• $7,3711
  • €8,9682
  • 443.108
  • 1551.57
21 Temmuz 2011 Perşembe

Sıkıyönetim mahkemelerinin 'suçlusunu övmek'?

Şimdiye dek darbe rejimlerinin antidemokratik ve hukuksuz dönemlerini yargılamaya bir türlü kalkışamadık...
Ama o dönemin icraatlarından sürekli veryansın edip fikrini beğenmediğini 'faşist ve darbeci' ilan etmekten geri durmamak nasıl bir çelişkiydi...   
Yoksa bu çelişki geçmişin sıkıyönetim kararlarını hukuken kabul edip sorgulamamak bir yandan o zihniyetin sürekliliğine mi hizmet ediyordu...
Tabii ki böyle olunca darbe dönemlerinin hukuksuzca infaz ettiği 'muhaliflere', darbe yapanlar gibi ödüllendirilip korunmak düşmeyecektir.
Aksine onlar sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarında olduğu gibi hala 'suçu ve suçluyu' temsil edeceklerdir...  
Ve 2011 Türkiye'sinde 12 Mart ve 12 Eylül askeri mahkemelerinin bir çırpıda yargılayıp astığı isimleri anmak bugün 'terör örgütü üyesi' olmak ve 'suçu ve suçluyu övmek' kabul ediliyordu...
Bilindiği üzere de bu isimlerin başında Deniz Gezmiş vardı...
Deniz Gezmiş'in posterleri, anmaları, hakkındaki kitaplar, ölümünden 40 yıl sonra bile birine yapılacak 'terör örgütü üyesi' suçlamasında en kuvvetli kanıtlar...
Soruşturma dosyalarındaki suç unsurları arasında bilgisayardan çıkan Yılmaz Güney, Deniz Gezmiş, Che Guevara görüntüleri sayılıyor...
Belediyeler de bir parka ya da sokağa Deniz Gezmiş ismi vermeye kalktığında 'suçluyu' övmekten hapis cezasıyla yargılanıyor.
En son Ataşehir Belediyesi'nin ilçede bir parka Deniz Gezmiş'in heykelini koyarak parka adını vermesi üzerine yine bir vatandaş harekete geçmiş, savcılığa şikayet etmişti.
Deniz Gezmiş'in devlet rejimini silah zoruyla yıkmak için çeşitli suçlar işleyen biri olduğunu ve bugün yine devleti yıkmak isteyenlerin sembolü olarak kabul edildiğini ve parka Deniz Gezmiş isminin verilmesini 'suçu ve suçluyu' övmek olduğunu belirtmiş ve yetkililerin cezalandırılmasını istemişti...
Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı ise yaptığı inceleme sonucu kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi.
Savcılık, kararında bir ilk olarak darbe dönemleriyle günümüz arasındaki antidemokratik/despot zihni sürekliliği kopartmış ve hukuksal mesafesini net bir biçimde koymuştu.
Savcılık Deniz Gezmiş'in mahkumiyetinin dönemin sıkıyönetim mahkemesi tarafından verilen bir yargısal karar olduğunu ve dönemin değer yargıları ve hukuk sistemi gereğince verilen mahkumiyetin ne kadar yerinde olduğunun tartışılmasını engellediğini belirtmişti.
Ve Deniz Gezmiş'in siyasi bir figür olarak tarihsel süreçte yer aldığını ve suç olgusundan söz edilemeyeceğini eklemişti.
Demokrat piyasamızda kalem erbaplarının karşıt düşünceyi külliyen 'faşist' yaygaralarıyla boğmaya çalıştığı,'darbeci' damgalarının havada uçuştuğu zamanımızda sahiden ilk defa faşist ve darbeci dönemi aşan bir hukuki içtihatla karşılaşmış olduk...

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler