• $7,436
  • €9,0247
  • 443.672
  • 1540.21
28 Temmuz 2011 Perşembe

Kimin odası göl manzaralı olsun?

Hızlı kapitalist Türkiye'nin bodoslama piyasalaşan üniversite sektörü, şifreli sınav sonuçları açıklanınca birbirinden cazip ilanlarla 'müşteri-öğrenci' yarışına girişti.
Boğaz sırtlarında ormanlık araziye yapılmış cennet konut projeleri ya da kitle turizminin beş yıldızlı otellerinin marketing dilinden farksız ilanları okumak, sahiden içinizi yoruyor.
Kamusal vasfını kaybetmiş 'üniversite eğitimi', günümüzde girişimci piyasa mantığıyla kendini pazarlarken 'müşterilerine' vaat ettikleri ayrıcalıklar ve fırsatlar, bir beyaz eşya satışının promosyonundan farksız.
Son beş yılda üniversite sayısının ikiye katlanarak 167'ye ulaştığı ülkemizde geçen yıl 130 bin kontenjanın boş kalması bu amansız rekabetin maddi nedeni...
Ayrıca 67 özel üniversitemiz, bu yıl fiyatlarına yaptıkları yüzde 27 dev zammı çıkarmak için kıran kırana bir mücadele içinde...
Ama ortalama 15 bin dolardan 40 bin dolara eğitim ücretleriyle dünyanın pahalı üniversiteleriyle yarışan özel üniversiteler, akademik olarak yapılan değerlendirmelerde dünya sıralamasında ne ilk 500 de ne de ilk 1000 arasına girebiliyor.
Ne öğretim üyesi başına düşen makale sayısı, ne öğretim üyesi başına atıf sayısı ne toplam bilimsel yayın ne de doktora öğrencisi sayısında 999. sıraya bile erişebiliyor.
Sendikasız taşeron işçileri, esnek ucuz işgücü akademisyenleri, kamera döşemeli lüks kampusları, özel güvenlikleri ve billboardlardaki transfer yıldız isimlerle diploma sonrası işsizlik yığınlarında buluşacak öğrencileri ikna telaşı bu ay sürecek.
Ercan Sarıkaya'nın AKŞAM Gazetesi'ndeki haberinde LYS'de dereceye giren öğrencileri kapma rekabeti, ev ve araba vermekten, aylık maaşa kadar adeta karşılıklı ticari bir ilişkiye dönüşmüş.
Dershanelerin şampiyonlarına verdikleri para ve araba ödülleri genç öğrencilere etik rahatsızlık vermezken şimdi piyasa toplumunun üniversite tercihini güzellik salonlu, fitnessli kampus mu, yoksa dizüstü bilgisayar promosyonu mu belirleyecek göreceğiz!
Devlet üniversiteleri de bu maddi promosyon yarışından geri kalmamak için kolları sıvamış.
Yine AkŞam Gazetesi'nden Dilek Gedik'in haberinde birkaç öğretim üyeli 3000 bin kişilik yüksekokullar, 3-4 akademisyenle eğitim yapan hukuk fakülteleri, kadavrasız tıp fakültelerinin her şehre bir üniversite hedefinin Anadolu'daki durumunu gösteriyordu... 
Ama  yılda yemek, ulaşım, yurt hariç 40 bin doları gözden çıkaran orta-üst sınıfın çocukları, bir dört yıllığına özel üniversitelerin göl manzaralı ya da otopark manzaralı yurtlarında ağırlanabilir... 
Fast-food zincirli, pop festivalli-kültürlü, bol bankamatikli yerleşkesinde star hocaların şovlarıyla  oldukça renkli bir dört yıl daha geçirebilir...
Daha sonra da büyük beyaz yaka işsizliğine geniş kalabalıklar halinde katılabilir, bazılarının ALES ve KPSS'de yine dirsek ve para çürüteceği kesin.
Üniversiteler de bilim değil 'para' üreten merkezler halini alırken, Türkiye hala bütün Ar-Ge palavralarına rağmen 1 kalp pilini bile 1 kamyon çimento karşılığında ithal ediyor.
Zaten üniversite yönetimlerinin mütevelli heyetlerine de yakında akademik kadro falan uzaklaştırılıp işadamları, inşaat sektör kralları ve finans yatırımcıları doldurulacak.
'Eğitim haktır' ya da 'Parasız Eğitim' pankartı asanlar, şeytan terörist diye taşlanacak, içeriye atılarak 20 ay hapis yatacak, Ağrılı Ömer gibi yoksul çocukları, okul harcını kazanmak için kaçak inşaatlardan düşüp düşüp ölecek.
Şansı olanlar ise üniversitelere adımını ya taşeron işçi, olmadı kiralık güvenlikçi olarak atacak.
Şimdi kimin odası göl manzaralı olsun siz söyleyin!

<h3>Süper Lig'in 21. haftasında Galatasaray, Yeni Malatyaspor'a konuk oldu. Sarı Kırmızılılar çok zo

Galatasaray - Yeni Malatyaspor maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında