• $9,59
  • €11,1227
  • 555.608
  • 1521.66
9 Kasım 2016 Çarşamba

Batı, Türkiye’den ne istiyor?

Batılı merkezlerden her gün yeni bir haber, daha doğrusu Türkiye karşıtı yeni bir tutumu ortaya koyan açıklamalar geliyor. Avrupa’nın başkenti Brüksel’de terör örgütünün daimi gösteri merkezi haline dönüşen yerlerin faaliyetlerinin desteklenmesi, Almanya’nın terör örgütünün kongre topladığı bir ülke olması, bu yetmezmiş gibi örgütün cinayet şeflerinden birinin video konferans yoluyla kongreye hitap etmesi, Belçika yargısının cinayet işleme makinesi olan örgütü ‘silahlı mücadele veriyor ama terör örgütü değil’ konumunda gören kararı gibi daha birçok olay neyi ortaya koymaktadır?

Bu cinayet şebekesinin Avrupa’daki diğer faaliyetleri dikkate alındığında, uyuşturucu trafiğini yönettiği, beyaz zehir ticareti yaptığı, başta sigara olmak üzere kaçak içki gibi illegal yollardan geniş bir hacme sahip ekonomik bir güç olduğu göz önünde tutulduğunda, Batılı merkezlerin PKK üzerinden kara para yönetimine duyarlı hale geldiklerini anlamak lazımdır. Hiç şüpheniz olmasın, Avrupa’nın ortasında milyarlarca dolara ulaşan bir varlığı hiç kimse sadece terör örgütünün inisiyatifine bırakmaz ve burada kendi servislerinin ana kumanda merkezinde olmasının dışında bir işbölümüne de asla müsaade etmez.

Avrupa’daki kara para kimin?

Bu kara para varlığıyla örgütün terör yapma kapasitesi büyütülüp, bizatihi terörün hedefi olan ülkelere dönük saldırılar bu servisler üzerinden finanse edilerek gerçekleştirilir. Batılı ülkelerin herhangi bir maliyet ödemeden dışardaki hesapların görülmesinde, Ortadoğu’da yürüttükleri istikrarsızlaştırma ve bölge haritasının yeniden çizilmesine dönük çalışmalarında bu yaklaşımın etkin bir biçimde kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Türkiye’nin bitmeyen AB uyum çalışmaları, üyelik sürecinde katettiği mesafeler gibi resmi veya yarı resmi ifadeler Batılı merkezlerde muhtemelen istihzayla karşılanan sözlerdir. Hatta bu ilişkilerin sürdürülmesini Türkiye üzerinde bir baskı politikası aracı olarak kullanmayı kararlaştıran, yürüten merkezlerde yer alan adamlar Türklerin bu sözlerini ‘acaba gerçeği anlamış olamazlar mı’ diye düşünerek karşılıyor bile olabilirler.

Evet, açıkça söylemek gerekmektedir ki “Türkiye karşısında terör örgütüyle bu kadar sıkı ilişkiler içine girmiş olan Avrupalı merkezler için ‘Türkiye’nin AB üyeliği siyaseti’ sadece Türkiye’ye baskı yapmak uluslararası düzlemde yalnız bırakmak, suçlamak üzere bir baskı uygulama politikası haline gelmiştir.”

Batı, nasıl bir Türkiye istiyor?

Batı açısından Türkiye nerede durmaktadır, bu ülke onlar için hangi şartlarda, nasıl kabul edilebilir? Aslında bu sorunun cevabını en iyi bilenler Türklerdir. Tanzimat süreciyle birlikte yarı sömürgeciliğin şartlarını kabul eden Batıcı bürokratlar, Milli Mücadeleye rağmen Cumhuriyet döneminde de muhtelif ilişki biçimleri ve anlaşmalarla Türkiye’yi bağımlı, Batı merkezlerinin kararlarıyla oluşan politikaların peşine takarak sürüklemekte başarılı olmuşlardır.

Bugün farklı olan nedir? “Türkiye demokratikleşme sürecinde öylesine derin mesafeler katetmiştir ki Batılı merkezler artık klasikleşen askeri müdahale ve darbe şekilleriyle durumu kendi lehlerine çeviremeyeceklerini anladıkları için FETÖ yapılanması gibi ihanet unsurlarını kullanarak ülkeyi içeriden işgal etmeye girişmişlerdir. Bu girişimleri hesaba katmadıkları milli direnişle karşılaşıp büyük Türk milleti tarafından püskürtülerek mağlup edilince, bu defa açıkça PKK/PYD ve DEAŞ gibi terör örgütleri üzerinden bir kuşatma hareketine kalkışmışlardır.”

Aksini düşünmek mümkün müdür? Türk ordusu DEAŞ’a karşı sahada savaşa girişmiş, PKK/PYD terör örgütleriyle cansiperane mücadele etmektedir fakat Batılı merkezler ayağa kalkıp bu mücadeleleri engellemeye dönük her türlü çabayı ortaya koyarak, Türkiye’nin Avrupa’dan Avrupalı değerlerden uzaklaştığını söylemektedirler! Avrupalı değerlerin cinayet örgütleriyle bağı, kara para organizasyonlarına yakınlığı, ülkelerin işgal edilmesine karşı tavrı, askeri darbelere ilgisi nedir diye sormanın sizce bir anlamı var mı?

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği artık inkar edilemez bir  seviyede ancak ne yazık ki bu konud

İklim değişikliğindeki büyük tehlike

Tarım arazilerine zarar veren kahverengi kokarca ile ''samuray arıları'' savaşacak

Uyuşturucunun ''kimyasal parmak izi'' suçun kaynağına ulaştırıyor

Dev kayayı balta ile parçaladı! Ortaya bakın ne çıktı?