• $8,5113
  • €10,2796
  • 499.352
  • 1441.33
16 Nisan 2016 Cumartesi

Yüzyıllık uykudan uyanmak

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

14-15 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. İslam Zirvesi, Türkiye’de iki farklı refleksi harekete geçirdi. Birincisi, Türkiye’nin 56 İslam ülkesinin lider ve temsilcisi ile verdiği ortak fotoğrafı görüp, ‘Türkiye Batı’dan kopuyor’ hezeyanı içinde telaşa kapılan kompleksli ve bağımlı refleks. Diğeri, Türkiye’nin, çok kutuplu dünya içinde İslam ülkeleriyle birlikteliğinin gerek dini, gerek kültürel, gerekse stratejik öneminin farkındalığı ile kendini gösteren dinamik refleks.

İlki, Türkiye ne zaman Batı dışındaki coğrafyalarla iletişime geçse ortaya çıkıyor. Oysa modern dünya için son derece köhne, ilkel, atalet içinde bir refleks. Dünyaya tek bir pencereden bakmanın dar kalıpları içinde, dinamizmden, dolayısıyla gelecekten yoksun bir bakış. Özgürlüklerin, demokrasinin, gelişmişliğin tek ve değişmez adresinin Batı olduğu ezberine iman etmişlik hali. Batı’nın zaaflarını ve dahi imkanlarını bir arada tartmaktan yoksun eksik bir terazi, içe kapanık bir yaklaşım... Bu, öylesine dar bir zihinsel kalıp ki, Avrupa, Amerika, Latin dünyası, Afrika, Pasifik, Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar ve dünyadaki diğer coğrafyalarla aynı anda iletişime geçmeyi imkansız görecek kadar sığ... Özne bir ülke özgüveninden, özgün bir uluslararası ilişkiler stratejisinden yoksunluk hali... Gerçeklikten uzak bu romantik yalıtılmışlık, bir kuşağın kaderi. Değişmesi çok zor. Onları kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıp, Türkiye’nin irili-ufaklı 56 İslam ülkesi ile verdiği pozun dinamik gerçekliğine dönelim;

İslam dünyası genel itibarıyla kadim medeniyet havzaları ve zengin yeraltı kaynaklarının üzerinde bir coğrafyaya tekabül ediyor. Görece genç bir nüfusa sahip. Fakat ne yazık ki bu potansiyeline rağmen yerkürenin güncel birçok sorununun merkezi. Tek başına kaynağı değil ama merkezi!... İslam dünyası üzerine kurulabilecek romantik cümleler içinde kaybolmanın bir anlamı yok. Realiteyi göz ardı etmeden İslam dünyasını ilgilendiren sorunların çözümüne zihin yormak ve potansiyele odaklanmak gerekiyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen İİT Zirvesi, bu yönüyle önemli bir fırsattı. Sünni, Şii, Selefi, Vahhabi, tüm mezhebi yorumların ve İran, Malezya, Körfez, Afrika gibi farklı sosyolojik ve kültürel dokuların temsilcileri bir araya geldi. Liderlerin fiziken aynı fotoğrafa girebiliyor olmaları, asgari müşterekler üzerine inşa edilebilecek bir dayanışmanın da imkan dâhilinde olduğuna dair bir umuttur. Fakat bu ancak, İslam dünyası dediğimiz olgunun içini dolduran bu ‘farklılıklar’ın, çatışma vesilesi değil, birbirine saygı duyulan yorum zenginliği olarak değerlendirilmesiyle mümkün olabilir. Aksi halde birbirini tekfire kadar gidecek uzlaşmazlık hali, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı da anlamsız ve işlevsiz hale getirecektir.

Zirvenin ev sahipliğini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezhepler üstü bir Müslümanlık sıfatı etrafında birleşmenin getireceği kazanımları, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada net biçimde dile getirdi. İslam dünyası için ekonomik, sosyal, kültürel ve her türlü insani ilişkiyi öngören bu işbirliği teklifi, bu münasebetlerin getireceği dinamizmin farkında olan refleksi de harekete geçirdi, umutlandırdı. Dünyanın hem en büyük potansiyeline sahip, hem de en büyük krizlerini yaşayan bu coğrafyanın, bu umudu pratiğe taşıma zorunluluğu var. İslam dünyasını birkaç yüzyıllık uykudan kaldıracak şey, bu umut ve gayret arasındaki ilişkiye bağlı.

Aksi halde Sezai Karakoç’un ‘Kaç kardeşsiniz?’ sorusuna verdiği ‘1.5 milyar kardeşiz’ cevabı, samimi bir şair duygusu olarak kalacaktır.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı