• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
21 Eylül 2011 Çarşamba

Abdülhamit Erdoğan ve Filistin

Arap halklarının ve ABD ile İsrail karşıtı başkentlerin Türkiye ilgisi 1 Mart Tezkeresi'nin reddedilmesiyle başladı. Ankara'nın sonraki ay ve yıllarda izlediği dış politika ve özellikle Şam ile özel ilişki kurup geliştirmesi bu ilgiyi artırdı. 'One Minute' olayı ile bu ilgi doruğa çıktı. 'Doruğa çıktı' diyorum çünkü Hamas lideri Halit Meşal'in 13 Şubat 2006'da Ankara'da misafir edilmesi bölge halklarının dikkatini çekmiş ve Erdoğan'a yönelik ilgiyi hayranlık ve sevgiye dönüştürmüştü. Mavi Marmara olayı ise Türkiye'yi Arap halklarından yana taraf kılmış ve herkes Erdoğan ve dolaysıyla Türkiye'nin Filistin davasını sahiplenmesinden heyecan duymaya başlamıştı. Çünkü bu olay İsrail karşıtı cepheyi güçlendirmiştir. Çünkü Amerikan işbirlikçisi kendi yöneticilerinin Filistin davasına sahip çıkmadığını gören Arap halkları Erdoğan'ın İsrail karşıtı net ve kesin tavrından büyük mutluluk ve geleceğe dönük umut besliyorlardı. Erdoğan'ın Filistin davasını sahiplenmesi, sürekli olarak Gazze dramını hatırlatması ve İsrail'in saldırgan politikalarına sert tepki göstermesi sonucu önce Arap ve Müslümanlar sonra da tüm dünya kamuoyu bu konulara daha fazla ilgi göstermeye başladı. Örneğin Davos'ta Perez'i alkışladıkları için Başbakan Erdoğan tarafından azarlananlar eminim eve gittiklerinde kendi kendilerini sorgulamışlardır. Temmuz 2006'da Güney Lübnan ve Aralık 2008'de Gazze saldırılarından sonra gelen Davos olayı ile Batı'da birçok politikacı ve aydın İsrail karşıtı tavrını daha cesurca ve yüksek sesle dile getirmeye başlamıştı. Bunun işe yarayıp yaramadığını bilmem ama herkesin aklına artık Filistin denildiğinde Erdoğan geliyor. Tıpkı Filistin denildiğinde Arapların aklına Sultan Abdülhamit geldiği gibi. Durum böyle olunca Arapların Erdoğan'dan Filistin konusundaki beklentileri oldukça yüksek ve fazla olacak. Erdoğan'ın böyle bir sorumluluğu üstlenmesi ve bu yükün altından kalkması pek kolay olmayacaktır. Çünkü Erdoğan'ın müttefiki ABD ve Batılı ülkeler var olan durumdan hiç hoşnut değil. Başta Suudiler olmak üzere ABD ve Batı işbirlikçisi Arap yönetimler de Erdoğan'ın Filistin'i sahiplenmesinden hoşnut değil. Çünkü bu yönetimler kendi halkları önünde zor durumda kalıyor. Geriye Suriye ve Arap olmayan İran kalıyor. 'Arap Baharı'nı yaşayan Mısır, Libya ve Tunus'un Filistin konusunda neler yapacağı belli olmadığına göre bu aşamada Türkiye'nin İsrail karşıtı politikalarından yalnızca Suriye, Lübnan ve Arap olmayan Şii İran kalıyor. Bu ülkelerin ise bu aşamada Türkiye ile ilişkileri pek iyi değil. İşte anlaşılması zor olan durum da bu olsa gerek. Çünkü yakın gelecekte Türkiye'nin İsrail ile doğu Akdeniz'de kapışması durumunda yanında yalnızca Suriye, Lübnan Hizbullah ve Şam'da karargah kuran Hamas'ın yanı sıra 'Şii' İran'ı bulacak. Tabii bir de tüm Arap halklarını. Elbette Türkiye son dönem politikalarını belirleyip uygularken kimlerin yanında olacağına bakmıyor. Ankara ve Erdoğan için önemli olan ideolojik inançlar, siyasal hesaplar ve vicdan. Başka türlü Erdoğan olunamazdı. Yani Erdoğan, Erdoğan olduğu için böyle davranıyor. Doğru inandığı bu yolda devam ettiği sürece Erdoğan yalnızca bu konudan dolayı Arap halklarının vicdanında ve yüreklerinde hep bir yer edinecektir. Ancak nedeni ne olursa olsun Erdoğan'ın bugünkü çizgisinden vazgeçip farklı tavırlar sergilemesi durumunda her şey çok çabuk değişir. İnsanlar One Minute'i bile hafızalarından siler ve yerine tersi kanaat, söylem ve davranışları gündemlerine alırlar. Sosyal psikolojide bunun yüzlerce örneğini görebiliriz. Örneğin Abdülhamit'i unutmayan insanlar, Menderes döneminin Arap karşıtı politikalarını hep hatırlar. Çünkü bu dönemde Türkiye İsrail'i tanımış, İsrail ile tehlikeli gizli anlaşmalar imzalamış, Cezayir halkına karşı BM'de oy kullanmış; İsrail, Fransa ve İngiltere'nin 1956'da Mısır saldırısına destek vermiş, ülkenin her tarafına 60 kadar Amerikan üssü yerleştirmiş ve hiçbir gerekçesi yokken Suriye sınırına ABD ve İsrail istiyor diye bir milyon mayın döşemişti.
Sonrasını ise herkes biliyor!

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor