• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
10 Ekim 2015 Cumartesi

Dergilerin sesi yeniden yükselirken

‘Bir hitabet kürsüsüdür’ dergi. Ya da ‘zekâlar topluluğu’. ‘Bir neslin vasiyetnamesidir’ de denebilir. ‘Bir şehrin iç sokakları gibi mahrem ve samimi’ olduğu kadar ‘kendi zamanının makyajsız çehresidir’ de. Tüm bu tanımlamalar yaygın olarak bilinen ‘dergi, hür tefekkürün kalesidir’ tanımıyla birlikte Cemil Meriç’e ait.

Büyük dönüşümlerin yaşandığı dönemlerde matbuat dünyası, bu değişim ve dönüşümün birinci dereceden şahitleri olur. İçinde bulunulan dönem kadar 100 yıl sonraya, tarihe bırakacakları hasıla açısından da önemlidir dergiler. Nitekim 19.yy. Türk modernleşmesini anlamanın birkaç anahtarından biridir dönemin kalem erbabının çıkardığı mecmualar. (Dergi-mecmua farkına şimdilik girmeyelim.)

Türkiye’deki siyasal ve toplumsal dönüşümün mimarı olan AK Parti’nin dayandığı İslamcı hareketin fikri mücadelesi de yine dergiler üzerinden takip edilebilir. Dergi daha çok doğum hazırlığı gibidir. Sayı sayı biriken fikri yoğunlaşmanın patlamasıyla gerçekleşir doğum. Ama doğumla birlikte dergicilik bir süre rafa kalkar. Nitekim AK Parti’nin iktidarda olduğu 13 yıl boyunca dergicilik uykuya çekilmiştir. (‘Muhafazakâr moda dergileri’ni fikri dergicilikten hariç tutuyoruz) Zira yeni bir doğumla birlikte erbab-ı kalem bürokrasiye ya da gündelik siyasetin çekişme alanı gazetelere kaymıştır daha çok. Kendi kozasında, kendi gelenek zincirinin halkalarını koparmamaya çalışan birkaç edebî çaba dışında İslamcı ajandanın ilk gündem maddesi olmaktan çıkmıştır dergi.

AK Parti iktidarı boyunca askeri vesayetin ortadan kaldırılması, demokratik hakların iadesi ve çözüm süreci gibi cephe savaşları birinci gündem maddesi olmuş, siyaset her şeyin önüne geçmiştir. Derken, 2013’teki Gezi ve 17/24 Aralık hadiseleri, 10 yıllık rehavet döneminin silkinme vesileleri olmuş, sular biraz durulduğunda ise dergicilik yeniden hareketlenmeye başlamıştır. Bu anlamda Mayıs 2014’te ilk olarak Lacivert yola çıkmış, ardından Şubat 2015’te Nihayet, Ekim 2015’te ise Cins, son bir buçuk yılın kazanımlarıdır. Nihayet ve Cins, Türkiye’deki İslamcı entelektüel gelenekte önemli yeri olan bir yayın grubunun, ilki daha çok kadın, ikincisi erkek ‘dayanışması’ olarak görüntü veren dergileridir. (Bazı tanımlamalar haksız mahkûmiyetler gibidir, kadın ve erkek dergisi demekten imtina ederiz.)

Lacivert, dindar genç kızların 28 Şubat sonrası kazandığı küresel ufku ağırlıklı olarak hissettiren, kadın girişimli oluşumların yaygın ilgi alanlarının dışında, eril sahada kalem oynatan, tıpkı ilk dosya konusu gibi ‘devrimci ve muhafazakâr’ kodları içinde barındıran, görsel diliyle kendine özgü, sıra dışı bir nefestir. Nihayet, İslamcı ajandanın makro siyasi ve fikri odaklanmalarından sıranın ‘nihayet’ gündelik hayata geldiğinin ikrarı babında, değişim ve dönüşümün belki de en parlak aynası ‘gündelik hayat’a odaklanan ve ‘bilgiye doymuş bir dünyada yaşama sanatı’ gibi iddialı ama ihtiyaç bir bakıştır. Cins’e gelince; henüz ilk sayısını gördüğümüz ve sadece kapağını açabildiğimiz ama 90’lı yıllardan bu yana aşina olduğumuz bir muhitin yeni yüzüdür. Üstünden bir ‘iktidar zamanı’ geçmiş bir fikriyatın değişen ajandasının izini sürebileceğimiz Cins’in, muhalif olma vasfını üzerinden eksik etmeyecek cins bir ses olması beklenmektedir.

Her biri ihtiyaçtır, her biri, varlık hikâyesini devletçiliğe karşı sivil duruşu temsil ederek inşa eden bir fikriyatın devletçiliğe teslim olma tehlikesine karşı panzehirdir. Dergicilik gayreti yeniden ateşlendiğine göre, ufukta yeni bir doğum beklenebilir mi? İyimser bakışla bu, Türkiye’deki yerleşik ‘kültürel hegemonya’nın kırılması ve büyük dönüşümün sivil bir anayasa ile tescillenmesi için -özeleştiri içeren- yeni bir tazelenme süreci olarak görülebilir. Ama aynı şekilde bu parıltılar, neticelenme şansı olmayan bir dış gebelikten öteye de geçmeyebilir. Ötesini, büyük siyasal dengelerin şekillendireceği ortam ve bu gayret sahiplerinin gündem belirleme kapasitesi gösterecek.

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?

Merkel'den Türkiye'ye veda ziyareti! Cumhurbaşkanı Erdoğan, Huber Köşkü balkonunda İstanbul Boğazı'nı anlattı