• $8,2893
  • €10,0172
  • 483.231
  • 1427.73
22 Eylül 2016 Perşembe

‘Yaşamaya Dair’e dair...

1
Ertuğrul’un o cenaze münasebetiyle sağa sola sataştığını görmeseydim, Tarık Akan’ın cenazesine dair yazma ihtiyacı hissetmezdim büyük ihtimalle...
Diyor ki Ertuğrul cenaze için; “kendiliğinden ve sahici bir kalabalıktı...”
2
Tanımlama camideki kalabalık içinse bir diyeceğim yok.
Ancak cenazenin bir de Muhsin Ertuğrul Sahnesi var ki o tam bir tiyatroydu, sahnenin ruhuna uygun olarak; kurgusaldı, yapmacıktı, plastikti, sahici hiçbir tarafı yoktu.
Hep söylediğim gibi; solcuların yeni dünyada, yeni Türkiye’de yeri yok artık. Yaptıkları en ciddi eylemler dahi ortaokul çocuklarının sahneye koyduğu müsamere kıvamında.
Muhsin Ertuğrul’da sahnelenen ‘bir cenaze töreni miydi, yoksa bir eğlence mi?’ sorusu zihnimizin bir kenarında dursun.
3
Solcuların, bir tarafta Nâzım Hikmet sevgisi, öte tarafta CHP ile kol kola girmişlik hali başlı başına bir ironi, tepeden tırnağa bir çelişki, apaçık, sadece yaşanılan mevcut zamana nüfus edebilme zavallılığı.
Başka türlü CHP Genel Başkanı’nın bulunduğu bir yerde Nâzım ile kendini ifade etmek nasıl açıklanabilir.
Mesela; söz konusu sahnede Genco Erkal’ın okuduğu Nâzım şiirinde;
“Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının” dizeleri kulaklarından beyinlere ulaştığında; “kim, Nâzım’ı hapse tıktı?” sorusu zihinlere takılmıyorsa...
Ayrıca ve asıl önemlisi...
‘Yaşamaya Dair’ isimli aynı şiirinde diyor ki Nâzım Hikmet;
“...
İnsanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.”
Koca şairin yıllar önce, yaşanabilir bir dünya, yaşanabilir bir Türkiye için teorik anlamda çerçevelediği şeyi Türkiye 15 Temmuz gecesi aynıyla yaşadı.
Şimdi sormak gerekmez mi?
O tören münasebetiyle Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni dolduranların içinden bir kişi bile bu şiiri hatırlayarak, diyelim ki sırf Nâzım sevgisinden dolayı, 15 Temmuz gecesi caddelerde miydi, sokaklarda mıydı, meydanlarda mıydı?..
Hayır değildi?
Onların hayatın gerçek tarafıyla hiç işleri olmadığı gibi, o gecede de hayatın gerçekliğinden nasıl kaçabiliriz derdi ve telaşındaydılar.
Peşinen ilan ediyorum ki;
Onlardan bir tanesi, “ben o gece milletimle beraber sokaktaydım” desin, ispat falan aramaksızın, kocaman bir özür diler ve önünde saygıyla eğilirim.

<p>Alkol kısıtlaması, görüntü alınmasının engellenmesi tartışılıyor. 17 günlük kapanma süreci nasıl

Terör örgütü PKK için yolun sonu geliyor: 'Bu yıl örgütte kaçış yılı'...

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı