• $7,4765
  • €9,0391
  • 441.735
  • 1556.77
05 Temmuz 2011 Salı

Hapis cezası yerine uygulanabilecek yaptırımlar

Metin Taş-Sezgin Özcan
Metin Taş-Sezgin Özcan
YAZARIN SAYFASI

Hukuk sistemimizde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile birlikte hayata geçen çok sayıda düzenleme yer alıyor. Suç işleyen bir kişiye ceza verilmesinin nedenlerinden birisi de, kişinin ıslah edilerek toplumsal yaşama uyum düzeyinin artırılması. Bazı durumlarda kişiye yasada yer alan hapis cezasının uygulanması, bu amacı gerçekleştirmek bir yana; tam tersi yönde sonuç da ortaya çıkarabiliyor.
İşte bu noktadan hareketle, hem işlenen suçun karşılıksız kalmaması hem de kişinin özgürlüğünün kısıtlanmamasını sağlayabilecek çeşitli yollar bulunuyor. Bunlar; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinde 'Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar' başlığı altında düzenlemiştir.

SEÇENEKLER
Anılan düzenlemeye göre; 'kısa süreli hapis cezası' suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre çeşitli yaptırımlara çevrilebiliyor. Bunlar;
- Adl” para cezası,
- Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin ederek tamamen karşılanması,
- En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam edilmesi,
- Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma,
- Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma,
- Mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılma.

UYGULAMA TAKDİRE BAĞLI
Hemen belirtelim, uygulama sadece 'kısa süreli' hapis cezalarını kapsıyor. Kısa süreli hapis cezası, TCK. M. 49/2'de; “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır” şeklinde tanımlanmıştır. Süre konusunda dikkate alınacak ceza 'temel ceza' değildir. Madde metninde yer alan 'hükmedilen' ibaresi, artırım ve indirimlerden sonra belirlenen “sonuç cezayı' ifade etmektedir.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili olarak; bir istisna dışında, yargıcın bu seçenekleri uygulaması konusunda bir zorunluluk yoktur. Yargıcın takdirinin olmadığı durum, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla;
- Mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası,
- Fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarıdır.
Bir diğer istisnai durum ise, suç tanımında hapis cezası ile adl” para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallere özgüdür. Böyle bir suç için hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adl” para cezasına çevrilemez.

AKLINIZDA BULUNSUN

Seçenek yaptırımların yerine getirilmemesi ve de adli sicil kaydı
HÜKMEDİLEN hapis cezasının yerine seçenek yaptırımların uygulanması halinde adli
sicil kaydına hapis cezası değil; uygulanan seçenek yaptırım yazılır.
Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, adli sicil kaydına infaz edilen hapis cezası yazılır. Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.

Dövizli alacakların değerlemesinde fatura ve KDV
GEÇİCİ vergi dönemi itibariyle değerleyeceğimiz döviz cinsinden alacaklarımızın tamamı için mi, yoksa kur farkı için mi fatura düzenlememiz gerekiyor? F. Demiröz
Döviz cinsinden olan alacakların değerlemesinde, alacakların tamamı için değil, değerlemesinden doğan kur farkları için fatura düzenlenecek.
Diğer yandan, geçici vergi ya da yılsonu işlemleri nedeniyle yapılan değerleme işlemlerinden doğan kur farkları için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmiyor. 
105 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcının, aleyhte kur farkı için ise alıcının fatura düzenleyeceği belirtilmiştir. Buna göre, kur faklarına ilişkin faturanın, mal veya hizmet bedelinin tahsil edildiği tarihte düzenlenmesi ve teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oranda KDV hesaplanması gerekiyor.

GÜNÜN SÖZÜ
'Sadece büyük acıları çekenler mutluluğun anlamını bilirler.''
 Alexandre Dumas

<p>Peki, piyasalar güne nasıl başladı? Kur ve altında nasıl bir  seyir var? Merkez Bankası’nın

Piyasalar güne nasıl başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayatınızı kolaylaştıracak pratik bilgiler

Kar yağışı Türkiye'nin dört bir yanında sürücülere zor anlar yaşattı