• $7,4353
  • €9,0145
  • 420.808
  • 1470.92
07 Nisan 2011 Perşembe

Hakkaniyetin şifreleşmesi

Her yıl yaklaşık 10 milyon adayı, ÖSYM, MEB ve İçişleri Bakanlığı'na ait olanlar başta olmak üzere sınava alan devlet, YGS'deki şifre şüphelerini gideremiyor.
Aksine her gün ortaya çıkan yeni şifre teknikleri, ÖSYM'nin ve devlet sınav sisteminin 'itibarsızlaşarak' sonunun geldiğine bizi daha çok ikna ediyor.
'Matbaa çalışanının işgüzarlığına' kadar indirgenen 'şifre skandalı', merkezi sınav sisteminin haksızlık, eşitsizlik ve sosyal ayrımcılığı hep yeniden üreten özünü de sorgulatmalı.
Bilim, bilgi ve araştırmayı dışlayarak abartılı test teknolojilerine abanan 11 yıllık eğitim sürecinde aslında devamlı dershane müşterisi olan 1 milyon 700 bin öğrencinin adil 'ölçme ve yerleştirilmesi' biteli zaten uzun yıllar olmuştu. 'Bilgiyi' dolambaçlı soru kalıplarının ezberine, hızlı test tekniklerine, savaş metodolojisine dönüştürerek, dershanelere gidemeyen çocukların sistem dışı bırakılmasında ÖSYM'nin çok vebali vardır.
Milli eğitim pazarını doğrudan dershanelere yönlendiren ve Milli Eğitim müfredatını daima özel dersle takviye ettiren MEB, anayasanın eşitlik ilkesini evveliyatlı ihlal etmiştir.
Eğer devletin yaptığı sınavın başarı performansı, özel sınav endüstrisine dayanıyorsa, o ülkede kim devlet 'hakkaniyetine' sığınabilir ki... 
Devasa bir sınav fabrikasını andıran devletin, her yıl sınava alacağı aday sayısı artarken, despotik rejimleri çağrıştıran aşırı polisiye tedbirlerle yaptığı sınavların, aslında ideolojik şiddet makinesinden farkı yoktu. 
Ama yine gösterişli külyutmaz toplama kampı 'güvenliğini' cevap seçeneklerini küçükten büyüğe doğru sıralama 'basit' şifresi sıfırlayıvermişti...        
Daha kopya iddialarıyla 835 bin gencin KPSS sınavındaki 'mağduriyetini' gideremeyen ÖSYM, yine 1 milyon 700 bin öğrencinin 'hakkaniyet duygularını' sarsmıştı.
Devlet patronajlığında sürüklenen büyük sınav endüstrisinin parazit organizma gibi ülke vatandaşlarının yıllardır iliğini sömürdüğü yetmemiş gibi 'güvenilirliği' çok şüpheli bir sınav daha karşımızdaydı...
Orta büyüklükteki bir şehir nüfusunun sınava alınmasını, bürokratik mekanizmanın artık kaldırmadığını anlamalıydık. 
Daha da önemlisi hanidir kamuoyundaki sınav algısının 'şifre, kopya, şüphe, şaibeyle' eşleşerek vatandaş ve devlet ilişkisindeki dönüşümdü...
Bu, tekin olmayan dönüşüm vatandaş ve devlet arasındaki 'hak' bağının 'aşındırılmasıyla' devlete karşı yoğunlaşan  'yabancılaşmaydı'.                   
Yani, yarı piyasalaşmış Milli Eğitim sistemi, büyük dershane zincirlerinin kapattığı 16 milyar TL'lik sınav ekonomisi, devlet yapılanmasında tüm kontrol ve hakimiyeti ele geçirmek için süren siyasi mücadelenin kesiştiği yerde 'şifreli sınav' iddiaları öyle telkinle falan aklanmıyordu.
Bu heyula sistemin her yanından fışkıran 'şifre mantığı' yok olmuyordu.     
Elbette ben küçüldüm diye övünen kapitalist kalkınmacı devlet, SBS, YGS, LYS, KPDS, ÜDS, KPSS, ALES, TUS vesaireden oluşan sınav boyunduruğuna aldığı milyonlarca öğrenciyi  'apolitik kitlelere' çevirirken böylesi 'şifreli kazaların' olmadığına şifaen inanmamızı bekleyecektir...

<p>Peki, önümüzdeki günlerde Paşinyan'ı neler bekliyor?  Azerbaycan-Ermenistan hattında neler yaşanı

İskender füzesi iddiasının sebebi ne?

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı

Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı'nda incelemelerde bulundu