• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
24 Ekim 2015 Cumartesi

Devleti okuma biçimi

Ordular, devlet daireleri, yol-su gibi altyapı ve üstyapı yatırımları, bürokratlar devletin görünen yüzünü temsil eder. Devletin bir de görünmeyen yüzü var. Biz buna ruhu diyebiliriz. Bunu somut bir şekilde görmek zordur. Yalnızca yansımaları görülebilir. Bazen satır aralarından okunur. Puzzle’ın parçaları gibi, bu yansımalar bir araya getirildiğinde ise, devletin kimliğini yansıtan büyük fotoğraf çıkar ortaya. Bu fotoğraftan bazen devletin demir yumruğunu, bazen adaletini, bazen toleransını görme imkânı olur. Yönetim kültürü diyebileceğimiz bu tabloyu temsil eden imgeler, kamusal alana uzanan köprüler gibidir. Toplumun devlet algısı bu imgeler üzerinden şekillenir.

Hayır kurumları, çeşmeler, imarethaneler ve toplumun diğer sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı mekânlar, ibadethaneler bu algının halkla buluşma yerleridir. Padişahın/kralın ya da devlet başkanının himaye ettiği eserler, sanatçılar, projeler kimlik inşasının diğer aksülamelleri olarak kabul edilebilir. Bu yansımaların bir kısmı kamusal mekânlarda, bir kısmı da imparatorluk saraylarında kendini gösterir. Sözgelimi eski çağlarda, klasik Avrupa Devletleri’nde, Babürlülerde çok yaygın şekilde rastlanan egzotik hayvan figürleri devlet saraylarının ve padişahın güç gösterge alanlarından biriydi mesela. Tabiatın en güçlü varlıklarını dize getirmek, yabani coğrafyalardan imparatorluk merkezine onları taşıtabilmek, kudret alametleri olarak algılanıyordu .
Kuşkusuz modern devletlerde bu tür sembolik ayrıntıların önemi ve söylem gücü azaldı. Haşmet ve şaşaa göstergeleri artık çok daha reel; genç nüfus, gayri milli hasıla gibi... Fakat hâlâ bu sembolik dilin kendini ifade ettiği bir alan var; protokol. İmparatorlukların teşrifat dili kadar ağdalı olmasa da, modern devletlerin sessiz ama etkili diplomasi diline karşılık geliyor protokol. Devletin en köşeli, sert yanı olan hiyerarşik yapının sözcüsü, protokol kaideleri. Lisana dökülmeden herkesi hizaya çeken, ince ayarlı bir dil. Daha geniş anlamda iktidarın sergi alanı da denebilir.
Bir tarihçi ilgisinin ötesinde bu tür meseleleri bugünlerde daha dikkatle takip ediyorum. Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu temsil eden yeni kimliği, çoğumuz farkında bile olmadan sessizce inşa ediliyor. Vatandaşlar olarak bizler bu inşayı en bariz biçimde milli bayramlarda hissediyoruz belki de. 29 Ekim yaklaşıyor. Yine köklü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını temsil eden imgeler üzerine yeni yorumlarla karşılaşabiliriz. Geçtiğimiz yıl, 29 Ekim resepsiyonu, Çankaya’dan sonra Beştepe’de ilk kez yapılacaktı. Yeni Türkiye’nin kimlik göstergeleri orada sergilenecekti. Fakat Soma faciası nedeniyle resepsiyon iptal edildi. 30 Ağustos Zafer Bayramı sırasında bu inşanın kısmi yansımalarını gördük. Askerle sivilin yakınlaştığı, şehitlerin ruhuna okunan Kur’an tilavetinin tüm toplumda hissi bir karşılık bulduğu yeni ve farklı bir tecrübeydi. Şimdi yeni bir 29 Ekim geliyor, devletin somut yüzünden ziyade, pekişen ruhunun yansımalarını satır aralarında göreceğiz yine. İktidarın sembolik dilini, gramerini ve yeni taşıyıcı enstrümanlarını fark edeceğiz.
Türkiye’de toplumla birlikte devletin yapısı da büyük ölçüde değişiyor. Bu değişimin etnograf ve tarihçilere ilham kaynağı olacak en renkli malzemeleri de, milli bayramlara yansıyacak. Bu sofistike panoramadan iyi bir okuma yapabilirsek, askerler, toplar, tanklar üzerinden değil, fikirler, biçimler ve yeni imgeler üzerinden devletin değişen yüzünü daha şumullü olarak görebileceğiz.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi