• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
29 Mart 2011 Salı

Fazlasıyla alınan demokrasi dersi

Eylül 2010 referandumuyla 'demokrasi tarihimizde ileri bir aşamaya geçtiğimiz' ve 'milli burjuva devriminin' tamamlandığı tezleri şimdiden ağır zihinsel sapmalar olarak tarihin çöpüne karıştı.
Maalesef tarihin düz ilerlemeci akışına göre bizim sürüklediğimiz yerde ne daha fazla özgürlük ne de daha fazla demokrasi vardı.
Referandum sonrası karşımızda azman cüssesi ve teknolojik teçhizatıyla beliren devlet, bildik tanıdık arkaik/despotik devletin ta kendisiydi.
Ve bilindiği üzere yine 'hukuksal şiddet' üreterek, yeni müesses nizamın sınırları bütün muhalif düşünsel etkinlikleri kuşatarak genişliyordu.
Meydanları saf tutan panzer, gaz, cop; öğrenci protestosundan emekçi mitingine, kadına şiddet yürüyüşünden Nevruz kutlamalarına, şedit siyasi tahammülsüzlüğün gücünü gösteriyordu.
Özel Harekatçı Ayhan Çarkın ekranlardan 'derin devlet cinayetlerini' ifşa edip Ergenekon yapılanmasının sahih adresini gayet net verirken 'onlarca operasyona' katıldığını açıkça itiraf ediyordu.
Özel Harekat-Jitem-gladio-kontrgerilla geçmişimiz ve işlenen yüzlerce cinayet, onlarca toplu mezar, kayıplar şimdi de 'milli iradenin' temsili iktidar tarafından usulca/özenle 'yeni devlet aklıyla' örtbas ediliyordu. 
12 Haziran'da genel seçime gidecek Türkiye, eylül referandumu öncesi durduğu yerden  çok başka bir yerdeydi...
Ve referandum ertesinde 'yargı krallığına son verdik','Türkiye'de demokrasinin önü açıldı', 'Bürokratik vesayet yıkıldı', 'Hayır diyenler utanacak', 'fişleme ayıbından kurtulduk' şenlik demeçlerinin yerini 'hık mık'lar almıştı.
Çünkü sansürcü devlet tarihimizin dindirilemez 'yazılı metin' korkusu hortlamış ve bilişim çağının gereği bu defa savcılar dijital ortamda yazım aşamasındaki 'kitap taslağını' arıyordu.
Yayımlanmayan bir kitaba 'suç ihtimali' gerekçesiyle el koyulurken, kitaba dair bütün izler derinden siliniyordu.
Ahmet Şık'ın basılmayan kitap taslağı için basılan yayınevi, gazete ve matbaalarda kitabın nüshaları arandı, nüshaların bulunduğu hard diskler silindi, silinen hard diskler bile alındı.
Yani daha yazımı bitmemiş neredeyse zihin-içi tasarım sürecinde olan, yayımlanmamış, okunmamış bir kitap 'örgütsel doküman' kararıyla yok ediliyordu. Ve mahkeme kararına göre kitabın nüshasını bulunduranlar da 'örgüt üyesi' olmakla suçlanıyorlardı.
Terörle Mücadele Yasa'sının nerdeyse sınırsız yetkileri solcu, Kürt, ulusalcı, emekçi, öğrenci muhalefetini içine alan büyük bir kapana dönüştü.  
'Kitap eskizleri, yazılı metin, kişisel notlar' her türlü zihinsel üretim 'somut şiddet fiili' ilişkisi aranmadan suç delili sayılarak yazarlar, gazeteciler tutuklanıyor..
Sincan F Tipi Cezaevi'nde kalan hükümlü yazar Erol Zavar'a cezaevi kantininde kırmızı kalem ve renkli kağıt satışı yapılmıyor.
Çünkü Ankara İnfaz Kurumu 'bu tür malzemelerin örgütsel doküman, bayrak ve sembol yapımında kullanıldığına' karar vermiş.
Yine kağıt, kalem ve kitaplardan korkulan zamanlardayız ve ayrıca word dosyaları, e-mailler, hard disklere de 'dijital bomba, fünye' kabul ediliyor...
Zihinsel süreçlerin tasarım ve tahayyül aşamasına müdahaleye zaten gerek kalmadı, herkes zihnini oto- temizliyor.
Şimdi 12 Haziran'daki genel seçimlere yaklaşık iki ay var ve Başbakan '12 Haziran'da demokrasi dersi' vereceklerini söylüyor...
Bütün devlet aygıtını tekelleştiren 9 yıllık iktidar; basın, ifade ve düşünce özgürlüğünün 'terör amaçlı suç unsuruna' dönüştürme ertesinde miting meydanlarında yine 'demokrasi dersi' verecek...
Şimdiden söyleyelim biz 'demokrasi dersimizi' aldık hem de ziyadesiyle...

<p>Ankara'da boşanma aşamasında olduğu eşine karşı koruma tedbiri bulunan L.S. 4 aylık bebeği Asya S

Koruma tedbiri olan baba minik Asya'yı annesinden böyle kaçırdı! İşte o anlar...

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı