• $17,9663
  • €18,3792
  • 1032.93
  • 2795.06
6 Haziran 2015 Cumartesi

Anayasa Mahkemesi kararı ve dini nikâh

Bu ülkede gerçekten de katı olan her şey buharlaşıyor. Tüm referans aşınıyor. Değerler namına ne varsa, sadece ötekini mahkûm etmeye yarayan işe yarar maymuncuktan öte anlam ifade etmiyor.
Seçim atmosferini bir noktaya kadar anlamak mümkün. Ancak yalan, iftira ve çarpıtmaların seçim gerekçesiyle meşrulaştırılması da mümkün değil.
Şimdi de Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir karar üzerine kıyametler koparılıyor. Adeta kararı okumaya gerek yok. Mahkemenin ne dediğinin, hukukun ve anayasanın ilgili kurallarının bir anlamı yok. Mahkemenin kararı ucundan da olsa zihinlerde biriktirilmiş nefretin boşalması için gerçek olmayan bir gerekçe dahi sunabiliyorsa, yeterli. Otomatiğe bağlanmış klişeler, ön yargılar, tüm ezberler ve tabi nefret dökülüyor ağızlardan, kalemlerden.
Yazarı, çizeri, aydını, ünlüsü, sanatçısı, romancısı vs... cehaletin şahikasında dolaşıyor.
Twitter, HSYK, Balyoz kararlarıyla, “işte hukuk”, “işte mahkeme” alkışlarıyla hoşamedi edilen Anayasa Mahkemesi şimdi başka bir kararında bağımsız ve tarafsız olmadığı suçlamasıyla karşılaşıyor.
Hukuktan ve mahkemelerden ne bekliyoruz?
Beklediğimiz şey, sadece bizim hoşumuza giden, ideolojik beklentilerimizi tatmin eden veya kârımızı maksimize eden kararlar mı? Öyle ise, bunu “yargı bağımsızlığı” veya “hukukun üstünlüğü” maskesi altında pazarlamayalım.
Mahkemelerin sadece bizim sınıfsal, estetik, kültürel, ideolojik vs arzularımıza uygun karar vermesini bekliyorsak, istediğimiz şey adalet değildir. İstediğimiz şey sadece ayrıcalıktır. Bu da hiç ahlaki değil.
Zira bizim sınıfsal, kültürel ve ideolojik arzularımızı paylaşmayanların da en az bizim kadar hakları var. Ve ahlakın temel kuralına göre, kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmayacaksın.
Hukuk ve adaletin temelinde bu kural yatar. Herkes eşit adalet hakkına sahiptir.
Mahkemeler de bu yüzden ne küçük seçkinci azınlıkların ne de geniş çoğunlukların keyfine ve değer yargılarına karar veremez. Vermemeli.
Anayasa Mahkemesinin dediği şey şu:
Hukukun tanıdığı tek evlilik “resmi nikâh” tır. Kişilerin bunun dışındaki birlikteliklerinin hukuki sonucu yoktur, çünkü evlilik olarak tanınmaz. Bu birlikteliklerin nasıl adlandırıldığıyla hukuk ilgilenmez. Bu onların özgür tercihleriyle ilgilidir. Devlet bu tercihlerin hiç birini “evlilik” olarak tanımlamadığı halde, bu tercihlerden biri sadece “dini” etiketli olduğu için cezalandırırsa, özgürlüklere aykırıdır.
Bu kadar.
Tartışacaksak bunu tartışalım.
Bu karardan, erkeklerin birden fazla kadınla evlenebilmesi veya çocuk yaşta evliliklere izin verildiği sonucunu çıkarmak için maksatlı olmak gerek. Biri TCK 230’a göre, diğeri 103 ve devamı maddelere göre suç. İster dini nikâh olsun, ister olmasın bu suç değişmiyor.
Mahkemeler keyfe göre, şu veya bu kesimin sınıfsal veya ideolojik hassasiyetine göre değil, hukuka göre karar vermeli.
Herkesin de bunu talep etmesi gerek.
Ahlak bunu gerektirir.
Ahlakın temel kuralı akılda tutularak oy kullanılan ve demokratik düzen fırsatı sunan bir seçim dileğiyle...

<p>TRT1'in 3 bölümü geride bırakan dizisi Mükemmel Eşleşme'nin Darıca'daki setinde, dizinin başrolle

Mükemmel Eşleşme'nin Meral'i Goncagül Sunar: “Komedi oyuncusu benim için iyi oyuncudur”

Kim der iki çocuk annesi diye... Meryem Uzerli mayolu pozuyla sosyal medyayı salladı

Hollywood yıldızlarının Türkiye'deki sesiydi... Sungun Babacan hayatını kaybetti

Uzayda yıllardır var olan 21 Türk ismi! çok az kişi tarafından biliniyor