• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
17 Nisan 2022 Pazar

Dumansız hava sahası ‘dumansı' hava sahası olmasın!

2002 yılında başlayan, 2008 yılına kadar hazırlıkları süren ve "Dumansız Hava Sahası Yasası" olarak literatüre geçen 5727 Sayılı "Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun" 2009 yılında yürürlüğe girmiştir sevgili okurlarım. "Neden bu hatırlatma?" derseniz, buyurun okuyalım hep birlikte.

Bilindiği üzere bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tam bir mutabakatla kabul edilmiş ve iktidar ile muhalefetin birlikte hareket ettiği nadir kanunlardan biri olarak tarihe geçmişti. Bunun en önemli sebeplerinden biri de Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki hassasiyetleri ve konuyu yakinen takip etmeleri olmuştu.

Elbette ki diğer siyasi parti liderlerine, başta dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a, milletvekillerine, basına ve halkımıza da bu konudaki desteklerinden dolayı müteşekkiriz. 2009 ile 2012 yılları arasında mükemmel bir şekilde uygulanan bu kanun sayesinde sigara tüketim oranları ve dolayısıyla bağlantılı hastalıklar da çok önemli oranda düşmüştür.

Alkol ve Tütün Dairesi Başkanlığı ve Tekel verilerine göre 2008 yılında %31,2 olan tütün kullanım oranı yasanın uygulamaya girmesinden sonra 2012 yılında radikal bir şekilde %27.1'e düşmüştü.

Aynı şekilde yasanın uygulamaya girmesinden 1 yıl sonra yapılan bir araştırmada acillere başvuruların %23, alerjik nezle hastalığı oranlarının %62, bronşit hastalığının % 40, KOAH alevlenmelerinin %21, kalp krizi sebebi ile hastaneye başvuran hasta sayılarının %15 ve kalp-damar hastalıkları sıklık oranlarının da %11 seviyesinde azalma gösterdiği bilimsel olarak kayıtlara geçmiştir.

Sigara kullanımı kaynaklı akciğer kanseri oranlarında da ciddi manada düşüşün başladığı tespit edilmiş; sigara (tütün) kaynaklı hastalıkların tedavisine harcanan milyarlar da bu vesileyle devletimizin kasasında kalmıştır. Şüphesiz bu tablo ekonomiden sağlığa kadar birçok alanda yüzümüzü güldürmüştür.

Bu sonuçlardan ülkemiz ve insanlık adına gurur ve mutluluk duymalıyız. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, "Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun" olacaktır.

Ülke olarak o dönem, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere bütün uluslararası ve ulusal kuruluşların takdirine de bu vesileyle mazhar olduğumuzu ayrıca hatırlatmak isterim. "Tütünle mücadeleyi kazandık" diye sevinirken ne olduysa 2012'den sonra oldu sevgili okurlarım. Önce bir bölümünün açık, bir bölümünün kapalı bırakılması gereken mekanları açılır-kapanır tentelerle açık hale getirmek icat oldu. Mevcut yasalara ve Avrupa birliği mevzuatına göre bu alanların kapalı alan hükmü içerisinde olması gerekirken üstelik. Açık alan işlemi gördü bu mekanlar ve dolayısıyla buralar başta olmak üzere her tarafta sigara içilmeye başlandı/devam edildi. Engellemek çok mu zordu? İlave yasa mı gerekiyordu? Hayır, ama engellenmedi işte! Nargile kafeler türemeye başladı her tarafta. Mantar gibi biten bu nargile kafeler hiçbir denetime tabi olmaksızın, uygulamalardan kurtulmak için nargilelerin tütün değil farklı materyaller içerdiğini iddia ederek adeta kanunu delmeye çalıştılar ve bunu kısmen de başardılar maalesef! Neyse ki 2013 yılında çıkarılan bir başka yasayla tütün ürünü ihtiva etsin etmesin tüm nargile çeşitleri bu kanun kapsamında tütün ürünü olarak kabul edildi ve böylelikle önemli bir adım daha atılmış oldu. Ancak gördüğümüz ve geldiğimiz noktaya sevinirken diğer taraftan nargile şişelerinin etrafında (aynen sigara paketlerinin üzerinde olduğu gibi) sağlık uyarıları olması gerekirken ben şimdiye kadar gördüğüm hiçbir nargile şişesinde bu uyarılara rastlamadım. Gören varsa haber versin lütfen! Bütün bunlara engel olmak hiç de zor değildi. Kanun gerekiyorsa kanunu vardı. Ama uygulama eksikti sevgili okurlarım, uygulama! Meclis görevini yapmıştı; ama uygulayıcılar "uygulamayıcılar" olarak sahne almıştı adeta.

Denetleme zaafiyetinden yaptırımlara kadar uygulama sahası bu dönüşümü duman altı etti sevgili okurlarım.

2012'de %27,1'e düşürdüğümüz sigara tüketim oranı hızlı bir yükselişle 2019 yılı verilerine göre %31,3'e yükseldi.

Daha korkuncu 2013 yılında yıllık 3909 kg olan nargile tüketimi 2021 yılında 837.779 kg'a yükseldi.

Bu korkunç yükselişe paralel olarak 2011 ile 2021 yılları arası akciğer kanseri ölümlerinde %38,3 oranında bir artış oldu.

Evet kıymetli okurlarım binbir emekle çıkardığımız bir yasanın ihlali var; ama yaptırım ve uygulama nasıl oluyorsa yok işte! Açık alanların adeta bütününün sigara içenlere ait hale getirildiğinin görünmemesi de cabası.

Kanun koyucuların sigara içilen alan hacmini daraltma hedefleri vardı halbuki bu yasal süreci inşa ederken. Geldiğimiz noktada görüyoruz ki, azalan sigara içmeyenlerin ve o dumana maruz bırakılmaması gerekenlerin alanları olmuştur. Sigara içmeyen insanların, yaşlıların, çocukların ve kronik hastalıkları olanların adeta yaşam haklarının nasıl ellerinden alındığını seyreder olduk. Bütün açık alanlar, bütün güzel mekanlar, bütün cam kenarları, deniz kenarları sigara içenlere tahsis edilmiş gibi garip bir uygulamaya dönüştü tablo. Halbuki kanun koyucunun amacı sigara içmeyi özendirmek değil engellemeye yönelik tedbirler almaktı. Uygulamanın mükemmel şekilde işlediği yerler de var elbette. Uygulama zaafiyeti ise ekseriyetle benim ironik tanımımla "kravatlıların" oturup kalktıkları mekanlar olarak göze çarpmaktadır.

Uygulamadaki sıkıntı sadece bugünün konusu değildir. Tütünü tüm Osmanlı mülkünde yasaklayan 4. Murat'a ait 1631 yılındaki fermanda geçen şu ibare oldukça manidardır: "....defaatle gönderdiğim emirlere rağmen kadıların kayıtsızlığı ve işi önemsememeleri, gönderilen memurların ihmal ve açgözlülükleri sebebiyle...." Başarısızlık 500 yıldır hep aynı sebeplere dayanıyor anlaşılan! Uygulama halkasından mahrum kalan hiçbir kanunun muvaffak olamayacağı gün gibi ortadadır.

Şimdi yeniden başlama zamanıdır. 2008-2009 ruhu ile tekrar kolları sıvamanın zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir. Her türlü bağımlılığın mayası olan tütün ve mamullerine karşı bağımsızlık mücadelesi tazelenmelidir. En fazla ihlal ikram sektörü ve kamu kurum ve kuruluşlarında olmaktadır. Bu durum bize yakışmamaktadır. Başta bu kanunu milletimize hediye eden TBMM olmak üzere Sağlık, Milli Eğitim, Adalet ve Emniyet birimlerimiz kanunun özünü önce kendileri benimsemeli, kurumsal olarak uygulamalı ve ardından denetim ve yaptırımları hayata geçirmelidir. Yeni kanun gerekiyorsa yeni kanun çıkarılmalı, yönetmelik revizyonu gerekiyorsa ivedilikle yapılmalı.

Yoksa Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere herkesin emekleri ve gayretleri boşa gidecek, sonuçta medar-ı iftiharımız olan dumansız hava sahası "dumansı" hava sahasına dönüşüp alınan tüm merhaleler berhava olacaktır.

Tütünle mücadeleyi yeniden başlatmak çocuklarımıza, yeni gelen nesillerimize, taze dimağlarımıza ve yarınlarımıza karşı üzerimizde bir borçtur...

Sağlıkla kalınız.

<p>Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde, refüjdeki aydınlatma direklerine çarparak devrilen kamyondaki sür

Manisa'da kamyon devrildi: 1 ölü 1 yaralı

Sağlık çalışanları Filistin için ''sessiz yürüyüş'' yaptı

Hak mahrumiyeti cezası bulunan başkan kiraladığı yük asansöründe takımının maçını izledi

Park halindeki araçta ceset bulundu! İstanbul Bahçelievler'de dehşet