• $7,4099
  • €9,0277
  • 441.857
  • 1542.45
04 Ekim 2011 Salı

İdeolojik kargaşa

Cumhuriyet kurulalı 88 yıl oldu. Biraz gerilerden başlarsak Türkiye, 100 yılı aşkın bir süredir dinle ilgili tartışmaları yaşıyor. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ayaklanan 'dinciler' bugün farklı sürüm ve formatla da olsa bu Cumhuriyeti yönetiyor. Başbakan Erdoğan'ın Kahire'de dediği gibi 'Bir Müslüman laik bir devleti yönetebilir''. Bugün Arap ülkelerinde yaşanan 'Baharı' savunan ve sahiplenen Türkiye, aslında 88 yıldır benzer sorunları yaşamaktadır. Bu ülkede 4 askeri müdahale olmuş, demokrasi askıya alınmış, Alevi-Sünni ve sağ- sol çatışmalarda binlerce insan ölmüş. Kürt sorunu ise 100 yıldır bu ülkede konuşuluyor ve ortak acıları yaşanıyor. Demokrasi ise başka bir konu.
Peki, bunları neden şimdi anlatıyorum.
'Arap Baharı'nın yaşandığı ya da yaşanacağı ülkelerde Türkiye'nin 100 yıldır yaşadığı tartışmalar şimdi tartışılıyor. Yani laiklerle İslamcıların karşı karşıya geleceği günler pek yakın. Bu karşılaşmanın ne denli sert ya da kanlı olacağını ancak dış müdahale ve provokasyonlar belirleyecektir. Çünkü Batılı güçler Arap ve dolaysıyla İslam alemini çok daha tehlikeli bir kaosun içine sürüklemek istiyor. Batılı ülke ve güçler önce Alevi-Sünni sonra da Sünni-Şii çatışmasının peşindedir. Arap bölgesini günbegün izleyenler ve gördüklerini kavrayabilenler bunun işaretlerini çok net yakalayabilirler. Tabii böyle bir becerileri varsa! İşte bu nedenle Batı; Suriye üzerinde yoğunlaşmakta çünkü bu ülkedeki gelişmelerin sonucu bölgenin tüm kaderini ve aşağıda özetlemeye çalışacağım tartışmaların seyrini de belirleyecektir. Bölgesel ve uluslararası ülke ve güçler, Suriye'deki gelişmelerin sonuçlarıyla ilgili çok farklı ve detaylı hesaplar yaparken Libya, Mısır, Tunus ve Ürdün, Cezayir, Fas gibi 'Arap Baharı'' yaşamamış ülkelerde İslamcılar arasında ilginç ideolojik tartışma ve çatışmalar yaşanmaktadır. Köken olarak Müslüman Kardeşler hareketinin ideolojik çizgisinde olan bu İslamcılar, henüz iktidara gelmeden kendi siyasal çizgilerini belirlemeye çalışıyorlar. Bunu yaparken bu parti ve güçler kendi aralarında Türkiye modeli üzerinden tartışıyor ve kendi yollarını bulmaya çalışıyorlar. Durum böyle olunca ılımlı, uyumlu, mülayim, bağnaz, radikal ve terör çizgisinde olan parti, grup, cemaat ve kişiler her konuyla ilgili olarak kendi yorumlarını karşı tarafa anlatmaya ya da benimsetmeye çalışıyor. Bölgenin temel sorunu olarak Batı ve İsrail ile ilişkiler konusunu karşı taraftakileri tedirgin etmemek için şimdilik gündemine almayan bu parti ve güçler, öncelikli olarak laik devletle ilişkiler konusunda ayrışıyorlar. Böyle bir ayrışma beraberinde çok önemli ideolojik tartışmanın yanı sıra politik çatışmayı ve belki de karşılıklı fiili kavgayı getirecektir. Daha açık bir ifadeyle Arap ülkeleri Türkiye'nin 100 yılı aşkın bir süredir yaşadığı tartışma ve fiili durmaları şimdi yaşamaya başlayacaktır. Yani önce laiklerle İslamcılar sonra da İslamcılar kendi aralarında kavga edeceklerdir. Erdoğan hayranı ve ılımlı kişiliğiyle uluslararası üne sahip Suriye Baş Müftüsü Hassun'un oğlunun radikal İslamcılar tarafından öldürülmesi bunun son kanıtıdır. Suriye'deki radikal İslamcıların daha radikali Kaide'cilerdir ve bunlar Mısır, Libya, Somali, Yemen ve diğer Arap ülkelerinde yoğun ve güçlü bir şekilde bulunmaktadırlar. Şimdi merak edilen şey: Arap İslamcılarının hangisi ve ne kadarı Batı'yı rahatlatan AKP benzeri bir ideolojiyi ve dolaysıyla politikayı benimseyecektir? 
'Kuran Arapça''dır ve 'Müslüman Kardeşlerin çıkış noktası Arap Mısır ülkesidir'' anlayış ve kompleksiyle  davranan bazı Arap İslamcılar, AK Parti modelini görünürde kabul etseler bile aslında evrensel İslamcı hareketin orijininin Osmanlı Türkleri değil Araplar olduğunu söylemekte ve bu mantıkla hareket etmektedirler. Tıpkı 'Şii'liğin merkezi Kum değil Necef'tir'' diyenler gibi. Anlayacağınız Alevi-Sünni ve Sünni-Şii savaşının peşinde olanlar şimdi de Arap-Acem, Türk-Arap ve hatta Acem-Türk-Arap ideolojik tartışma ve çatışmasını provoke ediyor ve edeceklerdir. Buna karşı önlem alınıp ortak akıl ve vicdan ile karşılık verilmez ise bu coğrafya çok acı çekecektir. Çünkü Sayın Başbakan'ın Makedonya'da söylediği gibi 'Emperyalist güçler arzularından hiçbir zaman vazgeçmiyorlar ve vazgeçmeyeceklerdir''...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan

Kafe ve restoranlar ne zaman açılacak? Başkan Erdoğan açıkladı!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında