• $13,4515
  • €15,2746
  • 792.396
  • 2011.16
15 Aralık 2016 Perşembe

Dilim ‘lal’…

1

Kimileri vardır ki gerginlik anlarında da üretmeye devam ederler, hatta daha da velutleşebilirler,

Ben ise böyle anlarda kilitlenirim.

Böyle günler benim için sözün bittiği yerdir.

Gözümden dışarı aksa da akmasa da, içimdeki gözyaşı çağlayanının her şeyin üstünü örttüğü, görünmez kıldığı demlerdir böyle zamanlar.

İnsanlığın bittiği yerde nutkum tutulur, imdat kabilinden sesler bile zor çıkar ağzımdan.

Böyle zamanlarda mutlaka başkalarının yardımına ihtiyaç duyarım…

2

Fatih Şeker’in 102. dönem kaymakamlarına yaptığı konuşma metni var elimin altında… Acaba oradan bir seçki yapsam, bir nebze de olsa şimdinin bunalımından, karabasanından kurtulup, geniş zamanlara çıkıp gönlümü biraz ferahlatabilir miyim? Bilmiyorum!

Aksi halde, insanlığımı evde bırakıp, sokağa fırlayarak; “neden jetlerimiz Kandil’i, Şenkal’ı, Kobani’yi, Afrin’i aynı anda yok etmez?” diye haykırabilirim.

Üstelik olup-bitenlerin bir amacının da, bizi çıldırtmak olduğunu bile bile…

Biliyoruz..! Ama ne çare ki ölüyoruz..!

3

“Demir alma noktamız yahut da mukayese standardımız Osmanlılardır; zira siyasetin varlık sebebi adalet olduğuna ve fethettiği milletlere bile ‘n’olaydı bunlar bize kadimden bey olaydı’ dedirttiğine göre. (…) Klasik Osmanlı adamı Türk-Arap ve Acem’in mutavassıt bir numunesidir. (…) Yavuz Kahire’ye girdiğinde ‘dedem Hz. Yusuf’un ülkesini idare etmeye geldim’ der. Evliya Çelebi İstanbul’u Hz. Süleyman’a kurdurur. (…) Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman düşman delegeleri Niş’i de isterler. Osmanlı delegeleri ayağa kalkarak ‘ne hacet! İstanbul’u da size verelim’ der. (…) Babalarımız için Niş; İstanbul’a o kadar yakındı. Nişli Agah da (Yahya Kemal) aynı vadide yol alır: “Bana gençliğimde içinde Halep’in ve Şam’ın olmadığı bir Türkiye’den bahsetselerdi sarsıntı geçirirdim.” (…) hangi zeminden hareket edersek edelim bugünün dünde muhakkak bir karşılığı, dünün de bugünde mutlak derecede bir tesiri vardır. (…) Tarih anlayışımız dairevi bir karaktere sahip olduğuna göre gelecekte ne olacağını bilmemiz geçmişte ne olduğunu bilmemizle doğrudan irtibatlıdır. Siyasette neyin kudret veya zaaf olduğu, hadiselerin gölgesi çekildiği zaman belli olur. (…) hadise dün olduğu gibi bugün de Tanpınar’ın ifadesiyle “Türkiye yalnız bir şey olmalıdır; o da Türkiye” diyebilmekle toplanır. (…) Devlet asabiyetini zümre asabiyetine hapseden unsurlar sisteme hakim hale geldiği zaman devlet her zaman başa dönmekten çekinmez. (…) Osmanlı müverrihlerinin ittifakla ifade ettiği gibi bizde devlet yalnızca isim değiştirir, cisim değiştirmez. (…) Ölçünün bakılan noktadan ziyade durulan yer olduğu bir gerçektir. (…) Başkaldıran terbiye edilir. isyan eden dağıtılır. Devletten taş koparanların başı o taşın yerine konulur. (…) Ali Paşa –ki Osmanlı’da sadrazamlık makamı kendisiyle hitama erer- ‘size bir memleketin terki teklif olunsa nasıl verirsiniz?’ sorusuna ‘aldığımız fiyatla’ cevabını verir. (…) Tarihte uzun süreli saltanat dönemleri daima bereketli olmuştur. İngilizlere göre ise uzun süre iktidarda kalan hiçbir hükümet iyi değildir. (…) Geçmişte sülük ve irşad vesilesiyle hass ve ammı başına üşüşen nice kimsenin memlekette bir fetret olduğunda fırsatı ganimet bilerek tarikat postunu devlet makamına dönüştürdüğü, şeyhlikten şahlığa geçtiği ve bu tarz durumların defalarca tecrübe edildiği. (…) Günün hadiseleri üstünde fikir yürütmek tarihe mal olmuş olayları gündeme getirmekle eş değerdir. Bu demektir ki tarih aslında bugündür.”

<p> </p>

'İBB Engelleniyor' algısı neden yapıldı?

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ocak 2022)

Almadan önce etiketteki detaya dikkat! Peynir sahtecilik nasıl yapılıyor

Bear Grylls herkesi böyle kandırdı! Kamera arkası görüntüleri ortaya çıktı