• $ 5,8089
  • € 6,4683
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Telefondaki Trump

Önce 30 Mart, ardından 12 Nisan. 13 gün içinde peş peşe iki telefon görüşmesi. Erdoğan telefonu kaldırıyor, karşısında ABD Başkanı Trump var. Beyaz Saray, “Diyalog kanalları açık olacak” dediğine göre, belki önünüzdeki günlerde yenileri gerçekleşecek.

Ne anlama geliyor bu?..

Birincisi, kim ne derse desin, öncelikle bu tablo Türkiye’nin gücünün ve etkisinin göstergesi! İkincisi de Türkiye’nin söylenecek ve dinlenecek sözlerinin bulunduğunun fotoğrafı!

Dünya üzerinde var mı bizim konumumuzda olan başka bir ülke? Hem ABD, hem de Rusya ile diyalog kuracak. Karşılıklı atışmaların ve tehditlerin sürdüğü, gerilimin zirveye çıktığı bir ortamda taraflarla en üst seviyede görüş alışverişi yapacak. Telefonu kaldırdığında Trump ve Putin gibi iki etkili isim karşısında olacak.

Yok tabii ki!..

Ayrıca bunlar içi dolu görüşmeler. Bunu söylemek için içeriklerini bilmeye de gerek yok. Neler olup bittiği ortada: Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşlerini ortaya koyuyor. Her iki lider nezdinde bazı yönlendirmeler yapıyor. Amerika ve Rusya arasında bir anlamda arabuluculuk rolü oynuyor. Şimdi sakın, “Türkiye bir bölge ülkesi. Gelişmeler bu bölgede oluyor. Doğaldır bütün bu görüşmeler” demeyin. Irak ve İran da bölge ülkeleri. O bölgede İsrail’in konumu da önemli. Ama hiçbiri Türkiye’nin bulunduğu konumda değil. Birileri rahatsız olsa da, zaman zaman tam tersi yorumlar yapılıp, “etkisizleştiği, değersizleştiği” yorumları yapılsa da, Türkiye’nin geldiği nokta bu!

hhh

Nasıl oldu bunlar? Herhalde kendiliğinden gelişmedi. “Kurban olayım tipiye, esti getirdi kapıya” türünden doğal bir olay gerçekleşmedi.

Çabayla oldu…

Yaşanan uçak krizine rağmen, Putin’le ilişkileri Erdoğan geliştirdi. Trump ile kanalları açan da bizzat Erdoğan oldu.

Erdoğan, 30 Mart’tan önceki telefon görüşmesinde, açık ne net bir dille ABD Başkanı’na bazı tavsiyelerde bulundu. Sorunların daha rahat aşılması için atması gereken adımlardan bahsetti. O da bu adımları attı. Diyalog kanalları iyice açıldı. Sonuç ortada: Erdoğan telefonu kaldırdığında, artık ABD Başkanı’nı karşısında buluyor.

Dikkat edin Trump gibi kendini aşırı beğenen, egosu son derece yüksek bir insandan bahsediyoruz. Kolay ve rahat diyalog kurulacak bir adam değil Trump. O’nu bu noktaya getiren Türkiye’nin etki kazanan konumu ve Erdoğan’ın akılcı yönlendirmeleri oldu. Perde arkasındaki gelişmeleri bilerek söylüyorum bunu.

hhh

Türkiye oldukça zor bir konumda aslında…

Bir NATO üyesi. NATO ise ABD demek. Bizim, Amerika ile onlarca yıla dayanan bir işbirliği ve “müttefiklik” ilişkimiz var. Nasıl yürüdüğü, ne şekilde geliştiği, bu ilişkinin kime yaradığı ayrı bir tartışma konusu. Ancak, Amerika ile yıllara dayanan ve belli noktalarda oturmuş bir ilişkimiz var. Rusya ve İran ise, Amerika’nın hiç haz etmediği, çekiştiği, hatta son dönemdeki ilişkilere bakıldığında “düşman” olarak baktığı ülkeler.

Hem Rusya ve İran’la ilişki içinde bulunacaksınız, hem de Amerika ile ilişkinizi devam ettireceksiniz. Üstelik, savaşa varan karşılıklı tehditlerin sürdüğü bir dönemde bunu başarabileceksiniz.

Gerçekten çok zor…

İşte Türkiye zoru başarıyor. Üstelik, yaparken de belli konularda “kırmızı çizgiler” ortaya koyuyor. Kendi menfaatleri doğrultusunda askeri ve diplomatik adımlar atıyor. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ve BM’deki Kudüs Oylaması konularında ortaya koyduğumuz tavır. ABD’ye rağmen yapıldı bunlar!

Yine de diyalog kesilmedi. Hatta, geçmişle karşılaştırdığımızda kanallar daha fazla açıldı. Eskiden ABD Başkanları ile görüşmek için aylarca beklerken, artık telefonu kaldırdığımızda karşımızda buluyoruz. Türkiye’nin diplomatik açıdan ciddi bir başarısı bu!

hhh

Suriye’de yıllardır yaşanan ve bizim ciddi bedeller ödediğimiz gelişmeler, bugün dünya çapında bir güvenlik krizine dönüşmüş durumda.

İşte böyle bir ortamda önceki gün Trump’la görüşen Erdoğan, dün de Putin’le irtibata geçiyor. Türkiye, dünya barışına büyük katkı yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, altını çizerek dünyaya ilan ediyor: -Bizim ne ABD ile olan müttefikliğimizden, ne de Rusya ile kurduğumuz ilişkiden vazgeçmek diye bir niyetimiz yoktur.

Yetmiyor, hemen ardından her iki tarafa da hatalarını söylemekten çekinmeyeceğimizi net bir dille ortaya koyuyor. İşte yıllardır özlemini çektiğimiz “Bağımsız Dış Politika” budur!

<p>Acun Ilıcalı Gel Konuşalım programına konuk olduğu sırada O Ses Türkiye´nin perde arkasında yaşan

Acun Ilıcalı Canlı Yayında Video İzletirken Şeyma Subaşı´dan Mesaj Geldi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fenerbahçe: "Biz de şampiyonluklarımızı istiyoruz"

1 tonluk tespih Guinness yolunda