• $7,33
  • €8,8094
  • 404.679
  • 1523.63
09 Nisan 2011 Cumartesi

İnsan da doğaya dahildir

Su kaynakları üzerindeki  'vatandaş mülkiyet hakkımızdan' kolaylıkla feragat edip suyu şişeyle, parayla satın alan bizler, tüketici kimliğimizle şimdi topyekun doğal kaynakların 'işletilmeye' açıldığı bu döneme de razı olacak mıyız?
Hummalı mühendislik hesaplarıyla binlerce projenin doğayı önüne katıp tüketerek edineceği karlılıktaki katkımızı 'yıkıcı tüketicilikle' sürdürmeye kararlı mıyız?
Eğer öyleyse, gelecekte doğmamış kuşaklarca 'yaşam alanlarının geriye dönüşsüz katliamının suç ortakları' diye anılacağımızdan zerre kuşku duymayalım.
Küresel sermaye birikiminin yönünü bizim gibi hevesli yatırımcıların cirit attığı ülkelerin yerli kaynaklarına çevirdiği yeni kapitalizmin tartışılmaz gerçeği.
O zaman 'Bütün su kaynakları, doğal yaşam alanları, yer üstü ve yeraltı zenginlikler kamuya ait mülkiyet, piyasalara satılarak paraya dönüştürülmelidir' diye buyuruyor iktisadi üst irade...
Ve dünyada su kullanımı tekellerin kontrolüne girerken geniş ve müsterih Türkiye, kıt su kaynaklarını, su kullanım hakkı ve suyu satma hakkı dahil olmak üzere 2500 HES projesiyle, 49 yıllığına satıyor. Satılanın, bu ülkede yaşayan ve doğacak tüm toplumun su kullanım hakkı olduğu gizlenerek, 100 milyar dolarlık bir geçici bir pazar yaratılıyor.
Mikro, makro HES'ler tabii ki gerçekte 'enerji üreten tesisler' değil, konjonktürel olarak piyasalarda büyük finansal hareketlilik yaratarak sermayeye 'kaynak aktarımının' güncel projeleri. Binlerce yıllık dereler, şimdi binlerce HES projesinin inşa faaliyet alanı olurken 49 yıl değil birkaç yıl içinde terk edilmiş beton yığınlarını işte 'doğal hayatın mezarları' biz gömdük diyeceğiz.
'Boşa akan suyumuzun her damlasını elektrik yapacağız' iddiasındaki kar mühendisliğinin 'hava, su, toprak, bitki ve diğer canlılardan oluşan ekolojik sistem bütünlüğünü hesapçı aklı almıyor. 
HES'lerle ekolojik sistemin içinden doğal akışındaki suyu çekip km'lerce borularla yeraltı tünellerine daha sonra da diğer HES projesine aktarılırken, havzadaki tüm canlıların yok olacağı fizik dünya bilgisini reddediyor...
44 km'lik akarsular ve narin dereler bile ortalama 8 HES inşaatıyla borularla çimentolarla dolduruluyor. Sadece Doğu Karadeniz'deki işletilen ve yapım aşamasındaki HES sayısı 600'ü çoktan geçti ve bu kış Türkiye'nin en fazla yağış alan ili Rize'de dere yatakları kuruyan HES'lerde üretime ara verildi.
Ve bu yepyeni doğaya yönelik saldırgan 'özelleştirme' yani 'sermaye çıkartması' hepimizi hiç görmediğimiz bir vadideki hayatın kurutulmasının faili kılacak.
Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası adıyla çok çelişik gelse de milli parklar, sit alanları, muhafaza ormanlar ve yaban hayatı geliştirme alanları HES şantiyeleri, maden işletmelerine açılıyor.  Dünyada1.4 milyar insan içme suyuna ulaşmazken, 2.4 milyar insan su yetersizliğiyle hijyen sorunları yaşarken Dünya Bankası'nın, suyu bir insan 'hakkı' değil parayla satın aldığı bir 'ihtiyaç' diye tanımlaması 'suyun özelleştirilmesine' ve 'metalaşmasına' ülkemizde de büyük meşruiyet kazandırıyor.
Gözü karar kapitalist sistemin yerli partnerlerinin eskiden 'çiçekçi böcekçi zararsız gruplar' diye küçümsedikleri çevreci aktivistleri şimdi hışımla 'teröristlik' ve 'vatan hainliğiyle' suçlamaları sizin de dikkatinizi çelmiyor mu?
Arkasında 'dış güçler' olduğu iddia edilen bu grupların 'yerel doğal varlıkları koruma mücadelesi' aslında kimlerin ekonomik çıkarına dokunuyor sizce...   
Bugün Ankara'da HES'lere, nükleer santrallara, termik santrallara, zehirli madenciliğe kısaca yaşamın acımasızca 'katline' karşı mücadele edenler 'Doğanın ve Yaşamın Talanına Hayır' mitinginde buluşuyorlar.
 Aslında insanın da doğaya dahil olduğunu hepimize hatırlatma gayretindeler.

<p><span>Sivas'ta yaşayan ev hanımı Nilgün Bozalioğlu, yaptığı bez bebeklerle hem gelir elde ediyor

Torununa yaptığı bez bebek 50 yaşından sonra iş sahibi yaptı

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler

Madde madde kademeli normalleşme dönemi! İşte merak edilen soruların cevabı