• $8,8894
  • €10,3891
  • 495.155
  • 1381.22
7 Ocak 2018 Pazar

AĞAÇ BOYU

1- Çoğu zaman kişinin hangi mesleği yaptığından çok, o mesleği nasıl icra ettiği önem kazanır.

Eğer kişi, mesleğiyle ilgili geride bir iz, emare bırakmışsa işte bu onun işini nasıl gördüğüne bağlı bir şeydir.

Buradan bakıldığında; kişi mesleğini sadece bir maişet kaynağı olarak görmüşse, biz onu hiç görmeyiz; adı ile mesleğini birlikte anma ihtiyacı hissetmeyiz.

Ama birisi işini, kendinden başlayıp kendinde biten, köksüz ve dalsız görmeyip; aslında evrende her şeyin birbirine muhtaç, birbirini besleyen, beri de sebep olanın ötede sonuca dönüştüğünün farkına vararak yapıyorsa;

Onun adı mesleği ile bitişir ve kalıcı olur.

2- “Bina yüksekliği ağaç boyunu geçmemeli” derdi Hüseyin Hoca.

Bu nedenle, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Şehir Planlama bölümünü kurmuş olmasına, Kadir Topbaş döneminde bir ara İstanbul Metropolitan Plan Bürosu’nun başkanlığını yapmasına rağmen;

Burada doğmuş olmasa da bir İstanbullu olmasına ve İstanbul’a hizmet etmeyi bütün değerlerin üstünde tutmasına rağmen;

İstanbul onu dışladı.

İstanbul onu tanımadı.

Çünkü İstanbul da kimin rezidansı daha yüksek/ulu/görkemli yarışı başlamıştı.

O ise hala; binaların yüksekliği en fazla o bölgedeki ortalama ağaç boyu kadar olmalı diyordu.

Bu ifade insana saygıyı içerdiği kadar, şehre saygıyı, doğaya bağlılığı, her şeye rağmen insanın aczini/yetersizliğini içeriyordu.

O doğayla savaşılamayacağını, böyle bir savaştan kısa vadeli kazanımlar elde edilse de uzun erimde hezimetle çıkılacağına inanıyordu.

3- Kısa süre de olsa yoğun bir dostluk yaşamıştık Hüseyin Kaptan ile.

Oda benim gibi, daha doğrusu bende onun gibi Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yapılaşmadan muzdariptik.

Sırf bu nedenden olsa gerek; görünürde hiçte mümkün görünmüyor olsa da benim, doğduğum ilçe ile hayallerimi hiç sorgulamadan paylaşıverdi.

Birlikte Görele’ye gittik.

Görele’nin her sokağını adım adım dolaştık.

Köylere ve yaylalara çıktık.

Bu günlerde bir gece evimde misafir kalarak beni şereflendirmişti de…

Hoca, bu geziler ve gözlemlerden sonra iki büyük proje hazırladı bizim için.

Hala aynı kanaatimi muhafaza ediyorum;

Uygulanabilseydi şayet, bölgeye uygun, insan-doğa ilişkisine azami derecede saygılı, örnek gösterilebilecek, belki de özgünlüğü nedeniyle ödüllerle taçlandırılacak bir proje ortaya çıkacaktı.

Ne yazık ki her yerde mebzul miktarda bulunan nadanlar yüzünden uygulanma şansı bulamadı bu çalışmalar; Hoca’nın daha bir çok eseri gibi…

4- Benim ‘romantik solcum’, ‘merhamet solcusu’ (Görele’ye birlikte gittiğimiz günlerde yazdığım bir yazıda onu böyle vasıflandırmıştım) Hüseyin Kaptan vefat etti.

Ardında çok şey bırakarak gitti bu dünyadan.

Adı onunla beraber gitmedi.

En son “tamamlandığını görmezsem gözüm açık gidecek” dediği, İstanbul’un Avrupa yakasında dönüşümde kullanılacak büyük bir rezerv alanı projesiyle meşguldü.

Gerçekleştiğini göremeden gitti.

Umarım onun yaptığı proje üzerinde ‘gözünün arkada kalmasına’ neden olacak değişiklikler yapılmaz.

Bu konudaki tesellimiz ve teminatımız projenin koordinatörlüğünü yapan İsmet Yıldırım’ın buna müsaade etmeyeceğine dair inancımızdır.

Çünkü İsmet Yıldırım “bina boyu ağaç boyu kadar olmalıdır” düşüncesini en iyi anlayan ve paylaşanlardan birisidir de, ondan…

<p>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis, Kıbrıs'ta iki devletli çözüme 'açık

Rum lider Anastasiadis çözüme 'Hayır' dedi

Nobel ödüllü Türk bilim insanı Sancar, TOGG'un direksiyonuna geçti

Emniyet güçlerini dünyanın en hafif balistik zırhı koruyacak

''Karadeniz'in Zeugması'' kapılarını dünyaya açacak