• $8,2834
  • €10,0166
  • 482.797
  • 1427.73
01 Mart 2018 Perşembe

Yeni Türkiye’nin halleri ve kavramları…

Kavramların ideolojik kullanımı ister istemez bir iddia içerir ve bu iddia onların evrensel anlamlarında daralmalara yol açar. İdeolojilerin de ulaşmak istediği amaç budur. Kavramı özelleştirmek, sadece kendi amacına uygun bir şekilde onu daraltmak ve kitlelere benimsetmek…

Mesela sosyalizmde “özgürlük” tekelde toplanan ekonomik/sosyal hayatın zemininde proleter diktatoryanın mensubu olmakla tarif edilir. Siyasal/ekonomik liberalizmde ise “özgürlük”, sermayenin serbest dolaşımı ve bireyin de artık görünmez olan “piyasa iktidarı” içinde birtakım tercihleri (sözde) serbestçe yapması anlamına gelebilir.

Milliyetçilik, laiklik, ulus, millet vd. gibi birçok kavram da, biz onların evrensel anlamları olduğunu düşünsek de, konjonktürel olarak değişime uğrar. Bazen kavram, evrensel anlamına (ki bu da ayrı bir tartışmadır) tezat hal dahi içerebilir.

İdeolojilerin tık nefes kaldığı, muhtemelen de kabuğu dışında tüm iddialarını yitirdiği şu süreçte ise, en büyük sıkıntı kavramların hangi anlama geldiğine dair karmaşadır.

Paradigma geçişlerinde “kavramların bozunması” ve artık neredeyse bir “boş gösteren” olması da oldukça beklenir bir durumdur.

Ama paradigma eğer değişiyorsa, bu, kavramların yok olduğuna değil eski anlamlarının günceli açıklamıyor oluşuna işaret eder. Yani söz, fiili durumun (praxis) arkasında kalmıştır. Üstelik geçmişe nazaran bugün değişim öyle çılgınca bir hıza ulaşmıştır ki, “söz” onun arkasından soluksuz kalır gibidir.

Mesela, bugün Türkiye’de “milliyetçilik”, “laiklik” derken, bundan 50, 30, 20 yıl önceki hallerini mi anlıyoruz? Şüphesiz, 50 yıl önce de bu kavramların doğru, evrensel tanımını kullananlar vardı. Ama genel pratik açısından, toplum bu kavramları duyduğunda, dün ve bugün aynı şeyleri algılamıyordu.

Kavramlar da hastalanır, iyileşir ve hatta ölür. Son 16 yıllık süreçte de, millet iradesi güçlendikçe kavramların sağalmaya başladığını söyleyebiliriz. “Milliyetçilik” derken, bir ırkın üstünlüğünü değil, yurtseverliği, “millet” derken bir kesimin ayrıcalığını değil, eşitliğini anlamamız bundandır.

O nedenle, pratik/kavram arasındaki bu değişimi hesaba katmadan yapılacak mukayese ve değerlendirmeler ya yanlış anlaşılacak, ya tarih dışı ya da anakronik kalacaktır.

Sıkıcı bir konu olabilirse de, bu tartışmanın çok ciddi bir mesele olduğunu düşünüyorum.

<p>Gündemdeki gelişmeleri Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, AKŞAM TV'ye değerlen

Biden dış politikası... NATO'dan hangi sonuçlar çıkar?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı