• $7,3996
  • €8,9788
  • 441.947
  • 1541.46
24 Eylül 2011 Cumartesi

Zina etmeyeceksin-2

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Kuran'da ayların (şehirlerin) adlarının insanın gelişme sürecine eşlik eden anlamlarını konuşurken konu Hz. Musa'ya inen on emre gelmişti. On emrin sosyal hayatı kuşatan anlamlarına işin esasından şahit olunca dayanamayıp paylaşmak istedim. Bir süredir bunları sizinle paylaşıyorum. Allah'a şirk koşmayacaksın, Allah'tan başkasına tapmayacaksın, çalmayacaksın emirlerinden sonra söz geçen hafta zina etmeyeceksin emrine gelmişti. İlk bölümünü geçen yazımda misafirimin dilinden aynen naklederek sizinle paylaştım. Zina yasağının sadece nikahsız cinsel beraberliğin ötesinde, tüm insan davranışlarını nasıl kuşattığını eminim siz de hayretle görmüşsünüzdür. Bunu aldığım twitlerden ve beni tanıyanların karşılaştığımızda verdikleri tepkilerden görüyorum.
Zina konusunu anlatırken recm yani bildiğimiz taşlayarak öldürme cezasını özellikle anlatmasını istedim. Garip bir şekilde kaçındığını hisseder gibi oldum. Bu kez net olarak sordum: 'Şimdi ben recm dedikçe recmin anlamına işaret ederek toplumsal kınama ve taşlamayı anlatıyorsunuz. İşin uygulama tarafı yok mu? Zina edenler taşlayarak öldürülmedi mi? İslam'da böyle bir ceza yoksa bu uygulamalar nereden geliyor?''
'On emir, malumunuz öncelikle Hz. Musa'ya inen şeriatın hükümleridir. Kuran doğal olarak Hz. Peygamber'den önceki tüm peygamberlere inen şeriatları içermektedir. Farkı, zamanın rububiyetine yani insan nefsinin ulaştığı terbiye ihtiyacına göre hükümleri yeni bir tasnifle sunmasıdır. Bu yüzyıllar boyu gelen fıtrat esaslı insani değişim ve gelişimle toplumun yeniden ihyasıdır. Şu kadar var ki bu ihya ile daha kuşatıcı ve daha kolaydan ıslah edici hükümlerin inmesi ile öncekilerin kesif uygulamaları daha latif ama daha etkili olanlarla değiştirilmiştir. Zira her geçen çağ insani anlayış gelişmektedir. Bu gelişim Hz. Peygamberle zirvesine ulaştığından din süreci de onunla tamamlanmıştır. Tüm diğerleri gibi zina hükmü de en kuşatıcı haliyle fiiller aleminde yerini bulmuş ve hükmü tamamlanmıştır. Zinanın sadece en kesif tarafından anlaşılmasının yerini tüm tavır ve davranışlardaki yansımaları almıştır. Sadece nikahsız cinsel birleşme anlamında zina yasağının yerini tüm nikahsız yani kadim değerlere dayanmayan, gelip geçici ziynetleri esas alan beraberlikler almıştır. Dolayısı ile emir Tevrat'taki zina etmeyin ifadesinden Kuran'daki zinaya yaklaşmayın ifadesine değişmiştir. Cezası da fiili recimden zinayı tüm tutum ve davranışlarda kınamaya ve şiddeti hak ettiği karşılığa göre yüz celdeye (insanın ruhundan cildine yansıması beklenen tavır) değiştirilmiştir. Artık zinanın cezasının kınama ve taşlama anlamı kadim ve ebedi olmakla beraber fiili olarak taşlayarak öldürme şeklindeki cezasının uygulaması kaldırılmıştır. Kuran buna yer vermemektedir. Celdenin ne olduğunu daha önce ifade etmiştik. Celde kavram olarak Hakk'ın sosyal hayatı kuşatan yüz kuşatıcı sıfatından kinaye ile insanların ruhlarından fiili görünümlerine sirayet edip beliren kadim değerler ve tavırlardır. Zina eden bunlara karşı bir nevi savaş açtığından toplumsal kınamanın fiili karşılığı da yüz celde uygulamak diye ifade edilmiştir. Elverir ki toplumda kınama fiili ile zina işleyenlere hak ettikleri uyarıyı gerçekleştirerek kendi birlik ve dirliğini yozlaşma ve çürümeden korusun. Bunu Kuran'dan duy: Zina eden kadın ve erkeğe yüz celde uygulayın. Hatta bunu uygulamada sizi bir gevşeklik tutmasın. (...) Zina eden  (yani beraberliklerini muhataplarının ziynetlerine iştahlanarak gerçekleştirmeyi alışkanlık haline getiren) nikahlanmaz. (Yani kadim değerlere dayanan kalıcı beraberlikle istemez ve kurmaz). O halde o (zani)  bu tutumuna karşılığı ya ancak kendisi gibi birinden (zaniye) bulur yahut bir müşrikten bulur. Müşrik ise temelinden Hakk'ı ve onun yarattığı varlığı, sanki bir kısmını kendi ilahı diğerlerini başka ilahlar yaratmış gibi bölen ve ona göre davranandır. Bu tutumu hayat tarzı haline getiren doğal olarak tüm beraberliklerinde salt faydacı olur. Artık onu yöneten Hak değil iştahlarıdır. (...) Müminlere işte bu haram kılınmıştır. Zira şirk koşanlar ve zinayı alışkanlık haline getirenler Hakk'ın insanı yaratmasından beklediği şeref ve olgunluktan mahrum kalmış, harama düşmüşlerdir. Bu durumlarına karşılık uygulanacak toplumsal yüz celde ve şiddeti onları ciltlerinden uyaracak ve kendilerine getirip insanlık onuruna yeniden döndürecek pişmanlık ve tövbeyi getirecek etkinlikte olması gerektiği açıktır. Esasen bu sadece bir ceza olmaktan da öte Hakk'ın kulundan vazgeçmeyiş rahmetidir.'

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Haftanın yalanları