• $8,4871
  • €10,2819
  • 499.861
  • 1441.33
28 Mayıs 2016 Cumartesi

Mahallenin meydanı

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Kitabı okumak, insanı okumak, kâinatı okumak ve toplumu okumak… Biri hariç diğerleri, daha çok solo eylemler. Kitabı genelde tek başımıza okuruz. İnsanı içimizden okuruz. Kâinatı okumamıza belki sadece rüzgârın sesi, gökkuşağının renkleri eşlik eder. Ama toplum okuması son derece uğultulu bir iştir. Her yerden farklı sesler yükselir. Kulaklarınızı tıkarsınız, gözünüz görür. Çeşit çeşit imgeler serilir önünüze. Sesler, kokular, görüntüler… Hasılı toplum okuması beş duyuyla yapılan senfonik bir eylemdir. Üstelik bir de, bu okuma, donmuş hatıralar çözdürülerek yapılıyorsa, katman katman bir işe dönüşür.

Bunca çeşitliliği, kişisel yaşama yaslayarak yorumlamak ise, maharet ister. Dr. Necdet Subaşı, sosyolog kimliğiyle bu mahareti gösterenlerden. Türkiye gibi çok katmanlı bir memleketin iç içe geçmiş, birbirine karışmış örgülerini önce ilmek ilmek çözümledi, sonra ondan kendi hikayesini ördü. 55 yılda biriken yaşam sahnelerini, kişisel boyutunu dahi okurdan esirgemeden, bir buçuk yıl gibi kısa sürede edebiyat ocağında pişirip, okurun önüne çıkardı.
Subaşı’nın son bir yılda kaleme aldığı Yaz Dediler Anı, Tedavüldeki Kitaplar, Dışarıdaki Havalar, Zamanın Behrinde Ramazan Hikâyeleri gibi, isimleri de son derece özgün eserler, ne sadece hikâye, ne sadece hatırat, ne de sadece sosyolojik gözlem içeren denemeler. Üç türü harmanlayan, nevi şahsına münhasır bir üslup denemesi.
Erzurum’a, Van’a, Konya’ya, Muğla’ya gidiş gelişler arasında hayatın Ankara durağında kaleme alınan ama aslında Türkiye’yi harmanlayan bir zincir… Subaşı’nın kitapları, özellikle 60 sonrası Türkiye’nin sosyo-kültürel hayatına ışık tutacak cinsten.

Malum, artık tarih, arşiv belgeleri, kuru istatistikler, kurum belgeleri gibi donuk metinler üzerinden yazılmıyor. Kültürel alanın parçası olan her şey; fotoğraflar, gündelik hayat objeleri, kişisel anlatılar da, tarih yazımının malzemesi olarak kullanılıyor. Bu yönüyle de, Subaşı’nın kitapları, tarihe düşülmüş edebi kayıtlar hükmünde.
Yaz Dediler Ânı’nın girişindeki şu cümleler, Subaşı külliyatının içeriğine dair bir fikir sunuyor bize; ‘Bugün yıllar sonra ilk kez karşılaştığım bir arkadaş üzerinden kendime, çevreme, hayallerime ve iç dünyama yeniden bakma fırsatı buldum. Sadece kelimelerimiz ve kavramlarımız değil, dertlerimiz, atıf zincirimiz, ilgi dünyamız da tamamen farklılaşmıştı. Birbirimizin gittiği yolu olanca dikkatimizle dinlememiz ve karşılıklı nezaketimiz bile bilgi edinmenin ötesine geçemedi. Çok üzüldüm. Ardımızda bıraktığımız o güzelim günleri bir nostaljik zikir olarak anmaya bile mecalimiz yoktu. Çünkü astar değişmiş, renk solmuştu; ortaya çıkan manzara eski bir hikâyeye ortaklığın bile kaldıramayacağı kadar sarsıcıydı.’

Gerek hikâye dili, gerekse davet ettiği duygu dünyası ve elbette Türkiye’nin gömlek değiştirişine eşlik eden sosyolojik tahlilleri, bize Türkiye’nin mahallerinden birine misafir olma imkânı sunuyor. Ama bu mahalle öyle sıradan bir mahalle değil. Son yılların moda tabiri, ‘yerli ve milli’ etiketini üzerinde taşıyabilecek, ülkenin en geniş mahallesi…
Bu mahallenin gramerini çözmek isteyenler, Dr. Subaşı’nın açtığı meydanda buluşabilirler. Caminin avlusunda, çeşmenin başında, kıraathanenin girişinde ya da saat kulesinin dibinde bir tanıdığa mutlaka rastlayacaklardır.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı