• $8,5742
  • €10,1406
  • 495.8
  • 1360.75
21 Haziran 2016 Salı

Din dili ve sadelik

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Yaşadığımız çağda Müslümanlar için en büyük problemlerin başında geliyor, temsil ve uslup problemi. Barış ve esenlik dininin, korku ile özdeşleşmiş olması bunun en büyük kanıtı. Bu noktaya gelmiş olmamızın temel sebeplerinden birisi, din dilimizin son derece hoyrat olması. Son günlerde gündemden düşmeyen ‘Namaz kılmayan hayvandır’ gibi insanı dinden soğutan, ürküten ‘namaz’ bahsinin, Peygamber’in uslubundaki zarif karşılığı ‘namaz, gözümün nuru’ ifadesidir oysa.

İnananlarına namaz gibi bir ibadeti emreden bir din, bu yolla mensuplarını aşırılıklardan ve çirkin şeylerden alıkoymak ister. Zira Kur’an-ı Kerim’de ‘Namaz, fahşa ve münkerden alıkoyar’ ayeti bunu ifade eder. Tek başına bu ayet bile İslam’ın davranışlardan usluba, yaşam biçimine kadar çirkinlikten, bayağılıktan, gösterişten, kabalıktan uzak bir nezaket ve sadelikten yana olduğunu gösterir. Sadelik ve güzellik birbirinin kardeşidir.
Ne yazık ki bugün Müslüman toplumların kahir ekseriyetinde mimariden, yaşam biçimine, giyim tarzından hal diline bir karmaşa, kakofoni ve hoyratlık hakim. Hatta yeyip içtiklerimiz dahi sadelikten uzak... Organik, doğal yaşam reçetelerine iştahlı yönelişimiz dahi bedeni kutsarcasına, tutarsız bir telaşın ifadesi.

Tüm bunlar sadece Müslümanların problemi değil elbette. Modernitenin tüm dünyaya giydirdiği hastalıklı elbise sebebiyle bu çelişkiler tüm toplumları kuşatıyor. Trajediden beslenen bir kültür elbette daha kaotik, çatışmacı, tabiatla savaş halinde bir dünya düzeni vadedebilir. Fakat İslam’ın iddiası bambaşkadır. Müslümanların iman ettiği dinin öğretileri, temelde umut, huzur, esenlik ve barış sunar. Bugün tuhaf olan böyle bir dinin müntesipleri olarak Müslümanların, dinin öngördüğü ana ilkeyi gölgede bırakacak tavırlar içinde olmasıdır.

Mevlana’nın çok güzel bir sözü var; ‘Akıl hac için bir deve buluncaya kadar, muhabbet Kabe’yi çoktan tavaf etmiştir.’ Sadece fıkhi hükümlere sıkıştırdığımız, biçimden ibaret saydığımız, kalbi devredışı bıraktığımız din anlayışı, ne yazık ki, bizi kalbin kazandıracağı hasletlerden de mahrum bırakıyor. Bugünkü yaygın din anlayışımız daha çok biçim odaklı olduğundan Müslümanlık temsillerimiz sadelik, güzellik, tevazu, diğergamlık gibi hasletlerden de uzak oluyor.
Fıkıh ve tasavvuf imtizacını, medrese ve tekke dengesini yitirdiğimizden beri bu boşlukta yaşıyoruz. Mimarimiz huzur ve sadelik getirmiyor hayatımıza. İslam mimarisindeki renkli, aydınlık ve ümitvar tezyinat anlayışından mahrumuz. Sanat endüstriye dönüştüğünden beri ne hat, ne tezhip, ne ebru kalbimizi inceltiyor, sanatçısını rafineleştiriyor. Artık güzelliğin içinde olmak yerine seyircisi olmayı önceliyoruz her yerde. Herşey dokunamadığımız, koklayamadığımız, parçası olamadığımız ama sadece gördüğümüz bahçe peyzajı sentetikliğinde. Tabiatla kurduğumuz ilişki, temaşa ve terennüm etmekten uzak hoyratça ve asice.

Tüm bu zıtlıklar içinde sadelik, hal ve üslubumuzun güzelleşmesi, zarifleşmesinin anahtarı. Çünkü sadelik beraberinde güzelliği, aşırılıklardan arınmışlığı ve huzuru getiriyor. Zaten, ancak sade bir yaşam anlamlı bir muhtevaya sahip değil mi?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Halk TV'de bir skandala daha imza atıldı. Cumhuriyet Gazetesi ya

Cumhuriyet yazarı haddini aştı

Düzce'de asırlık ağaç caddeye devrildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 4 ayrı noktada orman yangını meydana geldi

Elazığlı girişimci atıl durumdaki otobüs ve minibüsleri karavana dönüştürüyor