• $9,3007
  • €10,8461
  • 531.214
  • 1429.85
2 Ekim 2016 Pazar

Kadına dair... mi?

65 yaşıma gelmeme rağmen, geçmişte başıma gelenlerden dolayı korktuğum için ‘kadın’ bahsine girmekten özellikle kaçındığım bilinir yakın çevremde.

Ancak öylesine ‘kör göze parmak’ gelişmeler oluyor ki; ‘gelde bodoslama girme’ dedirtiyor insana.

Yine de, fazla açılmamaya dikkat ederek...

Brad Pitt Angelina Jolie ayrılığından sonra, Pitt’in ilgi odağı olmasına karşın, Jolie’nin geriye itilmesine dair değerlendirmelerde bulunan Ayşe Arman diyor ki; “6 çocuklu bir kadın, olsa olsa potansiyel bir bela olur, arzu nesnesi değil.” (Kelime altlarını ben çizdim)

Bu bir tek cümlede modern anlayışın kadına giydirdiği elbise ve biçtiği rolün tamamını görmek mümkün.

Bu anlayış çocuğu, hadi insaflı olalım birden fazla çocuğu kadın yaşamı için bir engel olarak görmekte. Kadınların erkeklerle yarışması, kariyer yapabilmesi konusunda çocuğu bir problem olarak ortaya koymakta.

Kadının, ‘doğurmayan kadın’a indirgenmesinin ontolojik derinliklerine inmeden, kadının erkeklerle eşitlenmesinin felsefi tartışmalarına dalmadan sadece şunu sormakla yetinelim; ikiden bir üretmekle, yani anne-babadan oluşan aileyi tek çocuğa bağlamakla, içinde yaşadığımız topluma ve dolayısıyla insan cinsine ne tür bir gelecek tasarlıyoruz?

Bizim genel bilgimiz, kadınların ‘arzu nesnesi’ olarak algılanması olumsuz bir retorik malzemesidir.

Ancak kurduğu cümleden anlaşıldığı kadarıyla Arman için kadınların ‘arzu nesnesi’ olması kötü bir şey değil. Hatta artı bir değer.

Meselenin düğümlendiği nokta da burası.

Hadi, erkek zihninde kadınların bir ‘arzu nesnesi’ olarak algılanmasını anladık diyelim.

Bir kadın, kadının ‘arzu nesnesi’ olmasını nasıl olumlayabilir?

Doğrusu bu konuda erkekler kadınlardan daha ‘muhafazakar’ bir duruş göstermekte.

Erkeklerin içinde büyük bir bölüm kadınların böyle algılanmasına karşı çıkarken; kadınların kahir ekseriyeti hiçte öyle davranmıyor.

Hangi dinden, milletten, ırktan, meşrepten, mezhepten, meslekten, sınıftan olursa olsun, gözardı edilebilecek kadar az bir kısmı hariç bütün kadınların ‘görüntü’yü önemsemeleri nasıl izah edilebilir ki?

Neredeyse ‘hakikat’ kadınları ilgilendirmiyor, topyekün ‘algı’ oluşturmanın derdindeler. Zamana ve mekana göre, hangi algı hoşa gidiyorsa ona bürünmenin gayreti içindeler.

Başka bir örnek üzerinden devam edersek; Tarık Akan’ın ölümü üzerine Aslı Aydıntaşbaş demiş ki; “kadınlar solcu erkeklere aşık olur.”

Başta E. Özkök olmak üzere kimilerince bu tartışma köpürtüldü ama sonuçta ‘solcu erkek’ ‘mahallenin bıçkın delikanlısı’na indirgendi.

(Bu tartışma bağlamında açtığımız parantezin nedeni: Aslı ve Ertuğrul gibiler kendi dünyalarını ‘tek dünya’ zannediyorlar. Çünkü başka dünyalardan habersizler)

Burada da, tıpkı Arman’ın cümkesindeki muhtevada bşr çelişki söz konusu.

Allah aşkına, iyi-yetişmiş-kadınları solculara; serdengeçtilere, deli fişek, sorumsuz erkeklere aşık olan kadınlar olarak nitelemenin neresinde övünülecek bir şey bulunur anlamıyorum.

Anlaşılan bir şey varsa ‘modern kadın’ın gözünde alim, filozof, şair, düşünür, kahraman, vs. erkeklerin bir değeri yok.

Ve sonra biz; aynı zamanda doğurmaktan imtina eden bu kadınların yetiştirdiği çocuklar arasından ‘yetişmiş insanlar’ çıkmasını bekleye duralım.

Nasıl... suya sabuna dokunmadan ‘kadın yazısı’ yazabildim mi?

<p>Sosyal medyada toplumsal algıyı manipüle etmek için birçok yalan servis ediliyor. Bazı yayın orga

Hepsi teker teker deşifre edildi... İşte haftanın yalanları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu