• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
27 Şubat 2018 Salı

Yerli ve Milli’lik halkın korumasındadır...

Kritik süreçlerden geçerken daha bir yapılır olur “Birlik/beraberlik” vurgusu… Bu söylem bazı “profesyonel” kesimler tarafından alerjik bulunur. Çünkü “birlik ve beraberlik” duygusu öne çıktığında, ideolojik kalıplar, kadrocu duruşlar geri çekilmek durumunda kalır. Bu da statükocu çevreler tarafından güç/alan kaybı olarak hissedilebilir.

Hele bizim gibi yabancı bir doktrini travmatik yıkılış sürecinde benimsemiş, uzun süre de çeşitli vesayetler tarafından baygın tutulmuş ülkelerde, birçok alan adeta “sürülmüştür.” Fikir ve güç size ait olmayınca bir uydu haline gelmek kaçınılmazdır. Fikirsel ve kültürel emperyalizmi içinizden söküp atmak, bir sömürge ordusunun fiili işgalini sona erdirmekten çok daha zordur.

“Yerli ve Milli” kavramını son 16 yılın tüm karakterine bakarak kavramsallaştıran ilk kişilerden biriyim. Çünkü bu topraklardan neşet etmeyen hiçbir çözüm, kalıcı çözüm olamayacaktır. Ama gelin görün ki, bu kavram bazı çevrelerce çok rahatsız edici bulunmuştur.

Bunun, eskinin dışlayıcı, yıkıcı ayrımcı/ırkçı yönelimlerinin yeni bir versiyonu olduğunu iddia etmişlerdir. Oysa dönemin doğal karakterini ifade ettiği için bu kadar kullanımdadır ve toplumda karşılık bulmaktadır. Bu kavramın çok ciddi işler başarmak için bir eylemlilik potansiyeli içerdiği görülmüş ve saldırı almıştır. Ama nafile bir saldırıdır bu.

“Milli ve Yerli” derken, bağlantısı ve derdi sadece bu ülkeyle olan 81 milyon insanın harekete geçmesinden bahsediyoruz.

Bilakis, çoğulcu, katılımcı, herkese açık bir üst kimlik biçimidir bu. Ülkeyi bölmek veya şiddete başvurmak, emperyallerle düşüp kalkmak isteyenler, burada zaten olamazlar ve olmasınlar da...

Türk’ün, Kürt’ün, Ermeni’nin, Sünni, Alevi ve herkese ait olan, bahşedilmemiş, demokratik bir süreçtir “Milli ve Yerli” zemin. Irksal, mezhepsel, kültürel asabiyetin asla yeri yoktur. İnsanlar öznel kimliklerinden feragat etmeden, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı yüksek markası altında kamusal alanda yer bulurlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi karakterinin tanımı da budur. İstedikleri kadar onu dar bir çerçeveye hapsetmek istesinler, o ülke liderliğini 81 milyonun tüm çeşitliliği üzerinden işletmektedir. Buna inanmaktadır.

O yüzden, Erdoğan gibi liderler manşetler ile gelip gitmezler. Geçen gün ahlaksız trollerin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef alan kampanyası da buna son örnektir. Ülkesine Yerli ve Milli bir ruhla hizmet edenleri böyle ayakoyunlarıyla yıpratmanın vadesi geçmiştir.

Türkiye eski baygın ülke değildir. Ayılmıştır ve ayıltacaktır.

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ' Aşıda 40 yaşa kadar indik. Yaşınız 40 veya üstüyse bu sabahtan it

Sağlık Bakanı Koca'dan 40 yaş için koronavirüs aşısı açıklaması

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama