer' dedim. Daha önce de bu tip halsizliklerde vitamin ve aspirin türevi ilaçlarla durumu kurtarabiliyordum. Bu kez olmadı. Bir gün iyi oluyordum, ertesi gün elim ayağım tutmaz oluyordu. Ateşim yükseliyor, terliyor, öldürücü bir öksürük nöbetine tutuluyordum. Hekim dostlar, 'yat on gün, evden çıkma' dediler. Duramadım. Üçüncü gün çıktım. Derse gittim. Kütüphaneler dolaştım.
Hasta olmayanlara bir köşeye çekilip hayranlıkla bakıyordum. 'Ne güzel diledikleri yerlere yorulmaksızın gidiyorlar, kendilerinde hiç sıkıntı hissetmiyorlar' diyordum. Sonra hastalığım gücüme gitmeye başladı. Dağlarca ustamın dizeleri geldi aklıma: 'Ben nasıl yok olabilirim anlamıyorum/ Kainat yok olabilir belki' Bu dizeleri dönüştürdüm kafamda: 'Ben nasıl hasta olabilirim anlamıyorum/ Herkes hasta olabilir belki.'
Bir dostum dedi ki: 'Hastalığını kabul et, gör bak hiçbir şeyin kalmaz.' Kabul edemedim. Yenerim ben onu diye düşündüm. Ey hastalar! Ahmet Ağabeyinizi dinleyin! Hastalık sizi hep yener! Hastalığa yenilerek, hastalığı yenin! Evet, bende bu illet var. Merhaba illetim. Nasılsın? Seninle birlikte yaşayacağız bundan sonra. Benim bir parçam olacaksın, ben de senin parçan. Parçam bana acı verecek. Yardım alıp acıyı gidermeye çalışacağım. İllet olan parçamdan kurtulup, kendime illetsizlik arayacağım. Ey sağlıklılar! İllet içinizde tetikte bekliyor. Nerede görülmüş illetsiz sağlık, sağlıksız illet?
Hocam Nietzsche'nin Ecce Homo'da sözünü ettiği Büyük Sağlık (grosse Gesundheit) her hastalığı sağlığa dönüştüren sağlıktır. Dedim ki kendi kendime: 'Hocan sana bunu öğretememiş: Doğrusu sen bu kalın kafanla Büyük Sağlığı bir türlü anlayamamışsın. Sende büyük sağlık ne arar? Fındıkkabuğu kadar sağlığınla, sağlık üzerine üfürmelerinle geçti ömrün!'
Bu sözlerimle de hocam Nietzsche'den bir şey öğrenemediğin ortaya çıkıyor. Çünkü karamsar olamazdı benim gibi. Ucuz 'minik sağlık' kavramına sığınmazdı. Yine utandım kendimden. Hem hasta hem aptal hem çaresizdim. İki ay boğuşup durdum kendimle. Hekimlerden yardım aldım elbette, pek dinlemedim söylediklerini: 'Bu beden benim karışmayın' diye gizli gizli haykırdım.
Bedenim benim miydi? Kimindir bedenim? Bedenim bana emanettir. Bir gün o emanet elimizden alınacak. Bedenim varlığın. Kainatın. Tanrının. Bedenim bir anlamıyla ülkemin.  Hasta olunca bedenim: Hekimlerin.
O zaman hekimlere güven gerekiyor. Eskinin hastanın yaralı bedenine elini uzatan hekimleri (İngilizlerin wounded healer dediği) artık giderek azalıyor. Makineler var. Bırakıyorsunuz bedeninizi makinelere, şu yüksek, bu normal, bu düşük diyor, makineler. Test sonuçları, tahlil sonuçları okunuyor hekimlerce. İnsan birtakım sayılar olarak dosyada görünüyor. Gün gelecek, makinelerin bulgularını yine makineler, bilgisayarlar okuyacak. Hekimler, giderek makinelerle birlikte dönüşecek. Kim tutacak elimi doktor? Kim dokunacak hasta bedenime? Bedenimden duygularıma, düşüncelerime, ruhuma kim dokunacak?
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde hastalığımın tetkikleri yapıldı. Güzel, gelişmiş bakımlı bir hastane. Kadim dostum psikiyatrist Taha Karaman olmasaydı değerli hocalara görünme olanağım olmazdı. Kendisine yeniden yardımları için teşekkürlerimi sunuyorum. Hastaların hocalara muayene olamaması büyük bir garabet olarak duruyor. Hocaların sağlayabileceği bu birikim ve deneyimden umarım yetişmekte olan genç doktorlar yararlanıyorlardır.
Yakın bir dostum, yıllarca hastalığı küçümsediğimi, şimdi ise gereksiz yere abarttığımı söyledi. Belki kimi dostlarım şöyle düşünüyor olabilirler: 'Adam grip olmuş, öleceğim diye dolaşıp duruyor!' Böyle düşünenlere sözüm yok. Varsın öyle düşünsünler. Ben hastalık denen öğretmenimin iyi bir öğrencisi olmak istiyorum yalnızca.
Hastalık yalnızca tıbbın konusu değil. Yaşadığımız anlam dünyasıyla, bilgi dünyasıyla, değerlerimizle yakından ilgilidir. Bir yerlerde yazmışımdır: Beden anlamları duyar. Değerlerle yaşar. Yaşamaktan umudunuzu kesmişseniz örneğin, uğruna yaşamak isteyeceğiniz değerleriniz yoksa yaşam tümüyle bir anlam yokluğu demekse sizin için, bedeniniz de yaşamayı kesebilir ya da anlamsızlığa tepki gösteren değişimler yaşar. İç dünyanızın aydınlığı, yaşama sevinciniz, bedeninizle olan muhabbetiniz hastalıklar karşısında önemli direnç odakları oluşturur.
Bedenim hastalığıyla bana bir şeyler söylüyordur. Ben tam anlayamadığım için uzun sürdü hastalığım. Hastalık öğretmen beni sınıfta bıraktı. Öğrettiklerine çalışıp, sınıfımı geçmek için uğraşacağım.

<p>Cumhurbakanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye - ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Kal

'NATO savunma sistemine entegre edilmeyecek'

8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları! Anlamlı, en güzel Kadınlar Günü mesajları!

Dünyanın sonuna ilişkin tarih verdi! NASA'dan korkutan açıklama

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları