• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
26 Nisan 2016 Salı

Zorunlu aşı tartışmaları

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Geçtiğimiz yıl sonunda Anayasa Mahkemesi bir karar verdi; çocuklara anne-baba rızası olmadan zorunlu aşı yapılmasının anayasaya aykırı olduğuyla ilgili... Zorunlu aşı konusunda yasal bir düzenleme olmadığına dikkat çekti. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı harekete geçerek, toplum sağlığını korumak ilkesinin altını çizerek bir kanun taslağı hazırladı. İlgili kanun maddesine, toplum sağlığını tehdit eden durumlarda ‘aile rızası aranmaz’ ibaresi eklendi.

Bu gelişme, toplumda bazı tartışmalara sebep oldu. Bazı tıbbi çevreler, aşılamanın bireysel bir durum olmadığını ve bir toplumda hastalığın kontrol altına alınması ve kökünün tamamen kurutulabilmesi için toplumun yaygın şekilde aşılanması gerektiğini ifade etti. Kimi çevreler ise, aşının zorunlu tutulmasını her şeyden önce demokrasi ve insan hakları ihlali olarak yorumluyor. Aşıların içinde bulunan ağır metallerin çocukların sağlığı ve beyin gelişimleri açısından olumsuz tesirleri olduğuna, enfeksiyon hastalıklarının sadece aşılarla önlenmesinin mümkün olmadığına vurgu yapıyorlar. Ve en önemlisi, aşıların etkili olduğunu iddia eden araştırmaların, aşı üreticisi ticari firmalar tarafından finanse edildiğinin altını çiziyorlar. Aşıların otizm, felç gibi yan etkiler gösterdiğini ve üretici firmaların bu sonuçlara kefil olmadığını, hatta aşı dolayısıyla gelişebilecek herhangi bir komplikasyonda üretici firmaya dava açma şansının dahi olmadığını gerekçe gösteriyorlar. Bu noktada büyük bir güven bunalımı ortaya çıkıyor.
Zorunlu aşı karşıtlarının, konunun hukuki boyutuna nasıl yaklaştıklarına da bakalım; Devlet, rıza aramadan çocuğu aşıya mecbur edebilir mi? sorusu karşısında Anayasa’nın 17. Maddesi’ni hatırlatıyorlar; “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi’nde ise, “muvafakat verme yeteneği bulunmayan bir küçüğe, sadece temsilcisinin veya kanun tarafından belirlenen makam, kişi veya kuruluşun izni ile müdahalede bulunulabilir” denilmekte. Bu noktada dünyadaki uygulamalara da bakmak gerekir. AB ülkelerinde aşıların kanunla zorunlu olmadığı biliniyor fakat ‘kuvvetli tavsiye’ niteliğinde olduğu görülüyor. Her ne kadar bazı ülkelerde aşı yaptırmayanlara yaptırım uygulansa, hatta aşıyı reddeden ailelere çocuğun tıbben ihmali gerekçesiyle tedbir davaları açılabilmekteyse de, aşı zorunluluğu güçlü tavsiyenin ötesinde kanuni zorunluluğa nadiren tabi oluyor.
Birey haklarının demokrasinin temel şartı sayıldığı bir dünyada, aşı yaptırmak istemeyenlerin kararının da dikkate alınacağı bir düzenleme önemli. Bu talebe saygı duyulmalı ama bu şahsi kararlar mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Öte yandan, aşı kararları alan bilimsel kurulların aşı endüstrisiyle hiçbir çıkar ilişkisinin olmaması bir başka etik husustur. Fakat her durumda aşılar halkın doğru bilgilendirilmesiyle güçlü şekilde tavsiye edilmeli, hastalıklardan korunmanın diğer doğal yolları konusunda da bilinç yaygınlaştırılmalıdır. Aşı karşıtlarının bir başka önemli argümanı; aşıların biyolojik silah olarak dahi kullanılabileceğidir. Bu nedenle, her ülkenin yerli aşı politikasının olması gerekir.
Aşı zorunluluğunu savunanlarla, zorunlu aşı karşıtları arasında gündeme getirmek istediğimiz önemli bir konu, hastalıkların önlenmesindeki diğer koruyucu tedbirlerin ihmal edilmemesidir. Mesela tarladan sofraya uzanan beslenme konularının sağlık odaklı düzenlenmesi gibi. Genel tarım ve sağlık politikalarının eşgüdüm içinde ele alınması gibi. Bu bağlamda, tarımsal üretim, beslenme ve sağlık meseleleri, bir bütün olarak ‘ulusal eylem planı’ içinde ele alınmalıdır. Zira bu, sağlıklı bir beden ve sağlam bir ruha sahip nesiller için hayati önem taşıyor.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi