• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
23 Nisan 2016 Cumartesi

Kültürel Kalkınma Programı

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Hükümet, terör başta olmak üzere yığınla siyasi mesele arasında çok önemli bir program açıkladı; Kültürel Kalkınma Programı. Sayın Başbakan’ın açıkladığı program, kültür çevrelerinde ilgiyle karşılandı, çeşitli tartışmalara neden oldu. Aslında, terör başta olmak üzere birçok sosyal problemin merhemi olabilir üretilecek kültür politikaları. Zira kültür, birlikte yaşama dinamiklerini harekete geçirecek, güçlendirecek bir unsur. Ve tüm dünyada sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınmanın dördüncü ayağı olarak kabul ediliyor. Yeter ki, tüm kamu politikalarıyla birlikte planlansın. Kültür bazen, sanat etkinlikleri düzenlemek olarak algılanabiliyor. Oysa bunun çok ötesinde bir şey. Çoğulculuk, demokrasi, barış, güvenlik, yaratıcılık, çevre duyarlılığı gibi birçok bağlamı olan, kültür-sanat etkinliklerine hapsedilemeyecek kapsamlı bir konu.

64. Hükümet’in açıkladığı Kültürel Kalkınma Programı da, meseleyi, ‘insan, kültür ve şehir’ alt başlıkları ve ‘tabiat’ı mündemiç bir ‘medeniyet’ tarifi içinde ele alıyor. ‘Şehirlerdeki tarihi dokunun tespit ve ihyasını kültürel kalkınmanın itici gücü’ olarak belirliyor. Her şehri katman katman tarih olan bir ülkede bu anlamlı bir odak elbette. Fakat aynı zamanda Türkiye’deki hızlı kentsel dönüşümün getirdiği tahribatı telafi olarak da yorumlanabilecek bir çerçeve. Nitekim, programda, kısa adı SOKED olan, ‘Sosyal ve Kültürel Etki Değerlendirilmesi’ inisiyatifi de yer alıyor ve kültür yapılarının modern şehir alanları arasında kaybolmasını önleyecek ‘öngörüm alanları’ belirlenmesini şart koşuyor.
Kültürel Kalkınma Programı’nın tek tek ele alınmaya değer çok önemli alt başlıkları var. Şehir ve kültür mekânlarının okul müfredatına dâhil edilmesi, sanatçılara vefa borcunun ödenmesi, yaşayan kütüphaneler, kültür kompleksleri, müze ve tiyatroların açılması gibi her biri kayda değer çok önemli alt başlıklar. Program, tüm bunları gerçekleştirmek üzere, kültürün tüm paydaşlarını buluşturacak ‘şehir kültür yönetimi koordinasyon birimleri’ oluşturulmasını öngörüyor. İşte işin en hassas noktası tam da burası. Şehir kültür yönetim planlamasının ana aktörü kim olacak? Şayet şehirlerin kültür yönetiminin odak noktası belediye başkanı olacaksa, bu, kültür planlamasının siyasi popülizme kurban edilme riskini de beraberinde getirebilir. Zira kültür politikaları, sanatsal etkinlik sayısı, katılımcı adedi ve salonların fiziksel şartlarının oluşturulmasından öte, niteliğin niceliğin önüne geçmesi gereken bir ‘mesele’ olarak ele alınmalı. Bir şehrin kültür politikasını belirlemesi gereken asıl unsur, şehrin kültür insanları ve profesyonelleri olmalı. Belediyenin asıl sorumluluğu, kentin ekonomik kalkınma hedeflerini, konut projelerini ve tüm diğer hizmetlerini planlarken, kültür odaklı bir vizyon benimsemek olmalı. Ve tüm bunları yürüten icra makamları, birbiriyle koordineli biçimde, kültür alanına katkı verecek paydaşları da sürece dâhil edebilmeli. Şehirlerin fiziki dönüşümünde söz sahibi olabilecek ‘estetik komisyonlar’ etkin bir varlık göstermeli. Fakat ne yazık ki, pratik bundan çok uzak. Beş yıl sonra seçime gideceğini bilen belediye başkanları, popülist kültür yaklaşımları ve çevrelerinde toplanan rant paylaşımcılarının istilası altında ‘kültür’ planlaması yapma eğiliminde. Sürdürülebilir ve nitelikli kültür vizyonunun en büyük düşmanı ise, ne yazık ki bu yönetim anlayışları.
Türkiye’nin dünü, bugünü ve geleceği adına çok önemli bir hamle olan Kültürel Kalkınma Programı’nın gerçek anlamda hayata geçmesi, öncelikle bu yönetim anlayışının revizyonuna bağlı.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi