• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
24 Nisan 2022 Pazar

Sorumluluktan Sorunluluğa Meslek Örgütleri!

Bu hafta meslek örgütleri/örgütlenmeleri konusuna atıfla birkaç kelam etmek istedim sevgili okurlarım: "Belirli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş insan topluluğuna örgüt; bu amacı gerçekleştirmek için yerine getirilen her türlü teknik, idari, ekonomik ve sosyal yapıların oluşturulması faaliyetlerine de örgütlenme denir. Yönetim sürecinin bir parçası olan örgütlenme, insanlık tarihinin her aşamasında ortaya çıkmış bir kavramdır ve sürekli devam eden bir etkinliktir."

Türkiye'de bugün itibariyle Anayasanın 135. maddesinde öngörüldüğü şekilde kanunla kurulan 19 adet meslek örgütü bulunmaktadır.

Meslek örgütleri kamuoyundaki algının aksine sivil toplum örgütü değil bilakis kanunla kurulmuş yapılardır. Hal böyle iken ülkemizde faaliyet gösteren pek çok meslek örgütünün, mesleklerinin itibarını ve etkinliğini artırmak yerine başka başka işlere soyunduklarını, bizatihi kendi müsebbipleri olan devlet ile kavga etmeyi seçtiklerini, devletin ve milletin yararına olan neredeyse her harekete karşı çıkıp devlet ve millet için atılacak her hayırlı adımı önlemek üzere çırpınmayı kendilerine şiar edindiklerini görüyoruz.

Evet kıymetli okurlarım, bu kuruluşların yöneticilerinin alâkasız şekilde militanlığa varacak kadar siyasi ilişkilere girdiklerine, kritik zamanlarda soru işareti bırakacak seviyede birtakım mecralarda boy gösterdiklerine şahit olursunuz. Asli görevinin dışında politikayla uğraşıp, toplumun sinir uçlarına dokunan demeçler de yine buralardan çıkabilmektedir.

Devlet eliyle ikame edilen ve yasal bir altyapı çerçevesinde inşa edilen bu kuruluşların sınır çizgileri dışında top koşturmaları ve gol arayışlarını hep devlet kalesine doğru yapmaları gayet manidardır diye düşünüyorum. Bir şehit haberini üzüntüyle ve terörü tel'in eder mahiyette kamuoyu ile hiçbir zaman paylaşmayanların neredeyse terörü arkalayan repliklerle sahneye çıkmaları akıl alır gibi değildir sevgili okurlarım.

En üst kuruluş olarak devleti görür ve biliriz! Meslek örgütleri ve benzer tüm kuruluşlar da tabii olarak devlet otoritesine bağlıdır. Bağlı olması da beklenmektedir! Ekonomik ve sosyal açıdan açmazların çözüme kavuşturulması noktasında devlet bu örgütleri desteklemekte ve ihtiyaçlara kulak vermektedir. Gelgelelim maksadını aşan ve kuruluş amacıyla çelişen örgütlenmelerin devletle iş birliği içinde yol almak gibi bir niyetlilik taşımadıkları da aşikârdır.

Basit bir şekilde örneklemek gerekirse:

14 Mart 1919'da işgal kuvvetlerine direnerek Kurtuluş Savaşı'nın fitilini ateşleyen, Çanakkale ve pek çok cephede canını dişine takarak mücadele eden, 15 Temmuz'da verdikleri onurlu mücadeleyle darbenin akamete uğratılmasında öncü rol üstlenen ve yaşadığımız salgın sürecinde çocuklarını, ailelerini bir tarafa bırakarak hastalara şifa vesilesi olmak için gayret eden, milletimiz ve insanlık için kendi hayatlarını feda eden hekimlerimizin meslek örgütünün getirildiği noktayı görüyoruz.

Evet sevgili okurlarım, Tıp mesleğinin meslek örgütü gelinen durum itibariyle tarihi geleneklerinden koparılmış ve bunun tabii sonucu olarak da devletiyle, milletiyle, değerleriyle kavgalı bir oluşum haline getirilmiştir.

Peki tabipler öyle de diğer meslek odaları nasıl? Pek çoğu fotokopi misali birbirlerinin aynısı maalesef!

O zaman ne yapmalı?

Yapılabilecek pek çok şey olmakla beraber en basitinden şunlar önerilebilir:

Tüm meslek odaları tıpkı sendikalarda olduğu gibi aynı alanda tek (oda-birlik)değil, birden fazla olacak şekle getirilmelidir.

Odalara üye olmak isteğe bağlı olmalı, mecburi üyelik kaldırılmalıdır.

Aidatlar mümkün olan asgari seviyede tutulmalı ve mümkünse isteğe bağlı hale getirilmelidir.

Odaların kurs, seminer gibi adlarla yaptıkları eğitim faaliyetleri esas görevi eğitim olan üniversiteler tarafından verilmelidir.

Üyelerden gelir elde etmeye yönelik diğer faaliyetler kontrol altına alınmalıdır.

Mesleklerin denetlenmesi etik kurallar çerçevesinde ve etik kurullar marifetiyle yapılmalıdır.

Kadim ve güçlü devlet geleneğimiz bu ve benzer sorunların üstesinden gelebilecek güce sahiptir elbette. Belli bir disipline oturtulması gereken ve münferit insiyatiflerin kıskacından kurtarılması icap eden bu tür örgüt yapıları için acil eylem planları ivedilikle hayata geçirilmelidir diye düşünmekteyim. Böylelikle meslek mensupları da örgüt tasallutundan kurtulmuş olurlar.

Tüm kamu ve sivil organları ile aynı amaca hizmet eden bir yapıda olmamız gerekmektedir. Bekâ ve Misak-ı Milli'nin ne demek olduğunun daha da önem kazandığı günümüzde hiçbir detay göz ardı edilemez, edilmemelidir! Kamuoyunu milli menfaatlerin aksi yönünde söylemlerle meşgul eden tüm yapılar yasal düzenlemeler ve kararlı uygulamalarla disipline edilmelidir. Biz devletimiz için önemliyiz, devletimiz bizim için daha da önemlidir. Bu öneme vakıf olamayanlar yattıkları gaflet uykusundan en kısa zamanda uyanırlar umarım...

Sağlıkla kalınız.

<p>Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde, refüjdeki aydınlatma direklerine çarparak devrilen kamyondaki sür

Manisa'da kamyon devrildi: 1 ölü 1 yaralı

İkinci el araba alacaklar dikkat: Bu otomobiller 50 bin TL ile 250 bin TL arası!

Sağlık çalışanları Filistin için ''sessiz yürüyüş'' yaptı

Hak mahrumiyeti cezası bulunan başkan kiraladığı yük asansöründe takımının maçını izledi