• $9,3377
  • €10,8749
  • 533.047
  • 1432.68
7 Haziran 2016 Salı

Kaç Afrika uzmanımız var?

Türkiye’de 6 milyona yakın üniversite öğrencisi var. Bu rakama açıköğretim ve uzaktan eğitim öğrencileri de dahil. Bu öğrencilerin yaklaşık 340 bini yüksek lisans, 78 bini doktoraya devam ediyor. Yüksel lisans, erkekler tarafından askerlik erteleme vb. pratik faydalar için de tercih edilebiliyor. Fakat doktora genellikle bir alanda uzmanlık ya da akademik hedefler için yapılıyor.

Peki, niyeti gerçekten uzman olmak olan üniversite öğrencisi, tez konusunu ya da çalışma alanını belirlerken neleri baz alıyor? Bu sorunun cevabı, bir ülkenin insana yaptığı yatırımı, yetişmiş insan profilini göstermesi bakımından son derece önemli. Beşeri sermayeyi güçlendirmenin temel şartlarından birisi, ihtiyaç duyulan alanlarda yetişmiş insanın varlığı. Bu nedenle bakir çalışma alanlarının haritasının çıkarılması gerek.

Ne yazık ki birçok üniversitede benzer konular tez olarak çalışılabiliyor. Birbirinin tekrarı olduğu gibi belli alanlarda yoğunluk ya da belli alanlarda boşluk doğabiliyor. Bu hem emek kaybı, hem de zaman kaybı. Ülkenin öz kaynakları heba oluyor. Özellikle Türkiye gibi değişim ve dönüşüm geçiren bir ülke, ekonomik, siyasi gelişimini akademik açıdan da beslemek durumunda. Mesela, kaç Afrika uzmanımız, kaç Latin dünyası uzmanımız var? Bir ada ülkesi olan Japonya’nın 100’e yakın Türkiye uzmanı varken, bizim kaç Japonya uzmanımız var?

Türkiye’nin özellikle Afrika politikası son yıllardan ivme kazandı. Siyasi ilişkiler güçlendi, ekonomik yatırımlar arttı. Üstelik Afrika, yekpare bir bütün değil. Her ülkenin kendine has dinamikleri, kültürel farklılıkları var. Bunun da ötesinde bir Alman sömürgesi ile Fransız sömürgesi ya da bir İngiliz sömürgesi arasında belirgin farklar var. Sömürge döneminin bıraktığı sorunlar ve elbette bu nedenle kalkınma politikaları birbirinden farklı. Bu nüansları bilmeye ve muhatap olduğumuz toplumların reflekslerini tanımaya ihtiyacımız var. Batı bu konuda son derece mahir. İngiltere’de sosyal bilimlerin spesifik konuları üzerine çalışma yapan nice kürsü var. 100 yıllık kurumlar var. Hint Dili ve Edebiyatı bir yana, Hintçe’nin lehçeleri konusunda kurumsallaşmış anabilim dalları mevcut. Bir Afrika ülkesine petrol boru hattı döşemenin kabile yaşantısına etkisi gibi ilginç konularda tezler yapılıyor. Hayatını böylesi konulara adamış, bu tür alanlarda uzmanlaşmış kişiler var.

Beyaz adam, Afrika’ya giderken, muhatap olduğu insanların tüm reflekslerini biliyordu. Bu nedenle oryantalizm çalışmaları nice Afrika külliyatının, nice uzmanın, kurumun oluşmasını sağladı. Batı, bilgi-iktidar ilişkisini sömürgecilik ekseninde kullandı.

Türkiye bu ilişkiyi kalkınma desteği ve küresel adaletin tesisi için kullanabilir. Fakat bunun için, muhataplarının tüm reflekslerine, dinamiklerine muttali olmalı. Bunun için akademik yönelimleri koordine etmeli. Afrika dillerini iyi bilen, toplumların yaşantısını tetkik etmiş bilim insanlarına ihtiyacımız var.

OECD’nin 2030 yılında dünyadaki yükseköğretimin geleceğine ilişkin yaptığı araştırma şunu gösteriyor; ulus-aşırı yükseköğretim genişleyecek, akademik araştırmalarda uluslararası işbirlikleri artacak. Bu projeksiyonun ışığı altında yükseköğrenim kurumlarımız Türkiye’nin değişim ihtiyaçlarını da gözeterek alanında yetkin uzmanlar yetiştirmeli.

<p class=''>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaorğlu  dostları tarafından iyice köşeye sıkıştırıldı. Açı

HDP'den Millet İttifakı'na Öcalan şartı

İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu yaşanıyor

İstanbul'da muhteşem dolunay manzarası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi