• $9,4994
  • €11,0752
  • 549.26
  • 1519.25
7 Kasım 2016 Pazartesi

Türkiye’de neler oluyor?

Batılılar sık sık bu tür sorular sorarak arkasından zaten ezber hale getirdikleri cevapları sıralıyorlar. Kendilerine içeriden destek veren işbirlikçileri şahit gösterdiklerini söylemeye gerek var mı? İşbirlikçiler ne demeye çalışıyor dersiniz? ‘Türkiye otoriterleşiyor, bir zamanların özgür ülkesi şimdi bu vasfını kaybediyor’ gibi basmakalıp iddialar ama bunlardan biri var ki adeta şecaat arz ederken, gerçeği ortaya koyup, kendini ele veriyor: Türkiye Batı’dan uzaklaşıyor!

“Meselenin düğüm noktası burasıdır. Türkiye yüz yıllık ‘Batı-bağımlı ilişki biçiminden’ uzaklaşıp, konumunu değiştirmeye yönelip, bağımsızlıkçı siyaset izlemeye başlayınca suçlamaların ardı arkası gelmiyor ve gelecek gibi de görünmüyor. Önce terör saldırıları başlatılıyor.” Çözüm süreciyle duran terör saldırıları, iki yıl sonra hendek savaşlarıyla şehirlerde yeniden daha şiddetli bir dozda devreye sokuluyor. Suriye’de PKK/PYD yapılanmasına alan açılarak oradan şehir savaşlarını destekleyen bir terör politikası uygulamaya sokuluyor.

İç savaşı savunmak

‘Devrimci halk savaşı’ diye uygulamaya sokulan kirli savaş ilanının aslında PKK ile ne düzeyde bağları olduğu bilinen partinin Türkiye partisi olma iddialarından sonraya gelmesi anlamsız değildir. İç savaş ilanı anlamına gelen bu çağrı, açıkça siyaseti reddetmiş olmaktaydı. “Böylece terör örgütü bu davranışıyla, söz konusu partiye siyaset yapacak bir alan bırakmadığı gibi, Türkiye partisi olma imkânı vermediğini, bu parti etrafında toplananların, hatta seçilmiş milletvekillerinin böyle bir iradelerinin söz konusu dahi edilemeyeceğini ortaya koymuş olmuyor muydu? “

Bu durumda bu parti etrafında, görünürde siyaset yapmak istediklerini söyleyenlerin önlerinde duran bazı çıkış yoları bulunmaktaydı. Terör örgütüne dönerek ‘biz Türkiye partisi olma’ iddiasına oy isteyerek ülkenin her köşesinden % 13 kadar destek bulmuş bir partiyiz, terörü, iç savaş çağrınızı desteklemeyiz, halk bize sorunların çözüm yolunun siyaset olduğunu söyledi’ diyebilirdi ki bunu diyebilecek bir iradelerinin olmadığını ortaya koydular; diğer bir yol örgüte dönüp ‘eğer iç savaş çıkarma stratejisinden vazgeçmezseniz sine-i millete dönme kararı alıp, zaten siyaset yapma imkânı vermediğiniz için halkın arasına döneriz’ diyerek, daha radikal bir tavır gösterip, kan dökülmesinin önüne geçmek gibi insani ve ahlaki bir tavır alabilirlerdi ki bunu bırakınız yapmayı telaffuz dahi edecek hallerinin olmadığını ortaya koydular.

Bu yapılabilseydi sadece Türkiye partisi olma iddiasına destek olanların, yani oy verenlerin değil bütün demokratların, yurtseverlerin, muhafazakârların kısaca her türlü siyasi görüşten insanların sadece sempatisini kazanmaz, fiili olarak desteğini alabilecek bir pozisyona yükselebilirlerdi.

Demokrasiye ihanet

Onlar en kolayı tercih ederek, halka verdikleri sözleri inkâr ederek yüzlerini şiddete, kana katliama terör örgütüne döndüler. Adeta terör eylemlerinin, örgütün cinayet planlarının ve uygulamalarının Meclis’te, kamuoyunda savunuculuğunu yapan bir dile hapsoldular, bununla yetinmeyip uluslararası platformlarda örgütün temsilcisi, örgüt eylemlerinin savunucusu olarak sahneye çıktılar.

“Aslında yapılan şey, halkın oylarına dayanarak siyaset yapmayı reddederek, demokrasiye karşı silahların gölgesinde, şiddetin hâkim olduğu örgüt zeminlerinden destek alarak PKK bileşenlerinden biri olmak gibi bir rolü içselleştirmekten başka bir şey değildir. Bu rol aynı zamanda örgütün kadro devşirmek için kaçırdığı, alı koyduğu ‘çocuk teröristlerin’ canı üzerinden bu kanlı oyunu sürdürmeyi kabul etmek demekti. Bunun nasıl bir ahlaki sorun olduğunu tartışan var mıdır?”

Türkiye terörle mücadelede yeni bir strateji uygularken, teröre destek olan bütün unsurlara karşı da hukuk zemininde bu mücadeleyi uygulamaktadır.

<p> </p>

CHP-HDP ortaklığı... Çatlak kapıda mı?

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu