• $9,3071
  • €10,8381
  • 529.526
  • 1429.85
15 Şubat 2018 Perşembe

Afrin’in 2,3… Yüzü

1

İddia odur ki;

Avrupalılar ‘Türk korkusu’ nedeniyle Amerika’yı keşfetmiştirler.

Kanuni ile zirveye ulaşan Avrupa içine doğru akan Osmanlı seferlerini (fetihlerini) bir düşünün;

Denmiştir ki; eğer Türklerin bu ilerleyişi bu hızla devam ederse bütün Avrupa’yı ele geçirecekler, öyleyse biz kendimize, yaşamak için başka coğrafyalar bulmalıyız;

Ve de o düşünceyle, korkuyla ve korkunun verdiği/sağladığı hızla okyanusu aşıp Amerika’ya varmışlardır.

İddia doğrudur ve/veya yanlıştır. Ama tarihi gerçekliğe ve hatta ‘doğa kanunlarına’ uymaktadır.

Yürürlükte olan ‘sıkıştırma, süpürme’ ameliyesidir.

Nasıl ki; Moğol hareketinin Asya’da yaşayan toplulukları sıkıştırması ve süpürmesi sonrası, o topluluklar batıya doğru aktı ise; yine doğudan Osmanlı’nın sıkıştırması ve süpürmesi sonucu Avrupalıların daha batıya doğru akması normaldir, kaçınılmazdır.

2

Özellikle son on senedir batı Türkiye’yi büyük bir tazyikle sıkıştırmaktadır.

(Sıkıştırma ve süpürme hareketleri ve dolayısıyla kavim göçleri her zaman tek yönlü olacak değildir. Döngüsel tarih anlayışına göre devran sürekli dönmektedir. İslam orduları eliyle, Moğollarla ve Osmanlılar nedeniyle doğudan batıya bir akış söz konusu iken, ta Büyük İskender’le, Roma ile Haçlı Seferleri eliyle ve nihayet Osmanlı’nın yıkılmasıyla sonuçlanan sıkıştırma ve süpürme hareketleri de batıdan doğuya doğru olmuştur.)

Ve nihayet hem sosyal hem de fiziki yasalar nedeniyle Türkiye bu sıkışıklıktan kurtulmak için sınırlarının (kabının) dışına çıkmak mecburiyetinde kalmıştır.

Çıkış, bu anlamda kurtuluştur.

Eğer çıkış imkanı bulamasa idi, kendini patlatma mecburiyetinde kalabilirdi.

Bu anlamıyla Afrin çıkışı, bir hayat memat meselesi mesabesindedir.

3

Harekatın bir de Suriyeli sığınmacıları ilgilendiren yüzü var.

Türkiye Suriye topraklarının bir bölümünü terör unsurlarından temizleyerek, Cerablus örneğinde olduğu gibi, o bölgeleri 3 milyonu aşkın sığınmacılar için normal yaşanabilir vatan toprağına dönüştürmek istemektedir.

‘Sığınmacılar’ demişken;

Ana muhalefet liderinin “kahvede tavla oynayacaklarına gitsinler savaşsınlar” demesinin;

Ne pahasına olursa olsun, Erdoğan karşıtlığı üzerine yapılan büyük(!) siyaset gereği mi;

Birilerinin adına veya birilerinin işareti üzerine konuşuyor olma durumuyla mı söylediği bir tarafa;

‘Sığınmacılar’ dediğimiz insanların savaşıp savaşmayacağına dair gelin Yaralı Bilinç yazarı Shayegan’ı dinleyelim:

“Sığınmacı, bel kemiğinin kırılmış olduğunu bilir. Nerede ağırlanırsa oraya sığınır. Seçim hakkı yoktur. O, yıpranmıştır, kovulmuştur, dışlanmışların ortasında dışlanmış biridir, berbat hayatına hâlâ umutsuzca yapışmasına kendisi de hep şaşar. Vatanını sever ama kendi hissesine düşenin ‘âşıklar melteminin huzuru’ndan ziyade ‘fırtınalar burgacı’ olduğunu bilir. Umudu yoktur. Yakında çürüyeceğini, bedenini kangrenin kemirdiğini bilir. Kendi ölümünün acımasız tanığıdır. Sığınmacı her şeyden korkar. Emniyet müdürlüğünden, sığınmacılar barosundan, yolunu şaşırmışlar sığınağından. Kendi gölgesinden korkar. Gururu ve öz sevgisi de dahil her şeyi kaybetmekten korkar. En ufak şeyden pirelenir: Bir berduşun gülümsemesi, bir sebze satıcısının suç ortağı bakışı… Öldükten sonra cesedinin başkalarının başına kalmasından çekinir…” Ne dersiniz Bay Başkan!

‘Sığınmacılar’ı savaşa gönderelim mi?

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun  bakım yatak kapasitesi 3 kat arttı. 11 yataklı erişkin yoğun b

Cerrahpaşa'ya yeni yoğun bakım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu