• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
11 Nisan 2016 Pazartesi

Patolojik bir halin analizi: Erdoğan düşmanlığının sosyal psikolojisi

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı düşmanlığın patolojik bir hal aldığını, bunun Türkiye’deki geleneksel anti-demokratik zihniyet biçimiyle eklemleşerek veya ondan türeyerek bir anlamda ‘karşı şahıs kültü’ denilebilecek bir özne etrafında saplantıya dönüştüğü görülüyor.”

Bu anlayış biçiminin giderek garip bir düşünme tarzı yarattığını ve bu durumun kalıp yargılar üzerinden nefret üreten hastalıklı bir durum oluşturmasının her şeyden önce sıkça şikayet edilen kutuplaşmanın kışkırtıcı dilini yaygınlaştırdığını görmek istemeyenler var.
Esas olarak ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı’na karşı böylesine patolojik bir hal almış düşmanlık duygularıyla yaşamanın nasıl marazi bir durum olduğunu, gündelik hayatı nasıl tahrip ettiğini görmek zor değildir ve üstelik bu tavrın bir siyasi fikre, bir siyasi lidere karşı muhalefet yapmayı baştan imkansız hale soktuğunu da kabul etmek lazımdır. Bir partiye, bir siyasetçiye karşı muhalefet yapmak; rasyonel bir zeminde, eleştirel bir tavırla ve elbette alternatif siyasetle mümkün olabilecek bir iştir.

Kaybetme korkusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığını rasyonel düzeyde bir siyasete dayandırmayan, düşmanlık ve nefret dili üzerinden bir saldırıya, karalama kampanyasına dönüştürenlerin, bazı grup veya kalabalıkları heyecanlandırması, sloganlarla destek bulması bu işi yapanları tatmin etse de, siyaseten böyle bir dilin yaygınlaşmasının toplumsal bakımdan tahrip edici olduğunu fark etmek durumundayız. Bu tahribatın, ortaya eleştirel bir siyaset konulamadığı için, Erdoğan’ın temsil ettiği fikirler karşısında çaresizlik-ümitsizlik duygularıyla hareket eden bir siyaset anlayışından patolojik bir durum yarattığını söyleyebiliriz.
Bu patolojik halin sebepleri nelerdir ve hangi kaynaklardan beslenmektedir? Bu sorulardan önce meselenin sosyal psikolojik boyutu üzerinde durmak istiyorum.
Türk toplumsal yapısında, muhafazakâr siyasal anlayış siyaset sahnesine çıkmadan önce içine kapanmış bir biçimde uzunca bir dönem halkta var olmuştur. Türkiye’nin anti-demokratik siyaset geleneğinde bürokratik otoriter yaklaşımla sürdürülen Batılılaşma politikaları, yerli kültüre karşı adeta bir savaş başlatıp onu yok etmek amacıyla bütün toplumsal geleneği ve kurumları tasfiyeye yönelmişti; bir çeşit sömürge siyasetini kendi halkına uygulamaya koyulan ‘Batıcı siyasal elitlerin’ bu tavrına direnmek, bazı operasyonlara maruz kalmak demektir. Bu bakımdan halkın, siyasete katılımının önünün açılmasını beklemesi gerekmiştir.

Gelecek endişesi

Demokrat Parti ve arkasından aynı gelenek içinden gelen partiler, Türk siyasal yapısında sivil toplumun temsilcileri olarak ‘otoriter cumhuriyetin devletçi kadrolarına’ karşı siyaset yapmaya çalışmışlardır. Bu bakımdan sivil siyasetin kadrolarının beslendiği toplumsal zemin, Batılılaşma operasyonuna karşı yerli olanı korumaya çalışan muhafazakâr halktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı nefret duygularıyla hareket edenlerin tavrının, politik olmaktan çok sosyal psikolojik travmaya dayanmasının bu meseleyle alakası vardır. Erdoğan anti-demokratik politikaları uygulayan otoriter devlet anlayışını tasfiye eden reformlara yöneldikçe, bu eski yapının iktidar gruplarının, onların dünya görüşünü benimsemiş elitlerin veya onların politik etkisinde bulunan grupların ideolojik hegemonyası sarsılmıştır, parçalanmıştır.
“Bu durumun böylesine patolojik bir hal almasının nedeni, yüz yıllı aşan Batılılaşma geleneğinin ürettiği bir hâkimiyet zümresinin iktidar kaybından daha çok, ötekileştirdikleri bu yeni siyaset ve onun temsilcisi olarak nefret objesi haline getirdikleri lidere karşı demokrasi içinde cevap vermede yaşadıkları çaresizlik, güçsüzlüktür. Türkiye’nin yüz yılı aşan iktidar elitleri, yok etmeye kalktıkları yerli kültürün kendilerine verdiği cevap karşısında sosyal psikolojik kriz içine girmiş bulunmaktadırlar.”
Peki, bunun bir çaresi yok mudur?

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?