• $8,8523
  • €10,3641
  • 498.133
  • 1394.9
28 Ocak 2018 Pazar

Maturidi dersleri/2. Teneffüs

1- İkinci kez teneffüse çıkma ihtiyacı duymamızın nedeni;

Maturidi derslerine muhatap olmuş kimilerinin zihninde;

Bu; ya entelektüel bir gevezeliktir, ya da günlük realitelerden kaçıştır… duygusunun oluşmuş olma ihtimalinin varidliğidir.

Acaba gerçekten öyle mi?

Uzun ve yoğun siyasi hayatın dışına çıkmaktan mütevellit bir tembellik mi yaşıyordum, kaçabilir miydim, nereye, ne kadar?..

Doğrusu en muhataralı zamanlarda bile ‘gevezelik’ yapabilecek ve sıkıntı duyduğunda kaçabilme becerisini gösterebilecek bir maharete sahip olmak isterdim.

Kaçabilseydim şayet, yanıma torunlarımdan hiç değilse bir tanesini alarak, salt gevezelik yapabileceğim asude bir ihtiyarlık yaşayabilirdim.

Ama öyle olmuyor.

Hele koşmaktan vazgeçip ya da artık koşamıyor hale gelmişseniz, sorular sizi daha çok buluyor ve daha çok meşgul ediyor.

2- Sorular…

Başta biricikliğinize dair masum ve nostaljik sorular;

Nerede doğmuştum, şimdi neredeyim?

Bu yolculuğu nasıl, niçin, kimlerle yaptım?

Bu yolculuk bir kader miydi, ya da hangi tercihlerim veya arzularım beni nerelere taşımıştı, kimlerle tanıştırmıştı?

Sonra toplumsal sorular…

İnsanlar nasıl oluyor da melekut alemiyle hayvanlar alemi arasında böylesine, pervasız dolanıp durmaktalar?

Bir öbek insan melekut alemine yakın olmak adına yükselme cehdindeyken, öteki öbektekiler hayvanlar alemine düşmelerine sebep olacak aymazlık ve hamakat içinde olabiliyor.

Bazen bir kişinin söz ve fiili bütün bir toplumu niçin ve nasıl etkiliyor, nasıl bağlıyor ve ne şekilde bir yola koyuyor?

Fertlerin bir araya gelişi cemaatleri mi oluşturuyor, yoksa toplum dediğimiz devasa çark her dönüşünde, her dişlisinden bir birey mi çıkarıyor?

Sonra tarih, sonra coğrafya…

Aklı başında bir çok zevatın, bahusus koca Haldun’un dediği gibi, bir coğrafyada doğmak, bir tarihe ait olmak bize bir kader mi dayatıyor?

İnsan, nebatatın ve hayvanatın hizasında mı ki coğrafyanın çocuğu oluyor?

Eğer öyleyse; belli bir coğrafyanın çocukları, belirlenmiş/tanımlanmış bir tarihin evlatları olarak vazedilmiş bir kaderi yaşamaktan başka elden ne gelir ki?

Yoksa tarihi biz yazıp, coğrafyayı biz mi bozuyoruz? Biz; yani insan

3- Bu ve benzeri soruların kışkırtıcılığıyla vardığım yeri sorarsanız?..

Soruların var olabilmesi ve sorulara cevaplar üretebilmemiz için öncelikle yapmamız gerekenin; ‘Batılılaşma’, ‘yabancılaşma’ şeklinde kuracağımız denklemi öğrenmek ve onunla hesaplaşmak olduğudur.

Bütün dünya ile beraber tasallutuna uğradığımız ‘Batılılaşma’yı çözemezsek şayet;

Batılılaşma vetiresiyle at başı gelen ‘yabancılaşma’nın farkına varamazsak…

Bize oklarını çevirmiş hiçbir soruya sahici cevaplar veremeyiz.

Mesela;

Osmanlı’nın son dönemlerinde, Batı ile tam anlamıyla hemhal olduğumuzda;

Jöntürkler örneğinde olduğu gibi; bizim dünyamız köhneleşti, yeni dünyaya girmeliyiz öyleyse bizde Batılılaşmalıyız diyenler ne kadar haklıydı veya haksızdı?

Kimi sağcı ve İslamcı ideologların dahi ‘ham, softa, kaba, yobaz’ diye tanımladığı Batı’nın her sözüne karşı çıkan mollaları, bugünden geriye baktığımızda günümüze ne bırakmışlar?

Ya da Mehmet Akif’in dizelerinde ‘Alınız ilmini garbın, alın sanatını’ şeklinde dile gelen; Batı’nın teknolojisini alalım ama ahlakından uzak duralım anlayışına ne diyeceğiz?

Görülen odur ki; bugün de ufkumuzu ve vizyonumuzu yukarıdaki üç görüşten birisi doldurmakta/oluşturmaktadır.

Öyleyse yapılacak olan nedir?

Direnmekte olan taraflarımızı törpüleyip Batı’ya teslim mi olacağız?

Yoksa direnen taraflarımızı daha da parlatarak ve genişleterek büyük ızdıraplar ve acılar pahasına kendimiz kalmanın/olmanın başka yolları olup olmadığına dair arayışlarımızı sürdürecek miyiz?

Geniş, zor ve meşakkatli arayış alanına girmeyi şimdilik ertelemekle beraber, şu kadarını söylemek gerekir ki, arayanlar hiçte yalnız değiller, dünyanın her tarafında ve her ikliminde az veya çok arayanlar mevcut.

Umarım insanlık adına hayırlı keşiflerde bulunurlar.

4- Bir gazete yazısı ölçeğinde meseleyi uzattığımın farkındayım.

Dert, salt Batı’yı tanıyarak entelektüel bir tatmin arayışı değil kuşkusuz.

Mesele bize verilmiş ya da devredilmiş ‘emanetlere’ sahip çıkmak ve emanete hıyanet etmeden onları gelecek nesillere aktarabilmektir.

O yola girebilmek içinse Batılılaşma, yabancılaşma engelini aşmamız ya da dolanmamız gerekiyor.

Şimdi ve nihayet;

Asıl meramımı beyan edebilirim.

Maturidi dersleri yapıyorum;

Çünkü; emanetleri taşıyabilmenin, hatıraları tazelemenin en uygun yol ve yöntemini bulma konusunda en öğretici ve en çok yol almaya vesile olacak dersleri, emareleri, imkanları İmam’ın tecrübelerinden ve tevillerinden elde edebiliriz diye düşünüyorum.

‘Soru’ bitmediğine/bitmeyeceğine göre arayışa devam…

Zil çaldı herhalde, teneffüs bitti.

<p>Küçük cüssesiyle büyük işlere imza  atan Leon, 25 santim boyunda ve altı kilo ağırlığında. Girilm

Cüssesi küçük, yaptıkları büyük

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!

Aydın'da heyecanlandıran gelişme! Giriş kapısı bulundu