• $8,3205
  • €10,1126
  • 498.651
  • 1454.25
17 Mayıs 2016 Salı

Okul mu eğitim mi?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

‘Çok küçük yaşlardan beri okula gitmek için eğitimime ara vermek zorunda kalmışımdır.’

Bu kışkırtıcı söz, B. Lewis’e ait. Fakat sözün sahibinden çok mahiyeti ilgilendiriyor şu an bizi.
Okul tüm dünyada eğitimi örgütleyen temel kurum. Her sabah yataklarından erken vakitte kalkıp okulun yolunu tutan çocuklar ve bir o kadar geniş eğitimci kadrosu, bu örgütlü kurumun özneleri. Singapur’dan Danimarka’ya, Kabil’den Tanzanya’ya yerel farklılıklarla değişse de, tüm dünyada durum bu. Güneşin doğduğu her şehir eğitim seferberliği ile güne başlıyor. Metropollerde servisler, çocukları kapılardan alıyor, yarım kalmış uykular ‘öğrenmek’ gibi teknik tarafı ağır basan bir amaçla değiş tokuş ediliyor. Hafta sonu tatil eğlenceleri, isteksiz biçimde yerine getirilen ev ödevleriyle takas ediliyor.
Bürokratik kurumlar, her yıl eğitim oranları açıklıyor, ülkeler gelişmişlik göstergesi olarak okur-yazarlık oranlarını yarıştırıyor. Fakat tüm bu çabalar, yukarıdaki cümleyi kurduracak bazı olumsuz sonuçlar yaratıyor. Çoğu ülkede okulda verilen eğitimin kalitesi hedeflenenin çok gerisinde kalıyor. Ve ne yazık ki hayatlar eğitime değil, okullara adanıyor. Okul bazen insan hayatının en temel meselesini ıskalayacak angaryaya dönüşebiliyor. Çünkü çoğu eğitim sisteminin mahiyet ve yöntem sorunu var. Yüke dönüşüyor. Nitekim biliyoruz ki, yükseköğretim mezunları arasından da şiddet yanlısı, sorumsuz insanlar hatta katiller çıkabiliyor. Bu noktada, okulun sağlam bir eğitimin garantisi olmadığı söylenebilir. Okullar çoğu zaman mesleki eleman yetiştiriyor. Ne oranda kaliteli insan yetiştirdiği ise, her zaman sorgulanmaya açık.
Oysa hayatta aslolan şey, eğitim. İster okulda, ister ailede, isterse başka bir kurumsal çatı altında olsun. Eğitim, insanın hayat boyu karşılaşabileceği tüm değişkenlere karşı sağlam bir karakter inşa etme süreci. İbn Haldun ‘İnsan nesebinden ziyade, itiyatlarına mensuptur’ diyor. Çocuklara kazandırdığımız alışkanlıklar, eğitimin asli unsuru. Bilgiyi bir değerle buluşturmadığımız sürece, hayat teknikten ibaret kalıyor. Okullar bize siyaset, hukuk, diplomasi öğretse de, değer kazandırmayabiliyor. Oysa;
Sevgisiz zekâ, bizi küstah yapar.
Sevgisiz hukuk, bizi dizginsiz yapar.
Sevgisiz diplomasi, bizi ikiyüzlü yapar.
Sevgisiz başarı, bizi kibirli yapar.
Sevgisiz zenginlik, bizi haris yapar.
Sevgisiz uysallık, bizi hizmetkâr yapar.
Sevgisiz yoksulluk, bizi mağrur ve aksi yapar.
Sevgisiz güzellik, bizi gülünç yapar.
Sevgisiz kudret, bizi zorba ve despot yapar.
Sevgisiz çalışma, bizi köle yapar.
Sevgisiz sadelik, bizi değersiz yapar.
Sevgisiz kural, bizi tutsak yapar.
Sevgisiz siyaset, bizi bencil yapar.
Sevgisiz inanç, bizi bağnaz yapar.
Sevgisiz hayat… Anlamsızdır.
n Sevgi sözcüğü yerine ‘değer’ odaklı başka bir kavram konularak da okunabilir.

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı