• $7,5124
  • €9,0748
  • 442.974
  • 1523.51
04 Ağustos 2011 Perşembe

Ya sokağın özgürlüğü sivilleşmeye dahil mi?

Kapitalist tarihimizin gerektirdiği piyasacı dönüşümleri 'darbelere' borçlu ülkemizde, dünya konjonktürünün dayattığı 'darbeler dönemi' kapanınca, şimdi yine NATO'nun ikinci büyük ordusunu zamanın ruhuna uygun tanziminin 'sivilleşme hamlemiz' olarak değerlendirilmesi şaşırtıcı değil...
Sivilleşme  kavramı köken itibarıyla her ne kadar 'medeniliğe' ve 'ötekisizliği kuşanan demokrat dünya görüşünü' işaret etse de, bizim kolektif zihnimizde 'üniformasız ve apoletsiz' otoriterlik de, sivilleşmenin kendisi kabul ediliyor.
Oysa darbe döneminin kurumsallaşmış yasal mevzuatının 'güncellenerek' bire bir yürürlükte olduğu günümüzde 'sivilliğimiz' hala devlet iktidarıyla hemhal...
Böyle olunca da 'muhalif olanı' ve 'sokağa çıkanları' hainlik/teröristlik/demokrasi düşmanı telakki eden geleneksel kod, bizzat sivil kesimlerce de destekleniyor.
Muhalif siyasi örgütlenmelere üye olmanın 'terör örgütü faaliyetlerine katılmakla' bir ve aynı şey olduğu algısı topluma derinden işleniyor.
Hopa'da 31 Mayıs'ta başlayan olağanüstü hal ve takvim günümüze dek sürerken, halk dayanışmasının çok kuvvetli olduğu Hopa'daki gözaltı ve tutuklamalar, yerel toplumsal mücadeleye karşı müdanasız orantısız güç kullanımında bir ilk oldu...
Çünkü Hopa, mevcut siyasi klişelerin dışında 'HES'lere karşı doğayı ve yaşamı savunan' 5 yıldır demokratik ve hukuksal mücadele veren yerel örgütlülüğü temsil ediyordu.
Ve Hopa 31 Mayıs'tan önceki Hopa değil artık, Başbakan'ın Hopa'ya gelişinden iki saat önce biber gazına maruz kalan Metin Lokumcu'nun ölümü ve sonrasında gelişen süreç gösterdi ki 'sokak  muhaliflere kapanırken' hak arayışları da gayri meşruydu....
SOKAKLARI ÖZGÜR BIRAKMAK
Bu durumun 12 Eylül'ün 'her türlü muhalefeti bitiren' soğuk savaş yöntemi psikolojik harekatından ve muhalifleri 'terör maşası' diye sunan stratejisinden ne farkı vardı... 
Ankara ve İstanbul'da Hopa olaylarını protesto eden 95 kişi gözaltına alındı.
Geniş çaplı operasyonlarda 35 kişi terör örgütü faaliyetine katkıda bulunmaktan, kamu malına zarar vermekten, Gösteri ve Toplantı Yürüyüş Kanunu'na muhalefetten 31 Mayıs'tan beri cezaevindeler.
Derelerin Kardeşliği Platformu, Halkevleri, Eğitim-Sen gibi HES'lere karşı meşru mücadele yapan yasal kuruluşların üyeleri tutuklandı.
Tutuklananların 10 tanesi henüz 21 yaşında Öğrenci Kolektifleri üyesi, üniversite  öğrencisi gençler ve ders notları, çizgi filmler, meyve bıçakları terör örgütü üyesi olduklarının delili olarak haberlerde yer aldı!
Şimdi Öğrenci Kolektifleri, 'Sokağı Özgür Bırak' sloganıyla başlattıkları kampanyayla 'demokratik hak kullanmanın' terör örgütü üyesi olarak tutukluluk gerekçesi olamayacağını kamuoyuna anlatmak istiyorlar...             
Yasal tanımı belli olmayan 'terör suçu' kavramı uluslararası hukukta da sınırları belirsiz olsa da bildiğimiz şimdiye dek gelişmiş hiçbir demokraside 'yaşam alanını' savunmanın terörist suç kapsamına alınmadığı...
Atalarının topraklarında torunlarına miras suyu, kuşu, ağacı, tüm canlıları korumak için ölenlerin de protesto edenlerin de 'terör örgütü üyesi' diye suçlanmadığı da...

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı