• $13,4972
  • €15,3251
  • 796.802
  • 2011.16
17 Eylül 2014 Çarşamba

Kültürel sınıfın değişime karşı öfkesi

Türk toplumunun sınıflaşması yeni bir meseledir. Tarımsal toplum yapısının “zümreler düzeninden” sınıfsal farklılaşmalara geçişi, aslında Türkiye’nin gelişme göstergelerinden biri sayılmalıdır. Bilindiği gibi ülkeler ekonomik gelişme, sanayileşme, kalkınma süreçlerinde ilerleme kaydettikçe toplumsal yapılarda sınıfsal, kültürel, bireyse farklılaşmalar artar ve toplum çoğulcu bir nitelik kazanır.

Toplumun çoğullaşması, sadece ekonomik gelişme bakımından değil, aynı zamanda demokrasinin yerleşmesi ve kurumsallaşması bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Demokrasi çoğul talepleri, siyasi fikirleri, ideolojileri, programları örgütlü yapılar halinde devlet karşısında katılım yoluyla etkin, düzenleyici hale getiren sistemin adıdır. “Toplumda çoğul yapılar oluşmazsa, demokrasiden bahsetmek ancak bir ideal olarak anlamlıdır.”

Demokrasi korkusu

Türkiye’deki sorunun çıkış noktalarından biri, demokrasinin algılanma biçimiyle ilgilidir. Türkiye’de toplumsal değişme süreci ilerleyip, sosyal farklılaşmalar arttıkça toplumsal sınıflar, kurumlar, ideolojiler, fikirler ve tercihler “homojenlikten uzaklaştıkça” , bu durum siyasette yeni karşılıklar talep ettikçe/ yarattıkça, demokratikleşme süreci ivme kazanmakta ve bundan rahatsızlık duyanların “endişe katsayıları” da hızla yükselişe geçmektedir. Açıktır ki Türkiye, bu toplumsal farklılaşmaların meydana getirdiği dinamiklerle demokratikleşmesini sürdürmektedir. Türkiye’nin “kapalı siyasal rejimini değişime zorlayan” temel sebep bu süreçlerdir. Bu durumdan rahatsızlık duyanların, toplumun yaşadığı demokratikleşme olayını “otoriterleşme olarak nitelendirmesini”, demokrasi korkusunu bastırmak ve kendi konumlarını haklılaştırmak için başvurdukları bir yol olarak görebiliriz.
Türkiye’deki kapalı politik sistem, kapalı ekonomik düzen, “kültürel hegemonyanın dayandığı dünya görüşü”, belli bir zümreyle iç içe var olmuştur. “Ekonomik aktörler, bürokratlar ve aydınlar ittifakından oluşan bu zümre”, yaklaşık 200 yıldır bu ülkeyi yöneten, egemen olan bir “kültürel sınıf” mahiyeti kazanmıştır. Kültürel sınıf olmasını, bu zümrenin iktidarını, sahip olduğu/taşıdığı kültürel araçlarla üretmesiyle açıklamak mümkündür.

Hegemonya kaybı

Bu araçlar, Tanzimat’tan bu tarafa, devletin “resmi ideolojisi haline gelmiş Batılılaşma”, bunun eğitim politikasına dönüştürülmesi ve dolayısıyla taşıyıcısı eğitim kadroları, devlet eliyle halkın kültürünün zorla değiştirilmesi, bu zoru kullanacak silahlı unsurların mobilize edilmesi gücünü elinde tutanlarda dâhil, benzeri unsurlardan oluşmaktadır. Bunlara, devletin tahsis ettiği iş ve rantlarla büyüyen “işadamlarını” ve bütünüyle bu hâkimiyet şeklini meşrulaştırmaya/rasyonelleştirmeye çalıştıkça, bu kültürel sınıfın en saygın mevkiine yükselen “resmi aydınları” da ilave ettiğimizde tablo tamamlanmış olacaktır.
Şimdi, bu kültürel sınıf neredeyse isyan ediyor. Demokratikleşme sürecinin normal neticelerini, olağan sonuçlarını bir türlü kabul etmiyor. “Türkiye otoriterleşiyor”muş, “İslami faşizm yükseliyormuş”, vs. Bu ifadeler bile, “kültürel sınıfın düşünsel hegemonyasını yitirdiğini, düşünsel sefalete düştüğünü” göstermeye yetmez mi?
Kolay değil, 200 yıllık iktidar çatırdıyor, sarsılıyor ve yıkılıyor. Burada ilginç olan şudur: Düne kadar işçi sınıfından, ezilenlerden bahseden bazı ünlü sosyalistlerin, demokrasi içerisinde ezilenlerin, işçilerin taleplerinin yükselişine, bunların ancak demokrasi içerisinde karşılanabileceğine gözlerini kapayarak, kültürel sınıfın yanında, hatta ön saflarda yer almalarıdır. Sanırım onlar sınıfların oluşmadığı, eski “kapalı toplumsal yapının”, zümresel düzeninde kültürel sınıfın üyesi oldukları için, ideolojik olarak devşirildiklerini ya fark edemediler ya da içinde bulundukları durumu o kadar içselleştirdiler ki şu anda nerede durduklarını anlayacak halleri yok.

<p>Çok şanslı biri olduğunu söyleyen Bülent  Serttaş, 'sahnelerden çok para kazanıyor ve kazandırıyo

Gayrimenkul zengini Bülent Serttaş'ın duası: Rabbim çok para verme!

İstanbul'da bordo-mavi fırtına!

Beyaz örtü her yeri sardı! İşte Türkiye'den kar manzaraları

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı