• $8,4616
  • €10,2816
  • 500.59
  • 1441.33
25 Eylül 2016 Pazar

Babalar-Oğullar

1

Geç kalmış olmanın mahcubiyetiyle, böyle durumlarda ne söylenebilir sorusu eşliğinde yanına vardığımda her şey anlamsızlaştı bir anda.

Mustafa beklediğimden daha kötüydü.

2000 yılının başlarında çıkardığımız ‘Gerçek Hayat’ dergisinde tanıştığımız günden bu yana birlikte yaşadıklarımız hiçte az değildi.

Çok defa ‘sözün bittiği yer’de beraber durmuştuk, beraber susmuş, birbirimizin yüzüne bakmıştık.

Bu defa ‘sözü bitiren’ belli ki çok daha keskin, çok daha acı, çok daha bunaltıcıydı.

Izdırabı sadece yüzüne vurmamıştı Mustafa’nın.

Sanki üzerine giydiği elbise büyümüş, Mustafa onun içinde küçülmüştü.

Sorular vardı etrafında…

Kendine dışarıdan yöneltilen sorular.

İçerden kendisinin ürettiği sorular.

Sorular cevapsızmış gibi geliyordu ona anlaşılan…

Oysa bütün cevaplar, kelime üstadının ağzından anlamsızca çıkan kelimelerle zar zor anlattığı anekdottaydı.

“Ben…” diyordu Mustafa Şahin.

“Ben kendimi bildim bileli hiç erken uyumadım. Gece 1, 2, 3… düşünmekten ve çalışmaktan bitap düşünce uyuyabilirim ancak. Bu hep böyle oldu. Ama o gece, dayanılmaz ve karşı konulmaz bir ağırlıktan sonra 9:30 gibi uykuya dalmışım.

Hem öyle bir uyku ki, oğluma kriz geldiğini evin diğer sakinleri duymadığı gibi bende duyamadım…”

2

Yılmaz hatırlattı; babaların oğullarının ölümüyle sınanmasının ‘peygamber sınanması’ olduğunu; Hz. İbrahim’in ve Hz. Muhammed’in yaşadıklarını zikrederek. “Peygamberlere yakışır bir sınanmayla sınanmış olmanın bahtiyarlığını duymalısın” demek istiyordu.

Doğrudur da; ama Mustafa peygamber değil ki.

Oğullarını kaybetmiş peygamberlerin metaneti Mustafa’dan beklenemezdi ki.

Mustafa; biraz şair, çokça öykücü, gizli romantik; gece yarılarına, kendini telef edinceye kadar derin düşüncelere dalan bir fikir işçisi, üslup sahibi bir yazar, bir dil üstadı; hakikat arayışında olduğu ve yapmacık her şeye mesafeli durduğu için bilmeyenler ve dışarıdakiler için kavgacı bir görüntü veren, arayışının farkında olmayanlar için geçimsiz; iyi ve değerli olanları hep içine gömdüğü için kolay kolay dışarıya parlak görüntüler yansıtmayan…

Yurdum insanlarından birsidir, o kadar.

Kaldı ki; oğlu İbrahim’in ölümü üzerine Hz. Peygamber’in; “Ey Ebu Kubeys Dağı, benim yüreğime çöreklenen hüzün senin üzerine binseydi dağılırdın…” dediğine dair rivayet ortadayken…

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi