• $8,0669
  • €9,6848
  • 460.606
  • 1408.14
01 Temmuz 2015 Çarşamba

Sokak ve demokrasi

Sokakları harekete geçirmek suretiyle politik hedeflere ulaşmak oldukça cazip. Konjonktürel olarak uluslararası düzlemde insanlıktan nasibini almamış bir terör örgütüne karşı “uygarlık savaşçısı” rolünü kapma suretiyle elde edilmiş sempatinin, şiddeti estetize etmeye imkân sağladığı bir vasatta, cazibenin tavan yaptığında kuşku yok.

Bu nedenle Suriye topraklarında cereyan eden olaylar nedeniyle halkı, “Kobani’yi savunma” bahanesiyle sokaklara dökme, bu dökme faaliyetini de “tarihsel sorumluluğa davet” olarak pazarlama sorun oluşturmuyor.
Hatta 2014 Ekim’inde aynı “tarihsel sorumluluk” çağrısı nedeniyle elliden fazla yurttaşın katledilmesi ve insanların can ve mal güvenliğine tecavüzlerin yaşanmış olması da sorun oluşturmuyor.
Marjinal ve radikal unsurlar toplumda ortak paydaya dönüşmüş önemli ve parlak kavramları kötüye kullanır. Adalet, eşitlik ve özgürlük, bu kavramların başında gelir. Kitle psikolojisini etkilemek ve sokakları hareketlendirmek için meşrulaştırıcı manivelalar olarak iş görür. Kitleleri, canlarını daha yüce bir değer için vermeye hazır hale getirmek, bu değerlere yönelik
manipülatif bir algı ve propaganda çalışmasıyla mümkündür.
Bu siyasal hareketler kendilerini demokratik olarak da etiketlerler.
Ancak etiket demokrat kılmıyor. Demokrasi değer yargılarından önce bir prosedürdür. Demokrasi, bu prosedür işletilebiliyor ve bu prosedürel kurallara uyulabiliyorsa “demokratik değerleri” üretebilir. Demokrasi bir inanç değil. “En iyi mümin benim” sloganı objektif olarak ne kadar anlam ifade ediyorsa, “en demokrat benim” ifadesi de o kadar anlam ifade ediyor. Özellikle yönetim söz konusu olduğunda bu ifadelerin hiç bir değeri yok.
Demokrasi halkın halk için halk tarafından yönetilmesi olarak tanımlanır. Yönetim hakkı halka ait ve halk için kullanılacak. Ama bu nasıl olacak sorusunun cevabı, demokratik prosedürlerde gizli. Demokratik prosedürler, demokratik oyun kuralları demek; kurumsal çerçeve demek. Demokratik değerler bu prosedürlerin bir ürünüdür. Bu prosedürlere ve oyun kurallarına uyulduğu sürece demokratiklik iddiası anlam ifade edebilir.
Kabul etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni demokratik değil. Paradigması, siyaset felsefesi, toplum ve birey anlayışı demokratik değerlerle uyuşmaz mahiyette.
Ancak bu ülkede iktidara ulaşma ve demokratik iradeyi etkileme kanalları eksik de olsa demokratik oyun kuralları geçerli. Bu kurallar evrensel demokratik kuralların çok dışında değil. Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenine karşı itiraz, demokratik prosedürleri bir kenara itme hakkını bahşetmiyor. Zira böyle bir eylem uluslararası kurallara da pek uygun değil.
Hele bu tür çağrılar ile başkalarının can ve mal güvenliği tehlikeye düşüyorsa, çağrının kendisi hem demokrasiye aykırı olur hem de başkalarının hakkına tecavüz potansiyeli taşıması nedeniyle hukuken korunmaz.
6-7 Ekim felaketi ortada iken, sokakları hareketlendirme konusunda biraz sorumluluk duygusuyla hareket etmekte yarar var.
Sokaktan ve şiddet hareketlerinden demokrasi yükselmez. En iyi ihtimalle Schmittyen bir “akklamasyon”dan söz edebiliriz.

<h3>Akupunktur Derneği Onursal Başkanı Dr. Murat Topoğlu iftarda tüketilmesi gereken besinleri AKŞAM

İftarda neler tüketmeliyiz?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de