• $13,5356
  • €15,3385
  • 789.112
  • 1979.83
15 Eylül 2014 Pazartesi

Sencer Divitçioğlu’nu bilir misiniz?

Kitap bir alıntıyla başlıyordu: “Bir şeyin tabu olması için anlaşılması değil, anlaşılmaması şarttır.” Cümle Kemal Tahir’den alınmıştı. Erzurum’un eksi bilmem kaç derecede zorlu bir kış yaşadığı 1970’li yılların soğuk bir gecesinde, saatin hayli ilerlemiş bir vaktinde, yurdun çalışma salonunda çok az sayıda öğrenci kalmıştı. Masada çalışırken gelip başımda dikilen arkadaşın sorduğu “lineer cebir imtihanına çalışmıyor musun?” sorusuyla kitaptan başımı kaldırdım. Arkadaş haklıydı…

Yazarın “bir kitap okudum, hayatım değişti” dediği duruma benziyor. Önümde duran kitap Sencer Divitçioğlu’nun “Asya Tipi Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu” başlıklı eseriydi. Bu kitap esas olarak Profesörlük Tezi olarak hazırlanmış bir çalışmaydı ve kitaptan öğrendiğimize göre “üniversite uleması” bunu yeterli bulmamış ve tezi reddetmişti.

Atüt mü, kerim devlet mi?

Eski Türkiye’nin, düşünen, yeni şeyler söyleyen insanlara tahammülü yoktu. Sencer Bey kalıplaşmış şeyler söyleyen, ezberlenmiş tekrarlar yapan bir akademisyen olmadığı için önce kendi cenahından yani sol taraftan aforoz edilmişti. Kemal Tahir’in, İdris Küçükömer’in karşılaştığı yok sayma, unutturma veya karalama kampanyalarına maruz bırakılmıştı. Farklı tezler ileri süren, sağcı diye bilinen Erol Güngör Bey’in yalnızlığını, ilk kitabını yayımlamaya kalktığında “Gökalp eleştirisi var” diye hiçbir milliyetçinin yayınlamayıp, Hoca’nın kendi yayını olarak çıkarmasını hatırlatmaya gerek var mı? Düşünmek, yeni fikirlere sahip olmak, yeni tezler ileri sürmek neredeyse başlı başına bir kusur olarak görülmekteydi.
Sencer Divitçioğlu 12 Eylül Darbesi’nden sonra üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Ne ayrılması? Sıkıyönetim tarafından uzaklaştırıldı. Bir süre yurtdışında ders verdikten sonra ülkeye dönüşünden itibaren kendi ifadesiyle “iktisadiyattan tarihçiliğe geçiş” yaptı. Arka arkaya çok önemli kitaplar çıkardı. Tartışılması gereken yeni tezler ileri sürdü.
Sencer Divitçioğlu 1980-sonrası çalışmalarını Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir coğrafyada yaşanmış tarihi olaylara yoğunlaştırdı. “Köktürkler”den Selçuklu’ya ve Osmanlı’ya geniş bir alanda birçok tarihçinin ele almadığı meseleleri ele alıp, tarihi bir epistemoloji içerisinden, belli bir metodolojiyle araştırmış bir bilim adamıdır.

Yerli olmak

Bizde tarihe egemen olan yaklaşım tek tek olayların hikâye edilmesi şeklindedir. Tarihi, sosyal bilimlerin, sosyolojinin ve iktisatın kavram ve yöntemleriyle araştırmak, tarihi sosyal bilim haline getirmek önemli bir çabadır.
Sencer Hoca, “Doğu toplumlarının”, bunlar içinde de Türklerin “ayrı bir tarih ve medeniyet geleneğine” sahip olduğunu, Batı toplumlarının izlediği toplumsal ve ekonomik formasyondan farklı bir yönde seyrettiğini düşünmektedir. Bunu açıklamak için müracaat ettiği Asyatik Toplum teorisi veya daha dar anlamda Asya Tipi Üretim Tarzı’nın, Doğu-Batı farklılaşmasını ne kadar izah ettiği tartışmalı bir meseledir. Bununla beraber, bir teorinin bilgi üretmesi onun “yanlışlanabilme potansiyeli” ile birlikte düşünülünce, çalışma oldukça önemli bir katkı sayılmalıdır.
Düşünce yapısı milliyetçi dünya görüşü çerçevesinde şekillenmiş birisi olarak, Hoca’yla dünya görüşlerimiz arasındaki “karşıtlığa rağmen” yaptığı çalışmaların ve ürettiği yeni bilgilerin Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik kimliği hakkında oldukça önemli olduğunu düşünürüm. Onun tarih çalışmalarının, sosyal bilim yöntemiyle ilerlemesinde, “tabulara itibar etmeyen anlayıcı tavrının” vazgeçilmez bir yeri vardır. Sencer Divitçioğlu’nu saygı ve rahmetle anarken, bu topraklardaki toplumsal mirasın anlaşılması için, ortaya koyduğu eserlere layık olan ilginin, araştırmacılar, entelektüeller ve akademisyenler tarafından gösterileceğini umarım.

<p>1-DUNE</p><p>Okunması zor bir kitabın sinema uyarlamasını pek çok insan dört gözle bekledi

2021'in öne çıkan ve en çok konuşulan filmleri

Topladığı tahtalardan öyle bir şey yaptı ki...

Son hali hayran bıraktı! Hurdalıktan 2000 dolara satın aldı

Tesla'nın koltuğunu kestiler! Bakın içerisinden neler çıktı