• $8,4132
  • €10,0005
  • 489.613
  • 1408.81
4 Ekim 2014 Cumartesi

İstanbul’u Ankara’ya taşımak

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Şehirlerin ruhu olduğu söylenir. Ankara ve İstanbul da farklı yönleriyle bu ruhu keskin biçimde hissettiğimiz şehirlerdendir. Biri siyasetin ve bürokrasinin, diğeri kültürün, sanatın ve kozmopolit yaşamın şehri. Tıpkı New York ve Washington farkı gibi. New Yorklular Washington’ın en çok terminallerini mi seviyor bilmem ama Türkiye’de ‘Ankara’nın dönüşünü sevmek’, yaygın bir yolculuk nakaratıdır. Ben de Ankara’ya her gidişimde o ağır bürokratik atmosferden bir parça şikâyetlenerek dönenlerdenim. Bunu söylerken Ankaralı dostları kırmamaya çalışıyorum elbette. Fakat neyse ki, Ankara’yı çekilebilir kılan o dostların varlığı zaten. Bunu onlar da biliyorlar.
Peki Ankara’nın ruhuna sinmiş bu atmosferin kaynağı ne? Elbette bürokrasinin katı kuralları. Zira bürokrasi biraz da disiplin demek, kurallar demek, bir nebze homojenlik demek. 20.yy’ın modern devletlerini şekillendiren anlayış, Weberyen bürokrasi anlayışıydı. Kuralların bağlayıcı olduğu, memur eylemlerini yazılı kuralların yönettiği, memurun iş ve ev yaşamının keskin çizgilerle birbirinden ayrıldığı, en fazla yetkinin piramitin en tepesinde olduğu dikey bir hiyerarşik örgütlenme havası... Bu nedenle, pek çok bürokratik kurumda kurallar kemikleşmiş, değişime karşı direnç oluşmuştur. Bu yönüyle bir bürokrasi muhafazakârlığından bahsetmek mümkündür Ankara’da.
Oysa bugün, 21. yy’ın insan, toplum ve devlet tahayyülü farklıdır. Artık çalışma koşulları değişmiş, ev-iş arasındaki ayrım flulaşmış, teknolojinin devreye girmesiyle yeni bir çalışma kültürü doğmuştur. Ev-ofis tasarımı artık yaygın hale gelmiştir.
Bu arada Ankara’nın gittikçe değişime karşı direncinin düştüğünü söyleyelim. Nitekim her gidişimizde yeni açılan kafelerin, kültür-sanat mekânlarının sayısının arttığını görüyoruz. Benzer bir değişimi az da olsa bürokratik kurumlarda da görmek mümkün. Binlerce bürokratın, memurun çalıştığı kurumlarda bazı birimler özel sektörden gelen yöneticilere açılıyor. Devletin temel aygıtlarının bürokrasinin işleyişine hâkim ama aynı zamanda özel sektör tecrübesi olan taze nefeslere açılması, hantal bürokratik yapılardan sıyrılmak adına önemli. Böylelikle bu kurumlar, kalıplardan sıyrılmakta, yeni bir çalışma kültürü kazanmakta, kurumların performansları artırılabilmekte, zamanın ruhu daha kolay yakalanabilmektedir.
Kurallara sıkışmış bürokratik kültürü esnetebilmenin bir başka yolu, sistem içindeki bürokratların vizyonlarını genişletebilmek için onları yeni eğitim imkanları ile buluşturmak, hatta onları biraz Ankara dışına çıkarmaktır.
Ankara ile İstanbul arasındaki alışveriş, bazen mekansal düzlemde de olabilir. Nitekim son 12 yıl boyunca Başbakanlığın İstanbul’da da aktif bir merkez ofisinin olması bu vizyonun göstergelerindendir. Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması her ne kadar tartışma boyutunda kalmış olsa da, bu fikir bile Yeni Türkiye’de İstanbul-Ankara vizyon alışverişinin bir parçasıdır. Keza TRT’nin, medyanın anayurdu olan İstanbul merkezli bir vizyonla yönetimi, işin doğasına en uygun olanıdır. Bir başka örnek verecek olursak, mesela TOKİ, İstanbul odaklı bir vizyonla yönetilseydi belki de ‘şehircilik ve tarih’ arasında daha hassas bir anlayış geliştirilebilirdi.
Binlerce çalışanı olan kamu kurumlarının vizyoner ve dinamik bir yapıyla işlemesi, Yeni Türkiye’de devletin hantallığını da ortadan kaldıracaktır.
Ankara’ya yolumuz düştükçe hatırladığımız bu konu, Başbakan Davutoğlu’nun kamu kurumlarında yeni bir personel rejimine ihtiyaç olduğu tespiti ile tekrar gündemimize düştü. Ehliyat ve liyakatin her şeyin üzerinde tutulduğu yeni bir düzenleme yanında, Ankara-İstanbul vizyon ortaklığı da, Yeni Türkiye’nin bürokratik yapılanması için dikkate alınması gereken bir ufku temsil ediyor.
* * *
Son olarak, Ankara - İstanbul hattından çıkıp Mekke’ye dönecek olursak, tüm dünyada Müslümanlar Mekke merkezli bir ibadet çevresinde buluşmuşken, ben de tüm okurların bayramını tebrik ediyor, Kurban’ın, anlamında olduğu gibi gerçek yakınlaşmalara vesile olmasını diliyorum.

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor