• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 276.526
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Soğuk Savaş

Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski’nin bu sene Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandığı ‘Soğuk Savaş’ (Cold War) bu hafta vizyonda kesinlikle kaçırılmayacak filmler arasında…

Müzisyen ve orkestra şefi olan Wiktor ve prodüktör arkadaşı Irena, 2.Dünya Savaşı sonrasında ülkenin müzik ve folklorünü bir nebze canlandırmak amacıyla Polonya’nın kırsalını gezerek saklı kalmış ezgileri bulup kurulacak dans ve müzik topluluğuna repertuvar için kaydetmektedir. Bu müzik topluluğu için yapılan seçmelerde Zula ile karşılan Wiktor, genç kadının sesinden, enerjisinden, saçtığı ışıktan etkilenir. Savaş sonrası yıkık dökük ülkelerinin içinde olduğu durum gibi onlar da bu ilişkiye tutunmak ister ancak Zula, ülkeden kaçan Wiktor’un peşinden gitmez ve zaman her ikisini de başka yerlere savurur.

AŞKIN VE HÜZNÜN EZGİSİ

Yıllar içinde yeniden karşılaşan çiftin aşkı, tutkusu kadar imkânsızlığından da bir şey kaybetmez. Soğuk savaş yıllarının Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’inde geçen hikâyede, kendi seçimlerini yapamamış Wiktor ve Zula, kendi seçimlerini yapacak duruma geldiklerinde ise dönemin politik koşulları ve göçmen olmanın getirdiği psikolojik yükle birlikte, bir arada olmayı başaramaz. Çünkü arka planda duyduğumuz folktan caza evrilen Polonya halk ezgisi gibi geçen yıllar içinde şartlar da artık değişmiştir. Yönetmen Pawel Pawlikowski, senaryosunu da kaleme aldığı ‘Soğuk Savaş’ta ayrılıklar ve yeniden bir araya gelişler sonucu tutkuyla ve hasretle geçen bir ömrü şiir gibi bir görsellikle anlatıyor. Bunu yaparken de baş karakterleri bir araya getiren ve hayatlarından çıkaramadıkları müzik üzerinden hikâyeyi oluşturup ve güçlendiriyor. Öyle ki hayatlarındaki müziğe gönderme yaparken bir sahnede Wiktor Zula’ya hazırladıkları albümü gösterip ‘işte bu bizim çocuğumuz’ diyor. Siyah-beyaz 1.85:1 formatında çekilen film, başrol oyuncuları Joanna Kulig ve Tomasz Kot’un performansından aldığı güçle her bir karesinde hüznün müziğini hissettiriyor ve demir perdenin gölgesinde akıldan çıkmayacak bir aşk hikâyesiyle bizi baş başa bırakıyor.

COLE VE ZOE'NİN AŞKI

Haftanın diğer romantik filmi ise, Drake Dromus’un yönetmenliğini yaptığı, Ewan McGregor ve Lea Seydoux’un başrollerini paylaştığı ‘Aşkın Algoritması’ (Zoe). Film, bilgisayarların yönettiği simülasyonlarla çiftlerin birbirleri için ideal eş olup olmadığının belirlendiği bir yakın gelecekte sentetik yani android eş tasarlayan bir firmada çalışan Cole ve Zoe’nin ilişkisine odaklanıyor. Yönetmen yine bilim kurgu ile romantizmi harmanladığı önceki filmi ‘Equals’ın ardından ‘Zoe’ ile bu kez yapay bir romantizm ve aşka dair yüzeysel sorularla karşımıza çıkıyor. Ewan McGregor’un varlığına rağmen izleyici olarak ne hikâyeyle ne de karakterlerle bir duyguda buluşmak zor; ancak Ewan McGregor ve Theo James’i beyazperdede izlemek isteyen sevenleri için bir seçenek olabilir.

Derya Canan Süter Diğer Yazıları

Boldi dörtnala

07.12.2018

Bohemian Rhapsody

09.11.2018

<p>Doğubayazıt ilçesindeki tarihi İshak Paşa Sarayı´nın bulunduğu bölgede kamp ve mesire alanı işlet

Kurnaz Tilkiler İlçenin Maskotu Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Haftanın fotoğrafları

Spor yazarlarından çarpıcı yorumlar! Beşiktaş'ta neler oluyor?