• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
07 Temmuz 2012 Cumartesi

Kürtlerle dans

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Kürt meselesinde son aylarda kamuoyunun önünde yaşananlar tam da bu: Birileri sahnede dans ediyor. Bu kanlı bir tango...
Ani gelgitler, dönüp gitmeler, sert ifadeler, bazen yumuşayan tavırlar.
Sahnenin kenarından durmaksızın sızan ise izleyicilerin kanı.
Leyla Zana'nın Başbakan'la görüşmesinin ardından yansıyan hava ve değerlendirmeler bu analojiyle bakarsak epey kafa karıştırıcı bir figür  oldu.
Kürtler adına siyaset yapan kesimin aktörleri belli. Kandil, BDP ve İmarlı...
Muhatapları ise AKP, bölgesel çıkarları gereği birbiriyle çatışan veya dayanışan uluslararası güçler.
Bu köklü sorunun hallini isteyenler ve istemeyenler gibi iki etkili kitle olan biteni izleyip açık veya örtülü sürece müdahil olurken Kürtler ve Türkler ise olup biteni endişeyle izliyor.
Zana'nın çıkışı bu anlamda çözüme muhtaç bir süreç geliştirdi.
İki muhatabın sorunun halli noktasında Zana'yı (Yani hem Kürt kamuoyu hem Türkiye kamuoyu açısından kabul görebilecek etkili bir figürün) meselenin kilit taşı saylabilecek Öcalan'ın ev hapsi meselesinde beklentiyi dillendirmesinin ve bu dillendirmenin egemen güç tarafından sükutla karşılanmasının önemli bir adım olduğu inancındaydım.
Dikkat ederseniz o görüşmedeki en açık ve net talebe yani Öcalan'ın ev hapsine alınması isteğine hükümet kanadından olumsuz bir yanıt veya yalanlama gelmedi.
Sonrasında Kandil'den ilk olarak Duran Kalkan tarafından yansıyan açıklama ve sonrasında Mustafa Karasu'nun eleştirileri oldukça sertti.
Ve nihayet iki gündür KCK Yürütme Konseyi Başkanı yani Kürtler adına siyaset yapanlar açısından Öcalan'dan sonra söz sahibi olan kişi Murat Karayılan'dan uzun bir açıklama geldi. O açıklamada Zana'ya karşı kilit cümle bence şuydu:
''Kürt siyasetinin başarısı, ferdi çıkışlarla değil, konsensüse dayalı, birlikçi ruhu güçlendiren mücadele biçimleriyle sonuç alabilecektir.'
Karayılan'ı şahsen tanıyan ve örgütün Kandil'deki yapısını ve bu yapı üzerindeki etkisini bilen biri olarak o uzun açıklamanın satır araları bana önümüzdeki sürece dair epey fikir verdi.
AKP'nin tekçi zihniyetini son derece doğru analiz eden Karayılan önünümüzdeki süreci kendileri açısından savaş ilanına savaş ilanı olarak tanımlıyor. Fakat o konuşmada en önemli mesaj şu cümlelerde saklı:
''Elbette ki bu devletin ve hükümetin başındaki Erdoğan Kürt sorununu isterse çözebilir; ancak çözmesi için önce bir karar vermesi gerekiyor. Bizim projemiz Demokratik Ulus Projesi'dir. Yani Türkler ve Kürtler birlik olmalı, bir ulus olmalı ama demokratik bir ulus olmalı. Tekçi değil, çoğulcu bir sistem olmalı. Merkeziyetçi-otoriter değil, demokratik-ademi merkeziyetçi bir sistem olmalı. Bu biçimde bir arada yaşama imkanı var.''
Bu tablodan yansıyan ne? Görünen o ki AKP son derece kırılgan bir yol seçti kendine. Ve o yol, kapalı kapılar ardında pişen plan her neyse, sancısız ve kansız olmayacak.
Bu kanlı dans maalesef sürecek ve akan kan izleyicilerin olacak.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar